15 TEMMUZ-TSK-ÖZ ELEŞTİRİ…

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesi sonrası, herkes, “nerede hata yapıldı?” sorusunu sorup cevap aramaya çalışıyor. Bazıları cevapları kısmen buluyor, kimileri ise komplo teorilerinden öte geçmeyen fikirler beyan ediyor. Nâçizâne, tespit ettiğim ve sadece ülkeme âşık bir vatan evlâdı olarak söylemezsem üzerime vebâl olacağın düşündüğüm noktalara dikkat çekmek istiyorum…

Öncelikle şunu unutmamak gerekir; Ordu bizim Ordumuz. Öyle ki bizler Peygamber Ocağı demişiz. Helal süt emmiş ve aklı hür, fikri hür, vicdanı hür her vatan evlâdı hakiki Türk askeri vatandaşına silah doğrultmaz, öldürmez. Onu tanklarla ezmez. Meclisini bombalamaz. Genelkurmay Karargâhını ele geçirmeye çalışmaz. Devletine başkaldırmaz, isyan etmez.

Evet, biliyoruz ve şahidiz ki, o gün F-16’ların kalkmasını engelleyen Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu vatanperver askerlerdi. Helikopterleri bozan, bir tur pervanesinin dönmesine bile izin vermeyen yine şanlı askerlerimizdi. Hain kalkışmayı öğrenir öğrenmez tankları bozup bir adım ilerletmeyen bizim askerlerimizdi. Özel Kuvvetler gibi stratejik bir öneme sahip cephenin ele geçirilmesine engel olan yürekli vatan evlâdı Ömer Halisdemir askerdi. Darbe olduğunu öğrenince vatandaşa silah doğrultmaktan vazgeçip halktan yana tavır alan, o mübarek Peygamber Ocağı’nın birer mensubu olan yine askerlerdi. Kısacası, hain kalkışmaya engel olanların yine Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olduğunu hepimiz biliyoruz ve onları hiçbir zaman unutmayacağız. Şanlı Ordumuzu yıpratma teşebbüslerinin karşısında dimdik olmalıyız. Bölücülere, fitnecilere, kanla beslenen hain odaklara fırsat vermemeliyiz. Bu darbe teşebbüsünün başarısız olma sebebi veyahut iç savaş çıkmasının önüne geçenler büyük bir oranla vatandaşımız ile birlikte yine Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları idi. Ordu bizim Ordumuz. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne iade-i itibarı, 7 Ağustos 2016 Pazar günü tüm Türkiye ve Dünya önünde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar Paşamızın yüce Türk milletine seslenişi ile yapılmıştır. Unutmayalım, Ordumuzda Ömer Halisdemir gibi binlerce kahraman hâlâ var. Ve bizler Ordumuzu Ömer Halisdemirler ile hatırlayacağız…

Öz eleştiri…

Türk Silahlı Kuvvetleri, öz eleştiri mekanizmasını artık daha fazla işletecektir diye umuyorum. Yıllarca ordu içindeki bir kanat, şu derneğe üye, şu mezhepten, okuduğu gazete şu, eşi normal, anormal. Annesi kapalı, babası sakallı. Ablası imam hatipli, kardeşi hacı. Namaz kılıyor, kılmıyor. Cumaya gider. Baloya eşli geliyor, gelmiyor… gibi yerli yersiz bir fişleme sistemi/refleksi geliştirdi. Anadolu’dan gelen ve asker olmak isteyen mütedeyyin genç vatan evlatları da TSK içinde yükselemeyeceği, kariyerinde arka planlarda kalacağı korkusu ile hep bir gizlilik içinde hayatlarını sürdürdüler. Daha doğrusu böyle bir hayat sürmesi onların kulaklarına fısıldandı. TSK’daki bu fişleme yöntemi, Anadolu’nun bağrından gelen sâfiyâne gençleri maalesef bir yere intisap etme, mensup olma yoluna itti. FETÖ’yü doğuran sebeplerden bir tanesi de bu oldu. İster kabul edelim, ister etmeyelim. Onlar emir-komuta yerine imamlarından emir aldılar, yapı içindeki abilerini dinlediler. Zâhiren komutanına, bâtınen abilerine tâbi oldular. Sonuçta da 15 Temmuz gibi bir yüz karası ortaya çıktı. Oysa TSK bu askerleri bağrına basıp kucak açsaydı, tam manasıyla sahiplenseydi böyle mi olurdu? Anasına babasına, eşine bacısına, normaline anormaline bakmasaydı sonuç değişir miydi?

Öyle umuyorum ki, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu gerçeği gördü. Güncellenen bir yapıyla da yoluna devam edecektir. Bir yapı mutlaka istihbaratını yapmalı, kişilerin dosyasını tutmalı. Bu olmazsa olmaz bir kaidedir. Fakat Ordumuz içindeki Anadolu evlâtları sığınacak bir kapı aramak zorunda bırakılmasaydı… TSK’ya kendini tam olarak emanet edebilseydi… İşte o vakit sonuç böyle olmayabilirdi. Bundan sonrası için “Peygamber Ocağı”nın hakkı verilmelidir. TSK, mütedeyyin bu vatan evlatlarını bağrına basmalıdır. Namazını kılan kılsın, orucunu tutan tutsun. Eşi başörtülü olsun, olmasın. Baloya gelsin, gelmesin… Kontrolsüz güç, güç değil ise, kontrol TSK’da olmalı ve ancak o zaman kontrollü bir güçten söz edebiliriz. Ne ankete ne yoklamaya gerek kalmaz… Netice olarak bir başka 15 Temmuz yaşamak istemiyorsak bunlara dikkat edilerek yol alınmalı, yeni sistemde bu önemli noktalar kulak ardı edilmemelidir. Geçmişin muhasebesi iyi yapılmazsa, öz eleştiri mekanizması her sistem için devrede tutulmazsa yaşanmışlıklardan ders almamışız demektir. Kulaklarımıza demirden bir küpe olsun…

İrfan ATASOY — Türkiye Gazetesi — 16.08.2016

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-atasoy/592826.aspx