RÜYALAR, BİLİM VE ÖTESİ…

“Rüyalar bizim gayb’a inanışımızı tetikleyen ipuçlarıdır. Rüyalara tutunmak gerekir. Eğer onlara inanmıyor, görüntülü bir halüsinasyon olarak algılıyorsanız, zekâ probleminiz var demektir. Eğer bir gün gördüğünüz rüyaların yaşadığınız hayattan daha anlamlı, daha gerçek olduğunu öğrenmişseniz hiç şaşırmayın. Biz aslında rüyalar âleminin gerçeğiyiz. Ya da gerçeğin rüyalarıyız…”

Böyle der Ömer Öztürkmen… Kendisi 1 Kasım 2010'da vefat etti. Mekânı Cennet olsun. Kendisiyle çok tanışmak istesem de son zamanlarında rahatsız olduğu için nasip olmadı. Fakat köşe yazıları ve kitaplarının hiç birini kaçırmadım. Hepsi satır satır aklımda. Hâlâ da okurum. Sizlere tavsiyem; “Gözyaşı Medeniyeti” ve “Karıncalardan Özür Dilerim” adlı kitaplarını okumanızdır. İnanın, evrene bakış açınız daha bilinçli olacak ve bilime kendinizi daha yakın hissedeceksiniz.

Ömer Öztürkmen, 1985 yılında “İnsan ve Kâinat” gibi bir dergiyi hayata geçirdi ve ilim sahasına birçok kaynak olup yol gösterdi. Bu açıdan da kendisi önemli bir münevver ve mütefekkirlerimizdendir. Bu hafta farkında olduğumuz, eşimize dostumuza anlattığımız, uyandığımızda aklımızdan bir an uçup giden ve pek anlamlandıramadığımız rüyalarımıza yer vermek istedim. Umarım, bu yazıyı okuduktan sonra rüyalara bakış açınız ve ‘Âlem-i Misal’e dair merakınız daha da artacak. Az da olsa rüyalarımızda farkındalığımız artsın ve rüyalarımızda uyanık(!) olalım… Hayal ile gerçek arasında. Bu yazı aslında bir nevi –hadi biraz basite indirgeyelim-, Matrix filminin de özetidir ve felsefesini anlatmaktadır diyebilirim. Evet, rahmetli Ömer Öztürkmen şöyle devam eder; rüyalara dair yazısında:

“Rüyaların sırrı yüz yıla varmadan öylesine çözülecek ki, bugünkü cehaletimizi hatırladıkça şaşırıp kalacağız. Rüyalar sizi düşündürtmüyorsa… Rüyalara bir vak’ay-ı âdiye olarak veya beyninizdeki zihni faaliyetlerin bir kalıntısı bir çöplüğü gibi bakıyorsanız, büyük kayıpta sayılırsınız. Sahih olan rüyalarımız mutlak gerçeğin bize uzanan sinyalleridir. Ama pek az şey biliyoruz bu rüyalarımız hakkında… Bizim bu dünyadaki gerçeğimizin ötesinde, ama bu, geçici dünyamızı da yöneten mutlak gerçeklikten görüntü parçacıkları.

Rüyalar bizim geçmişimizle geleceğimizi buluşturan anlamlandıran ve fakat nadiren açıkça kendini ele veren bir tılsım. Rüyaların çözümü bu güne kadar pek az insana nasip olmuştur. Bu da bir gerçek…

Ama 100 yıla kalmaz, gördüğümüz ve göreceğimiz rüyalar hayatımızı öylesine bastıracak ki, her gün günlük hayatımızı etkileyen sinema, televizyon, müzik ve bütün güzel sanatlar oyuncak kabilinden olgular olarak kalacak. Rüyaların çözüm formülleri, mâverâ; yani öteler ötesi gerçekler, bizi öylesine oyalayacak ki, bugünkü dünyamızı hatırladıkça Kur’an-ı Kerim gerçeği hariç, her şeyin bir hayal olduğu anlaşılacak… Son bir söz: Rüyalarınızı anlamlandıramıyorsanız (tabir edemiyorsanız) büyük kayıptasınız. Yoğunlaşın…”

***

Kelâm-ı kibar: “Güzel rüya gören, hemen Allahü teâlâya hamd ve şükretsin! Kötü rüya gören, Allahü teâlâya sığınsın, rüyasını kimseye anlatmasın! O zaman rüyanın ona zararı olmaz…” (Dare Kutni)

“Rüya nasıl tabir edilirse, öyle çıkar. Bunun için rüyanızı nasih (insanlara iyilik tavsiye eden, kötülükten sakındıran, nasihat eden kimselere) veya âlime anlatın!..” (Hakim)

İrfan ATASOY — Türkiye Gazetesi — 29.08.2016

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-atasoy/593027.aspx

Show your support

Clapping shows how much you appreciated İrfan Atasoy’s story.