Her fikir değerli midir?

Tarik Guney
Aug 10 · 4 min read

Bu soru fikirleri eleştirilince bunu şahsına bir hakaret olarak algılayan bir neslin içinde sorulabilecek en zor sorulardan bir tanesidir herhalde. Sert ve eleştirel bir giriş oldu belki. Bazılarınız ise yazının nereye gideceğini ve benim sahip olduğum yargıları çoktan kestirmiş olabilirler bu ilk cümle ile. Ama durun, belki daha farklı şeyler söyleyebilirim.

Eskilerden gelen bir söz vardır: Rahle-i Tedris. Ben bunu bir ilim adamının yanında ve belki de bazen diz dize değecek şekilde ondan ders almak olarak okumuşumdur çoğu zaman. Onlarca ve belki de yüzlerce kişinin katıldığı bir sınıfta kendisini haftada bir saat gördüğünüz öğretmenden alınan sığ eğitimden farklı olarak, öğrettiklerini yaşayan ve bunu fikir ve haraketlerinde gösteren eğitmenlerin yanlarında yetişen insanların sadece kuru bilgiler değil, aynı zamanda nasıl düşünmeleri ve neyi nasıl eleştirmeleri gerektiği gibi meselenin usül ve üslubuna bakan bir eğitim biçimi ile şekillenen insanlardan değiliz artık. Zamanla bazı şeylerin yozlaşmış olması, bu şekil bir eğitimin nesiller üzerinde çok daha kalıcı bir etki bıraktığı gerçeğini değiştirmez.

Yukarıda değindiğim şekilde eğitimlerin verildiği zamanlarda yaşamıyoruz. Dolayısıyla, bilgi hayatımızın bir parçası olarak değil, daha çok tartışmalarımızın bir parçası olarak kalma tehlikesi yaşıyor. Bu eksikliğin insanın sahip olacağı ve üreteceği fikirlerin kalitesini etkilememesi düşünülemez herhalde. Biraz daha fazla emek sarfetmek ile insanların kendilerini yetiştirmesinin önemli olduğu zamanlar belki bunlar. Bu gereksinim hem yukarıda anlattığım eğitimin yok olmasından, hem de iletişimin kolaylaşması ve yaygınlaşması ile kitlelerin çok daha rahat kandırılabilmesi ve bu bilgi kirliliği arasında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın çok daha kolay olması gibi sorunlardan dolayı.

Bu noktada bir şeyi açığa kavuşturmak lazım. Belki bazılarınız, bilgi hayatımızın bir parçası olmadan 21. yüzyılda bunca yeniliğin nasıl ortaya çıktığı sorusunu düşünüyor olabilir. Dünyayı ileriye taşıyacak buluşları yapan insanlar toplam nüfusun çok küçük bir kısmı aslında. Bu rakam belki de %1. Bu kadar küçük bir rakamı oluşturan insanların yaptıkları buluşları ve harcadıkları emekleri kendimize vermek biraz ayıp olur herhalde. Dünyanın değişimine neden olan insanların çoğunun ismini bile sayabiliyoruz. İsimleri bile sayılacak kadar az olan bunca insanın emeğini 7 milyara vermek doğru olmaz. İnsanların çoğu yeni gelişmelerin ve buluşların daha çok tüketen kısmında yer alırlar. Mesela, dünyanın çoğunun haberi bile yokken bir yerlerde bazı insanlar dünyada başka bir çağ başlatacak olan ve sonradan bilgisayar diyeceğimiz yenilikler üzerinde çalışıyorlardı. Bugün ise o çalışmalarının tüketicisi milyarlar var karşımızda. Çoğu insanın bu gelişmelerdeki katkıları onları satın almak ile ilerlemesi için gerekli maddi kaynağı sağlamak.

