Mutlu Evliliğin Manifestosu

Katılıyorum. Fazlasıyla iddialı bir başlık oldu. Ama okumadan karar vermeyin. Belki beğenir ve haklı bulursunuz.

Yazıma kısa bir eleştiri ile başlamak istiyorum. Bu konuda yazı yazan farklı kesimlerden ve geçmişlerden insanların başlarından geçen bazı anektodları anlattıktan sonra mesajlarının genelde hep saygı ve sevgi tavsiyeleri ile bittiklerini görürsünüz. Ama atladıkları ya da bilmedikleri şeyin karakterine saygı ve sevgi kavramlarının yerleştirmemiş insanların, yani bu kavramların vicdan ve ruhlarında yer etmemiş insanlarda sevgi ve saygı beklemenin yanlışlığı. Bir süre sevgi ve saygı gösteriyorlar gibi dursalar da zamanla bilinçaltlarında ki gerçek benlikleri ortaya çıkacak ve üzerlerinde baştan beri eğreti duran bu kavramların aksine daha hırçın ve zararlı patlamalar yaşayacaklardır. Dolayısıyla yazıma başlarken öncelikle iyi insan anlayışı ile başlamak istiyorum. Başı olmayanın sonuda olmaz. Baştan sorunlu olanın sonrasıda sorunlu olur.

İnsan sadece biyolojik olarak yaşlanan bir varlık olarak kaldığında beraberinde ciddi bazı sorunları da getirmiş oluyor. Dolayısıyla gerçeklikten uzak, kendi hayal aleminde yaşayan, ve toplumun ve ailesinin kendisinden beklediği sağlıklı katkıları veremeyen bir varlık olarak çıkıyor karşımıza. Eminim bu tip insanları bir şekilde hayatımızın bir anında görmüşüzdür. Kim bilir belki de biz de bu insanlardan bir tanesiyizidir ve hala farkına varamamışızdır. Şunu rahatlık söyleyebilirim ki olgunluk vasfının önemini zamanla kaybeden bireylerin oluşturduğu toplumlar içerisinde yaşıyoruz. Özellikle de sırf ilginç durduğu için izlediğimiz videoların zamanla karakterimizi etkilediğinin çoğumuz farkında bile değil. Yaşlıların çocuklaştığını, gençlerin ciddi bir olgunluk zamanına erişemediğini ve hala fimlerin ve resimlerin renkli dünyasında yaşadığımızın ve bunun ne kadar çok insanı etkilediğini merak edenler instagram gibi sosyal medya sitelerine bakabilirler. Aile ve toplum olarak gençlerimize ve yeni nesillere olgunluğun önemini hatırlamak zorundayız. Aksi halde mutlu evlilikler daha çok mazide kalacak gibi.

Peki nedir olgunluk. Suratını asmak mı? Kaba saba konuşmak mı? Belki de kimileri için bu algıya sahip olmalarının sebeplerinden bir tanesi önce ki nesillerde bu karakterin ciddi bir yozlaşmaya uğramış olması. Dünün gençleri ve bugünün yaşlılarının çoğunda kabalığın hüküm sürmesi kendi fikirlerini üretemeyen insanlarda olgun olmanın kaba saba olması olarak anlaşılmış. Hayır! Olgun olduğunuz da hala gülümseyebilir ve şakalar yapabilirsiniz. Ama aynı zaman da zamanınızı daha iyi okuyabilir, toplumun ve bireylerin sorunlarını daha iyi anlayabilir, daha sağlıklı ve etkili katkılar yapabilir, ve nerede konuşmak, nerede susmak gibi daha farklı insani özellikleri de karakterinize eklemiş olursunuz. Olgun olmak evrensel insani değerlerin yönlendirmesi eşliğinde yerli yerinde davranmak, kendisi ve çevresinin şartlarının farkında olmak demektir. Körü körüne kendi gerçekliklerini başkalarına empoze etmek ve istediği olmadığında şartlara ve getireceği sonuçlara bakmaksızın mızmızlanmak değildir.

