İntikam Almak

İnsan olmanın ve insan olarak kalabilmenin zorluğu daha da ağırlaşıyor omuzlarında. Dün mırıldanan zorbalık türküleri, bugün sokaklarda haykıra haykıra söyleniyor. Varlığını, kimliğini, düşüncelerini, kısacası seni yok etmek isteyenlerin yalancı cennetlerinden zafer şarkıları geliyor. Mutlu olmanın hayat veren iksirini, yok etmekte arıyorlar. Bilmediği şeyleri öğrenmek ve anlamaya çalışmak yerine yok edip sonra ise ölüsüne ağlıyorlar. Kimileri ise düşmanımın düşmanı benim dostumdur deyip toprak olmanı bekliyor taş olmuş kalpleri ile. Benden değilsen sana adalet yok diyenler kendilerine gösterilmeyen adaletten yakınıyorlar. Dedim ya arkadaşım, ne kadar da zor insan kalabilmek bu devirde. Kurtlar kuzulara efendi olmuş ama ormanlarda bile daha çok kanun ve nizam oluşunu hayretle izliyorsun.

Ama sen farklısın... Hemde çok farklısın. Seni yok etmeye çalışandan intikamını var olmak ile alıyorsun. Onlar kendi varlıkları altında ezilirken, yok edeceğiz diye senden aldıkları yüklerden dolayı seni semalara dost ettiler. Ağlamanı isteyenden intikamını gülerek alıyorsun. Öyle gülüyorsun ki, için gülüyor… içimiz gülüyor. Mutlulukları pamuk ipliklerine bağlı olanlara inat ne kadar da güzel gülüyorsun. Seni hücrelere tıkmak isteyenlere inat iç dünyanda onların gitmediği yerlere gidecek kadar özgürleşiyorsun. Milyonlar paralarına, yatlarına ve katlarına rağmen, gittikleri hiç bir yerden zevk alamayanlara, metresleri için açtıkları evlerde veya şoko partilerde her geçen gün daha da mutsuz olanlara inat, seni tıktıkları hücrelerin karanlığında bir güneşin söndü ama binlercesine açtın gözlerini. Sabah akşam hakaret etmelerine rağmen, lafınız bittiyse işime dönmek istiyorum diyecek kadar edeplisin. Vatansız diye ettikleri hakaretlerden intikamını dünyayı vatan edinerek aldın. Dünyanı elinden alanlardan ise ahireti vatan edinerek aldın intikamını. Elinden ekmeğini aldılar. Kendileri ne yesek diye şaşırıp hiç bir şeyden zevk alamaz oldular. Sen ise onlardan intikamını bir kuru ekmek ve soğandan en ala baklavalardan bile daha çok tad alarak aldın. Dikenlerinden dolayı kesilen bir gülsün sadece. Düşüncelerin ve haykırdığın hakikatler diken oldu battı güzellikten anlamayanlara. Yalan söylediğinin farkına varamayacak kadar karakteri tefessüh edenler, insanım deyip insana kıyanlar, adalet deyip bozgunculuk yapanlar, kaostan nemalananlar… nasıl anlasınlar ve nasıl sevsinler seni? Batacaktı tabiki de onlara dikenlerin. Kesmek için geleceklerdi tabiki de seni. Bir güle düşman olanlar, dozerler ile girecekti tabiki de mis kokulu gül bahçelerine. Ama sen yine kesildiğin yerden biterek aldın intikamını. Yıllarca kin ve nefret ile sahip olduklarının tadını çıkaramayanlardan, sen en küçük şeye bile gülerek aldın intikamını. Güneşin daha selam vermediği saatlerde içine doyasıya çektiğin nefes ile aldın intikamını.

Nasıl yenecekler ki seni? Dışarıdan bir adam kuvvetindesin belki, ama içine bakanlar ordular gördüklerinden korkuyorlar ve yok etmek istiyorlar seni. Ondandır ordularıyla üzerlerine gelmeleri. Milyonlarca insandan korkmayanlar, senden korkuyorlar. Akıl ve vicdan öyle bir şeydir ki, varlığında bir insanı milyon yapar, yokluğunda ise milyonları bir yapar. Arkalarına aldıkları sürüleri ile sana saldırıyorlar. Bir kez bile konuşma hakkı vermediler sana, ama sen insafsıza hak anlatılmaz diyerek aldın intikamını. Cahili dost edinmeyerek aldın milyonlarcasından intikamını. Uçurumlara delicine koşanlara takılmayarak aldın onlardan intikamını. Ya bizdensin ya onlardan diyenlerden insan olan herkes ile konuşurum demek ile aldın intikamını. Gizli kapılar arkasında korkunç planlarını yapanlardan, kapılarını sonuna kadar açarak aldın intikamını. Seni öldürmeye çalışanlardan, yiğit ölmez kolay kolay diyerek aldın intikamını.

Düşmanlıkta sınır tanımayanlara dışarıdan baksan, fetihler yapmış komutanların gururunu yaşıyorlar zannedersin. Gerçekte asla mutlu değillerdir. O kadar eziktirler ki onlar, korkularından herkese ve herşeye saldırırlar. Her konuşmalarında seni kötülemekten güzel şeyleri konuşamaz, sana tuzaklar kurmaktan anı yaşayamaz, geceleri ansızın çıkıp gelebilirsin korkusuyla yaşarlar onlar. Attığı kahkaları kendilerini kandırmaktır onların. Düşmanlık, korku, gammazlama, hased, intikam üzerine kurdukları düzenleri aslında kendi başlarını yer onların. Kendi aile efradından ve akrabalarından bile korkarlar onlar. Sahip oldukları ile asla mutlu olmaz ve daha fazlasına ihtiyaç duyarlar. Daha fazlasını kazanmak için daha çirkin oyunlarını oynarlar. En zor anında bile küçük kızının mis kokulu saçlarını okşarken aldığın mutluluk en büyük intikamındır varlık içinde yanlız kalanlardan.

Seni hiç tanımadım. Kimsin bilmiyorum. Tek bildiğim seni kendi düşlerimde yarattığım. Seninle çok iyi arkadaş oldum. Kim bu diye sorsalar, o derim… Sadece ben bilirim, herkes beni dinlesin diyenlere karşı koca yürekli bir sestir o. İnsan olmanın dinginliğine ermiş bir yiğittir o. Her anlatılana inanmak yerine, araştıran bir alimdir o. Ne koyundur ne de kurttur o. Konuşurken öğrenirsin, sessizliğinde ruhun dinlenir. En karanlık anında beliren dolunaydır o. Hislerine kapılınca gürleyen mantığındır o. Mantığın zorbalaşınca, geçit vermez dağlara benzeyen vicdandır o. Korkunca, kılıç kalkan kuşanmış bir korumadır o. Mutlu olunca seninle kocaman bir kahkaha atandır o. Gözlerin yaşarınca, gözlerinde kaybolduğun bir deryadır o. Daha ne olsun…

Like what you read? Give Tarik Guney a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.