Şimdi yazımıza biraz da değer ifadesini anlamak ile devam edelim. Değerli midir sorusundaki değeri bir kaç açıdan incelemek lazım. Bir fikri tam manasıyla değerli kılan, o fikir üzerinden önemli aksiyonlar alıp alamadığınızdır. Bir fikri aksiyonlara temel teşkil edecek kadar değerli kılan ise fikri üreten kişi ve kişilerin karakterlerinde sahip olmaları gereken: Dürüstlük, araştırma arzusu, devamlı olarak okumak ve öğrenme çabası, doğruyu bulma hevesi ve yalandan tiksinti duyması, temel mantık kriterlerini iyi anlamış olması, fikirlerini ciddi analizlerden geçirme uğraşısı, vs. gibi değerlerdir. Normalde kaliteli fikirleri üreten insanlarda bu değerlerin hepsinin bulunması gerekir. Bu şekilde yaşayan insanlar ise maalesef sayısal olarak çok fazla değiller. Fakat bu özelliklere sahip olmayan insanların fikirlerini silip atmak yerine, fikirlerin farklı değer seviyelerine sahip olabildiği gerçeğine bakmak gerekebilir. Mesela, bazı insanlar dürüsttürler ama diğer kriterlere sahip olmayabilirler. O insanları, insanlıklarına ve samimiyetlerine saygı duyduğunuz için dinleyebilir ve fikirlerini anlamaya çalışabilirsiniz. Bazı insanları sırf eğitmek açısından dinleyebilirsiniz, fikirlerini çok almasanız da. Bazen ise, farklı fikirlerin ortaya çıkması için gerekli aktivasyon enerjisini düşürmek için herkesin fikrini dinlemeye çalışırsınız. Dolayısıyla insanları dinlemek her zaman onların fikirlerinin kalitesinden ve değerinden değil, bazen daha büyük bir hedefe ulaşmak içindir. Onun için fikrine çok değer verdiğiniz için bir insanı dinlemek ile ayıp olmasın diye dinlemek arasında ince bir çizginin varlığının bilinmesi lazım.

Tabi bu noktada hiç dinlenmeyen insanlar da olacaktır ki bunlar yalan ve iftira ile çamur at izi kalsın sersemliği ile fikir üretenlerdir. Bunların ne insanlıklarına ne fikirlerine saygı duyulur. Bundan dolayı bazı fikirler bırakın üzerinden aksiyon alınmayı, dinlenecek kadar bile değerli değillerdir. Ama akıllı insanların zamanları yettiğince farklı fikirleri dinlemesi ve kötü olanlardan ibret açısından ders alması, iyi olanlardan ise örnek bilgiler içermeleri açısından ders çıkarmaları gelişimleri açısından değerli bir yaklaşım olacaktır. Ahlak sahibi insanlar icin, yalan ve iftira ile fikir üretenlerin batırmaya çalıştıkları hayatları görüp bundan tiksinti duyması ve bu şekilde davrananların karakterlerini analiz etmek sureti ile benzer sorunlar kendisinde de çıkabilir endişesi ile devamlı kendisini incelemeleri faydalıdır. Kaliteli fikir üretlerden ise fikir üretim süreçlerini ve sancılarını örnek almaları kendisilerinin gelişimi adına çok ciddi katkılar sunacaktır.

Kandırılmak istemeyen ve uzun vadeli kazanımları kısa vadeli yalan temelli kazançlara tercih etmek isteyen herkes için değerli fikirler çok önemlidir. Meseleye dar açılardan bakmak ile adil çıkarımlar yapamayan ve mahruti şekilde olayları inceleyemeyen insanların fikirleri ne kadar iyi niyetli olsalar bile ciddi sorunlara neden olacak tehlike potansiyeline sahiptirler.

Son zamanlar incelediğim bazı yazarların objektif görünümlü yazıları altında aldığım kokular genelde korkmuşluk, sahip olduklarını kaybetme endişesi, bilgisizlik, umursamazlık gibi sorunları barındırıyor. Kötü ve iyi ayrımını yapmamayı objektif olmak adı altında saklamak istiyorlar. Eğer tüm mantıki ve ahlaki prensipler çerçevesinden bir davranış ve fikir yanlış ise buna yanlış dememek objektiflik olamaz. Bilakis, subjektiflik olur. Bir ağaca ağaç dememek yerine varlık demek ile onu genelleştirmek nasılsa, bir davranışı temel motifleriyle inceledikten sonra bir karara bağlamaktan kaçınmak objektif olmak ile açıklanamaz. Bu şekilde sorunlar yaşayanların fikirleri de ne kadar değerlidir? Dolayısıyla burada sağlam çalışan bir muhakemenin de üretilen fikir üzerinde ne denli etkili olduğunu görme şansımız oluyor.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Tarik Guney

Written by

Software Engineering Team Lead @ Motorola Solutions, PhD Candidate in Computer Science. Author of the book: Hands-on with Go: https://amzn.to/2QYFoaV

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade