Kargalar dikerse bülbüller yıkar…

O militarist ‘ideolojilerdir’ ki saksısı yerküreyle gark olup toprağı etrafa saçılalı çok oldu. Her daim vurgulamakta bir beis görmediğim ‘globalleşen köyümüz’de hâlâ bunlarla kafa yoran, statikleşen -statükocu- fikirlere şaşıyorum. Hadi biraz daha ‘öz’üne inelim meselenin…

‘İdeoloji’ de dışalım yapılarak Fransa’dan edinilmiş bir kelîme. Hani sözüm ona ‘Türkçe, Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılıp özüne kavuşturulmalı’ fikrini savunanlar, kelîmeler Batı’dan olunca tek bir kelâm bile etme zahmetinde bulunmamışlardır. -Bu konuda bölücülük yapmayacak kadar Türkçeye mâl olmuş tüm kelimeleri zengin bir içerikle kullananlar kervanına vâsıl olanlardanım. ‘Sözcük militanları’ndan değilim…- Konuya daha nesnel (objektif) bakmak için kelimenin temeline -köküne- inelim.

İdeoloji sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğünde şu şekilde tanımlanmakta; “Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.”

Burada düşünmek için ufak bir pay verelim…

Yazımıza mevzu bahis olan olaysa ‘binaların ideolojik simgeleri yansıttıkları’ savı… Bu iddia doğrudur. Göstergeleri yok sayamayız. Elbette gösteren ile gösterilen ilişkisini abartmamak suretiyle…

Mesela, yıllar yıllar önce, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin düzenlediği “Binalar Konuşunca Mimarlık Susar” sergisi de binaların ideolojik mesajlarını ele almıştı. Serginin sorunsalı ise “Kimlikten Konuşmak”, “Çağdaşlıktan Konuşmak”, “İnançtan Konuşmak” ve “Tarihsellikten Konuşmak…”

Kimlikten konuşmak istiyorsanız buyurun, biz ‘Türk’üz. Çağdaşlıktan konuşmak istiyorsanız alın size 700 yılı aşkın medeniyetin ve o genç Cumhuriyetimizin çağdaşlığı… İnançtan konuşmak istiyorsanız sizi İstanbul Ortaköy’e davet edip; cami, kilise ve sinagog üçlüsünün göstergelerini çözümlemeyi salık veririm. Bu ülke inançlara hâlâ saygılı. Yurt sathının her yerinde görebilirsiniz. Tarihsellikten bahsedecekseniz, alın size koca Türk tarihi. 16 Türk devleti ve tarihi neyimize yetmiyor?

Bu haberi ve sorunlarını duyunca bir an irkildim. Biz mi aptalız, yoksa onlar mı çok zekî?

Şöyle bir dolaşın güzel yurdumun belli başlı kentlerini. Dolaşın da görün hangi ideolojiyi yansıttıklarını. Bu ülkenin değerleri ve kalıplarıyla örtüşmeyen hazır giysilerle uyutulduk yıllarca. Morfinin etkisi o kadar güçlüymüş ki yeni yeni farkına varıyoruz sütün şeffaf olmadığını… Yakında ‘Orta Çağ’ın gotik yapıları dikiliyor İstanbul’a’ denirse hiç şaşmayın. Biz, bizim kimliğimiz, çağdaşlık seviyemiz, inancımız ve bizden olan mimariden yanayız. Hem akıntıya karşı kürek çekilir mi? Modern, postmodern… vs. akımların sarmaşıkları sarmışken Babil kulesini, bunun devamı gelmeyecek mi zannediyoruz?

Velhâsıl; “Bir başka milletin ideolojisini benimsemenin, topyekûn intihar veya cinayetten başka bir şey olmadığından haberleri yok” der Sâmiha Ayverdi. Affedersiniz; bu örnek de Türk Dil Kurumu’nun sanal sözlüğünde yer alır.

Her şeyi reddetmek kolaydır. Zor olan ise her şeyi kabullenip sinenizde eritmekten geçer. Gönlünüz biraz da böyle şeyleri eritmek için ısınsın. Belki faydası olur…

Kelâm-ı kibar: “Konuştuğuma pişman oldum, ama sustuğum için pişman olmadım…”

İrfan Atasoy — Türkiye Gazetesi — 20.02.2017

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-atasoy/595598.aspx

Show your support

Clapping shows how much you appreciated İrfan Atasoy’s story.