Değerlendirme Yazısı

Uzun zamandır blog yazmıyorum. O kadar şey birikti ki, yazmak için hep geride kaldım. Atlayıp “Neyse bu olayın üzerinden biraz geçti, bir sonrakini kesin yazacağım.” demekten hiç yazamamış oldum uzun bir süre.

Şimdi ne oldu da yazıyorum?

Bir başlıkta 1 yılımı özet geçmeye karar verdim. İleride okuyup “Vay be ne yılmış! Neler de yapmışım öyle?” demek için. Tabii bu durum, yılda bir kere blog yazacağım anlamına gelmiyor, günümüze yetişip yeni olaylar için ayrı ayrı blog yazmaya devam edeceğim. :) Bir de Medium’a taşındım görüldüğü üzere. Eski blog yazılarım duruyor ama buraya taşımayacağım. (Merak edenler için: aybukeozdemir.com) Yeni bir başlangıç gibi olsun istiyorum, biraz da uğraştıracaktı.

Gelelim geçtiğimiz 1 yılımın nasıl geçtiğine. Bir kelime ile tarif edecek olsam “dopdolu” derim ama uzun uzun anlatacağım.

Bu 1 yılı, mezuniyet sonrasından başlatıyorum çünkü hayatın bir başka evresine geçiş yapmış oldum. İş bulup çalışma evresi… 2016 Haziran sonuydu. Beklenmeyen bir 15 Temmuz olayı ile işe alımlar çok azalmıştı hatta bazı şirketlerde durmuştu. Her yeni mezun gibi “Ya iş bulamazsam?!” düşüncesiyle Eylül ayına kadar biraz stres yaşadım. Sonrasında İstanbul’da bir şirket ile anlaştım ve ev bulma, taşınma gibi kısa ama çok uzunmuş gibi gelen telaşlı bir dönem atlattım. (Tabii ailem bu stresli ve telaşlı dönemlerde hep benimleydi)

İş hayatımda neler oldu?

İstanbul’a gelmeme vesile olan şirkette bir buçuk ay kadar sistem yöneticisi olarak çalıştım. Orada geçirdiğim vakitte yaptığım işler ile yapmak istediğim işler ve gelişmek istediğim alan başkaydı. Hal böyle olunca çalışırken iş aramaya devam ettim. Sonra şu an çalıştığım şirketin ilanına denk geldim. İş görüşmesi sonunda burada DevOps Engineer olarak işe başladım. Hala da aynı yerde çalışıyorum, 1 yıl oldu sayılır. :) Kullandığımız teknolojiler çok hoşuma gidiyor, hep yeni bir şeyler öğrenme durumundayım ve çalışma arkadaşlarımı çok seviyorum. Kısacası mutlu mesut çalışıyorum.

İş güç dışında neler yaptım, yapıyorum?

Artık İstanbul’da yaşamaya başladım ve takip etmek istediğim hangi etkinlik varsa merkezindeyim diyebilirim. Bu 1 yıl içinde birçok konser ve tiyatroya gitme fırsatım oldu. Ayda en az 1 defa konser ve tiyatroya gidip kendime böyle keyifli alışkanlıklar kazandırmaya çalışıyorum.

Bir bisiklet aldım ve her hafta sonu olmasa bile sahilde bisiklete biniyorum. Bazen de topluluklar ile uzun yola çıkıyorum.(donkisotbisikletkolektifi) Uzun dediysem öyle birkaç günlük değil, sabahtan akşama kadar yani. Ama kalabalık bir ekiple bisiklete binmek, arkada kimseyi bırakmama ve yardımlaşma hissini kuvvetlendiriyor bence. Arkadaş edinmek için de oldukça güzel.

Bunun dışında kamp yapmaya başladım. Daha çok acemiyim ama keyfinin çok başka olduğu yorumunu yapabilirim. (Çadır Günlüğü)

Bir de, her hafta salı günü gitmesem kendimi eksik hissettiğim “#pythonsaati” var. Yeni başlayanlardan, 10 yıldır Python yazanlara kadar yelpazesi geniş bir kitle katılıyor bu etkinliğe. Topluluktan arkadaş edinip yeni çıkan teknolojiler ile ilgili kısa sunumlar, paneller dinleyebileceğiniz, soru sorup danışabileceğiniz bir ortam oluyor. Benim ritüelim oldu bu etkinlik; bazen ev sahibi gibi hissediyorum kendimi. :) (Gönül AYCI bu etkinlik ile ilgili bayağı ayrıntılı yazmıştı)

Nereleri gezdim, gördüm?

İstanbul’a geldikten sonra geçtiğimiz yılın ilk yolculuğu Brüksel’e oldu. FOSDEM için oldukça kalabalık gitmiştik. O kadar gitmişken Brugge’u biraz gezebildik. Sonrasında daha çok kamp yaparak Türkiye’de gezdim. Şimdilik Riva, Kıyıköy, Asos, Ayvalık, İzmir, Alaçatı ve Çeşme’de kamp yapma fırsatı buldum. Daha da çok yapmak istiyorum. :) Bunların dışında 1-2 gün de olsa Adana’yı gezebildim.

Var mı büyük gelişmeler?

Olmaz mı? :) Yukarıda kısacık bahsettiğim tüm anlarımda yanımda olan Halil Kaya ile nişanlanıyoruz. Hep yanımda olduğu için ona buradan da teşekkür ederim. ❤❤

Hayat güzel mi?

Ülkede yaşanan onca saçmalık dolu, üzücü, yıpratıcı olayı düşününce bu sorunun cevabını verirken insan tereddütte kalıyor, boğazı düğümleniyor. Kendi hayatımız, ülkenin durumundan öyle çok da bağımsız değil. Ama tüm bu durumlara rağmen, geçtiğimiz yılı bir sürü mutlu anı ile doldurabildiğim için hayat güzel. :)

Bir sonraki yazımın olacağına da gitmeden garanti veriyorum. Görüşmek üzere.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.