Aslında bu açılardan bakınca mutlu evliliğin görüldüğü kadar basit olmadığı, önce insanın kendisini yetiştirmesi ve insan yetiştirmenin gerekliliğinin farkına varıyoruz. Yukarıda ki tanımlamadan görüleceği üzere olgun insanda sevgi ve saygı fıtratının bir parçası haline gelir. Ya da fıtratının bir parçası olan bu özellikler en baştan güdükleşmez. Bu konu hakkında daha çok konuşulabilinir ama bu kadarı bile düşünmeyi ve kavramları açmayı sevenler için yeterli olacaktır.

Bir şey hakkında düşünürken ve konuşurken başkalarının soracağı soruları daha önceden kendime sorarım. Sosyal medyada insanların yapmış oldukları paylaşımlar hakkında bir kaç şey söyledim. Dolayısıyla eleştirdiğim bazı tür paylaşımların neden kötü olabileceğini merak edenler olabilir. Bu kısma kısa bir şekilde değinmeden önce ufak bazı seyleri netleştireyim. Hayatta hiç bir şeye tek açıdan bakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi, eleştirdiğim insanlar sosyal medyada neler paylaşıyor? Masum mutlu anlarını. Zaten absürd resimler paylaşanlar burada konum bile değil. Peki mutlu anlar paylaşılarak çoğalmaz mı? Bu neden kötü olsun? Bu durumu bir motora benzetebiliriz. Tüm parçalarının doğru çalışması için hem birbirlerine uygun olmaları hemde daha uzun süre çalışabilmeleri için de doğru bir şekilde yağlanmış olmaları gerekiyor. Kısacası, fıtri olarak insanı seven insanlar bu resimleri beğenip, sahipleri hakkında güzel şeyler deseler bile, bunun devamının sağlanması için insanların gıpta damarlarının tahrik edilmemesi gerekiyor. Yedikleri yemeklerden, giydikleri elbiselere, gittikleri yerlerden, aldıkları ürünlere kadar herşeylerini paylaşmak bir zaman sonra aynı şeylere sahip olamayan insanların gıpta damarlarını tahrik edebilir. İşte motorda ki yağ tamda bu kısımdır. Yani insanların karakterlerinde başkalarına sevgi ve saygı duymak olurken, aynı zamanda sevgi ve saygı duyulanların da diğerlerinin gıpta damarlarına ve diğer insani zaaflarını kabartacak davranışlardan uzak durmaları gerekmekte. Aslında insanı seven ve sayan bu gerçeğin farkında olacağı için daha dikkatli olacaktır. Ama bazen insan olarak dostane tavsiyelere ve uyarılara ihtiyaç duyuyoruz. Peki bunun ölçüsü ne diye sorarsanız, en basit cevabı bir davranış sosyal dokuya zarar veriyor mu diye sormak. Bu konu daha da açılabilir ama burada bırakalım. Bazen en ufak şeyler bile çok ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Onun için bir soruna sadece kendi zaviyesinden bakma sığlığından kurtulmak ve daha uzak sonuçlarını görebilmek, işte bu da olgun olmanın özelliklerinden bir tanesidir. Bir anahtar ufaktır. Ama bir evin dış kapısını açtığında evin içinde ki tüm kapılarında açılmasına neden olacaktır. Bir virüs ufaktır, ama insanın içine girdiğinde diğer başka milyonlarca virüs olacak şekilde çoğalacaktır. Sosyal dokuda ki bazı yaralarda böyledir. Ufak bir yara, içeriye binlerce bakteri ve virüsü alabilecek bir kapı açabilir. Dolayısıyla, bir şeyin ufaklığına ya da büyüklüğüne karar veren, yapılan işin büyüklüğü değil, doğacak sonuçların büyüklüğüdür. Kutsal kitapları beşeri sığlıktan ayıran noktalardan bir tanesi de bu noktayı çok iyi anlamış olmaları.

Dönelim evlilik meselesine. Olgun iki insan evlense bile bu her zaman birbirlerine uygun olacakları manasını taşımaz. Zevkler farklı olabilir, karakterler farklı olabilir ve dolayısıyla uzun süre beraber yaşamaya imkan tanımayacak bazı ciddi farklılıklar olabilir. Onun için daha baştan meseleye sadece evleneceğiniz kişiyi sevip sevmeme açısından değil, aynı zamanda ortak noktalarınızın ne kadar olduğuna bakarakta karar vermek zorunda kalabilirsiniz. Bu herkes için geçerli değil. Bazı insanların karakteri her insan ile geçinmeye daha müsait olurken, bazı insanlar ise daha çok ortak nokta arayabilirler. Bu noktalar kültürden, yemek alışkanlıklarına, müzik zevkinden, düşünce tarzına kadar çeşitlilik gösterir. Ben şahsen bu tercihimi aynı kültüre, dile, ve dine inanan bir insandan yana yaptım. Dolayısıyla zamanla aynı potada eritmemiz gereken daha az farklı noktamız olmuş oldu.

