Şirkette değişen kültürle başa çıkabilmek

Kapsamlı kültürel değişimlerinin en sık yaşandığı zamandır şirketlerin el değiştirme süreçleri. Burada ki kültürü tanımlarken: Şirketin müşteriler ile iletişim şekli, çalışanlardan beklentileri, hatayı tolere etme biçimleri, şirketin beklentilerini aktarma ve aksiyona dökme biçimi, kariyer planlamasına bakışı… gibi elementlerden oluşan bir etkileşim ortamı olarak görebilirsiniz. Kültür görülen ve görülmeyen kurallardan oluşur. Görülen kurallar şirket politikası olarak zaten yazılıdır ve genelde insan kaynakları tarafından dokümante edilmiştir. Asıl mesele görülmeyen kurallardır ve bunu herkesin okuması zordur. Görülmeyen kültürel ortamda genelde insanlar kendi algılarını yaşarlar. Kendilerinden öncekilerinin davranışlarını okumak ve kullandıkları ifadelere bakmak suretiyle kafalarda zamanla kültürel algılar gelişmeye başlar. Bazen de bu algılar yanlış olsa bile şirketin bir kültürü olduğu zannedilir. Arada ki farkı kısa bir örnek ile açıklamak gerekirse, hemen hemen hiç bir şirketin yeniliklere kapalı olma şeklinde yazılı bir politikası yoktur. Ama yeniliklerden uzak durulduğunu ve statükonun korunmaya çalışıldığını görüyorsanız, bu gizli kültürün etkisinden dolayıdır. Aynı şekilde, yapılan bazı hatalara bile tolere edemeyen yazılı olan değil, kültürün gizli olanıdır.

Hızlı kültürel değişimlerin arkasında şirket içinde güç sahibi insanların attıkları adımlar vardır. Her ne kadar değişimin aşağıdan yukarı olması hayal edilse de, gerçekler farklı şeyler söyler. Eğer bir de dışarıdan yeni yöneticiler ithal ediyorsanız, kültür değişiminin yaşanması kaçınılmaz olabilir. Zannedilenin aksine, kültür ince ipler ile dokunmuştur. Dolayısıyla kendisine yetki verilmiş bir insan tarafından hızlı değişim ve kopmalar yaşayabilir. Bundan dolayıdır ki kültürel değişimlerin satır aralarını okumak size çok şey katabilir. Belkide orası sebep olmak istediğiniz değişimlerin yöntemlerinin ve biçiminin cevapları bulacağınız yer olacaktır.

Hayatımda bir kaç defa köklü kültürel değişimlere maruz kalan şirketlerde çalıştım. Hatta bir defasında şirket satın alındıktan sonra, çalışanlara kültürel hiç bir şeyin değişmeyeceğini ve yine aynı şekilde devam edeceğimiz söylendiği halde buna çok inanmadığımı o gün toplantı salonunda söylemiştim. Zamanın beni haklı göstermesine üzüldüm çünkü bir zaman sonra herkesin rahatlıkla gözlemleyebileceği şekilde kültürel değişimler meydana geliyordu. Sonrasında eski arkadaşlarımdan kimse o şirkette kalmadı. Bu değişimlere belki başkalarından daha önce uyanmış olduğumdan olabilir, gemiyi hemen hemen herkesten erken terkettim diyebilirim. Yanlış anlaşılmasın, kültürel değişimler çoğu zaman iyide olabilir. Bürokrasinin azalması için bu değişimler özellikle de köklü şirketlerde gerekebiliyor. Ama kültürün değişeceği ve sevdiğiniz eski şeylerin kalmayabileceği gerçeğine kendinizi alıştırmak zorundasınız. Başka şirket tarafından satın alındığınızda, kendinize şu rahatlatıcı ifadeyi kullanabilirsiniz: Satın aldıklarına göre demek ki iyi işler çıkarıyoruz. O zaman bunda en büyük katkı sahip olduğumuz güzel şirket kültürü. İlk başta mantıklı gibi duruyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bazı zamanlarda anlaşılır ve doğru bir yaklaşım. Ama işin aslının her zaman bu şekilde olmadığına bir kaç defa şahit olmuş bir insanım. Birincisi her zaman başarılı şirketler satın alınmaz. İkincisi de başarılı olsanız bile, sizi satın alanlar daha çok para kazanmak ve size verdikleri parayı geri alabilmek için daha fazla beklenti içine girebilirler. O zaman kültürel değişimlerin ne kadar hızlı ve bazı zamanlarda da acı olduğunu görmeye başlarsınız. Bir de şirketiniz dışarıdan bir yönetici almayı tercih ediyorsa, o zaman toplu işten çıkarılma ihtimali daha da yükselmiş olabilir. Çünkü dışarıdan gelen insanların hali hazırda çalışanlara karşı duygusal hiçbir bağları olmuyor. Çalışanları düşünmek yerine daha çok şirketi ve geliri düşünebiliyorlar. Dolayısıyla alacakları kararlarda bu dikkat edilmesi gereken bir temel olacaktır. Bu da aklınızın bir kenarında bulunsun.