Kısacası mesele aslında çok baştan başlıyor. Nasıl bir aile içinde büyüdüğünüzden, hayatta nasıl seçimler yapan bir insan olduğunuza kadar mutlu bir evliliğin çok farklı noktalarda sırları var. Evlilik sırasında ki sorunların aşılması şimdiye kadar anlattığım yerlerde sorunları olmayanlar için daha kolay olacaktır. Ama şunu kabul etmek lazım: Arada sırada dargınlıklar olacak, insanların farklı seçimlerinden dolayı aralarında ufak atışmalar olacaktır. Bu insan olmanın normal halidir. Ama asıl erdemli insanlar anlaşmazlık yaşayanlar değil, bu anlaşmazlıkları nasıl idare eden ve nasıl sonuca bağlayanlardır. Evet farklıyız ve farklı olacağız. Ama atışmalarını kavgalara çevirenler, herşeye alınıp küsenler, ve karşıda ki insanı anlamayanlar, daha olgun olamamış insanlar olacağından, onlara ile sorunları çözmek önce onların olgunluk ve erdem seviyelerini yukarı çıkarmak ile olacaktır. Yoksa istediğiniz kadar sevgi ve saygı gibi güzel laflar ile tavsiyelerde bulunup durun. Eminim çok şey değişmeyecek ve her zaman su yolunu bulacaktır. Bir evliliğin kalitesini de belirleyecek olan da bu durumlardır. Tabi devamlı anlaşmazlığa düşmekte insanı ve evliliği yoracaktır. Onun için bu noktaların minimize edilmesi için daha baştan doğru tercihler ile evliliğin yapılması lazımdır.

Peki yukarıda ki gerçeğe sonradan uyananların ne yapması gerekmektedir? Bu aslında cevabı farklı şekiller de incelenen bir durum. Ama en basitinden insanın okuması ve farklı ilimlere aşina olması gerekir. Olgun olmayı kendisine hedef koymalı, ve kendisini bu yoldan alı koyacak fiillerden uzak durmayı kendisine hedef edinmelidir. Öncelikle kendisini tanımıyorsa, kendisini tanıtacak kitaplar ile başlayabilir. Doğru ve yanlışı, insan fıtratını ve sosyal yapıların çalışmalarını bilmiyorsa, bunları anlatan kitaplar ve ilim adamlarının konuşmalarını dinlenebilir. Kendisini hiç bir zaman mükemmel görmeyen ve devamlı yeni şeyler öğrenebileceği gerçeğini içselleştirmek lazım. Bu devirde cehalet ve cahil kalmak lükstür. Kitapların ve videoların ceplerimize kadar girdiği bir devirde öğrenmemek tercihtir, zorunluluk değil. Eğer doğru insani değerlerini yetiştiği toplumun kendisinden almamış veya alamamış insanlardansanız, ve bunun derin üzüntüsünü yaşıyorsanız, o zaman hala çok şey için geç olmadığının farkında olunuz.

Evet, ancak iki insan mutlu olabilir. Bizi insan yapanda sahip olduğumuz sıfatlardır. Yoksa biyolojik olarak diğer canlılara fazlasıyla benziyoruz. İnsan olmak isteyenin de takip etmesi gereken adımların farkında olması gerekiyor. Bu normalde toplum içerisinde yada aile içerisinde yada eğitimle hatta şanslı insanların ise hepsine sahip olduğu ortamlarda öğrenebileceği bir şey. Ya da en sonunda yaşadığı sorunları örtmek ve bağırmak ile sonuca kavuşturmak yerine ben nerede yanlış yapıyorum diyen insanların arayıpta bulabileceği bir şeydir insani değerler. Peki bu değerleri kendi evladına vermeyen anne babalar ve toplumlar ne kadar bahtsız dememe gerek var mı?

Bir sonra ki yazımda görüşmek üzere…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.