Eminim şimdiye kadar konuştuklarım uzun zamandır piyasada olan insanların tecrübe ettikleri sorunlardır. Ama yazımın başlığında da söylediğim gibi benim anlatmak istediğim kısım bununla nasıl başa çıkabileceğiniz. Cevabın içinde sihirli bir değnek yok. En kısa yol, bilinçli ve etrafınızda ne olup bittiğine dair farkındalık gösteren bir birey olmak. Öncelikli olarak yeni patronların size anlatacakları şeylerin satır aralarına bakmanız gerekiyor. Eğer bu toplantılarda elinizde telefon Facebook ta neler oluyor diye bakıyorsanız, o zaman başınıza gelebilecekler hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmayacaksınız. Ne bekliyorlar, ne görmek istiyorlar, hangi ifadeleri ve teknik kelimeleri seçiyorlar ve hangi geçmişten geliyorlar gibi soruların cevaplarını aramanız gerekiyor kullandıkları ifadelerin satır aralarında. Örneğin, kullandığı teknik çözümlerde hangi kilit kelimeleri daha çok ön plana getiriyor. Onun ileride öğrenmeniz gereken bir şey olacağını düşünebilirsiniz. Nasıl bir satış politikası getirmek istiyor? Eğer satış yapmadığınız endüstrilere de ulaşmak istiyorsa, o zaman üründe ciddi değişiklikler olacak demektir yada yeni ürünlerin geliştirilmesi gerekecektir. Mesela, bir yıl içinde bu değişimleri sağlamak istiyorlar, o zaman esnek giriş çıkış saatlerinize elveda diyebilirsiniz. Patron daha çok pragmatist mi yoksa idealist mi? Eğer birincisi gibi ise o zaman daha önce çalışmadığınız şeyleride öğrenmeniz gerekecektir.

Tabi yukarıda anlattığım sadece bir senaryo. Bu her zaman böyle olacak demek değil. Ben sadece örnek çıkarımlarda bulundum ama bu çıkarımlar bile tamamiyle doğru olacak demek değil. Ama sizin ise asıl amacınız hazırlıklı olmak ve proaktif bir şekilde kendinizi gelmesi ihtimal değişikliklere hazırlamak. Zaten kaliteli bir çalışanda değişime açık olup reaksiyoner değil aksiyoner olan insandır. Eğer bu şekilde bir insansanız, o zaman çok şey kaybetmiş olmuyor hatta farklı insan ve çalışma biçimlerine karşı tecrübe kazanmış oluyorsunuz. Olayın pozitif tarafından bakıyoruz açıkçası. Hayatımız ile alakalı kabullenmemiz gereken en önemli gerçeklerden bir tanesi de değişimin bizi devamlı takip edeceği gerçeği.

Değişen kültür ile başa çıkmanın diğer bir yöntemi ise öncelikle iş arkadaşlarınız ile yakın ilişkiler kurmanız. Ben işe gider gelirim başkasına karışmam demek çok önemli bilgileri de kaçırmak demek. İnsanların gördüğü ama sizin görmediğiniz çok şey olacaktır. Buna kolektif akıl denir. Farklı kesimlerde çalışanlarının şahit olduğu değişimleri de öğrenmek ve şirketin yeni yönünü kestirmek doğru arkadaşlıklara sahip olmak ile sağlanabilir. Aynı şekilde bu değişimlere ayak uydurmakta yine takım olarak daha kolay olacaktır. Çoğu zaman doğru kurulmuş takım ve arkadaşlıklar, şirket içinde meydana gelecek yıkıcı kültürel değişimlere karşı çok daha güçlü bir direnç gösterecektir. Bazen yanlış anladığınız bir konuyu takım arkadaşlarınız ile konuşmak suretiyle düzlüğe çıkabilir ve gereksiz endişelerden de kurtulabilirsiniz.

Şimdilik aklıma son gelen şey, yöneticiniz (artık proje yöneticisi, CTO, vs. ne ise sizi yakından yönetenler) ile güzel ilişkiler kurun. Bunu siyasi olarak söylemiyorum, insani olarak söylüyorum. Zaten insanlar ile güzel ilişkiler kurabilecek dengeli bir karaktere sahip iseniz, neden sizi yöneten bir insan ile selamsız sabahsız beraber çalışasınız ki? Stabil bir iş arkadaşlığı ilişkisi size yöneticiniz ile daha dürüst iletişim kurmada ve endişelerinizi daha rahat paylaşmada yardımcı olacaktır. Bu sağlıklı iletişim sayesinde, kafanızda ki endişelerinizin cevaplarını daha yetkili bir ağızdan alma şansını elde edeceksiniz.

Bunların dışında kalan son şey ise, bazen daha radikal kararlar alabileceğiniz gerçeği. Belki yeni kültürü asla sevemeyecek ve orada mutlu olamayacaksınız. Bunu da kabul ederek yeni işler aramak ve sizin karakterinize uygun yerlere bakmak isteyeceksiniz ki bu çok normal. Yukarıda anlattıklarım, çöplüğe dönmüş bir ortamda çalışma teknikleri değil. Sadece değişiklere daha hızlı ayak uydurmak sayesinde hem kariyerinizde ilerisini görebilmek hemde kafanızda ki endişeleri atmak suretiyle sevdiğiniz işin tadını çıkarmaya devam etmek. Aksi halde politik davranışların altı boş yalanları ile kendinizi kandırmak değil.

Bir daha ki yazımda görüşmek üzere…