Image for post
Image for post
“Teröre en güzel cevap, Osman Gazi Köprüsü” — Binali Yıldırım (2016)

Selam sevgili blog. Bugün sana işlerin nasıl döndüğünü nasıl devleti düdükleyip parana para katacağını anlatacağım. Sessizce dinle bakalım.

Günümüz Türkiye’sinde devleti düdüklemenin en temiz yollarından biri yandaş olup köprü ihalesi falan almak.

İhaleye katıl, zaten yandaş olduğun için birilerinin ahbaplığı/çıkarları aracılığıyla teklif verememe ve ihaleyi kazanamama gibi bir dert yok. İhaleyi “kazandıktan” sonra finans konusunda bir sıkıntı da yok. Devlet destekli bir şekilden devlet bankalarından kredi al. Bu krediyle köprünü yap bitir.

Ardından bugünün kuruyla 85₺ gibi bir geçiş ücreti belirle. (15€ + KDV 85 lira yapıyor bugün) Ücretin fazla olması gözünü korkutmasın, gerekirse “devlet büyüklerinin” ricasıyla indirim yapılır. Bu indirim tabii ki senin kârından değil, halkın cebinden çıkar zira günde 30 bin araç garantisi almışsındır. 30 bin araç geçmezse yine de paranı halkın vergisinden alırsın, merak etme. …


Image for post
Image for post

Merhaba blog. Uzun zamandır yazmıyorum farkındayım. Biliyorum bu yüzden bana küsmüyorsunuz çünkü öyle bir lüksünüz yok. Çekerim fişinizi, adam olunuz efendim!

Niye durup dururken bloğuma fırça attığımı da bilmiyorum. Konumuz bu değil aslında ama kimsenin bu bloğu okumadığının farkında olmanın verdiği rahatlıkla yapıyorum sanırım bunu.

Neyse…

(Yılmaz Özdil gibi satır satır yazmaya başladım, hayırlısı)

İş — Güç

Sizden habersiz 1 Aralık’ta işe başladım ben blog beyciğim. Tour Antep adında bir seyahat acentesinde web ve reklam işleriyle ilgileniyorum. Web işlerinin içerisinde sosyal medya da var tabii ki. Firmanın Facebook sayfası işe başladığım sıralar biraz ölüydü. 1900 küsür beğenisi vardı ve gönderiler çok az kişiye ulaşıyordu. İlk zamanlar ne paylaşacağımı bilemedim. Hem sektöre yabancıyım hem de firmaya. Daha önce böyle bir iş de yapmadım. Bir kaç şey paylaştım fakat paylaştıklarım çok az kişiye ulaştı. Düşündük ve hem firmanın bilinirliğini arttırmak hem de sayfayı biraz hareketlendirmek için bir çekiliş yapmaya karar verdik. Daha önce firma benzer bir çekilişi yapmışlar fakat gerek acemilik gerekse sayfayı takip eden kişi sayısının azlığından dolayı çekilişe başarılı bir şekilde sadece iki kişi katılabilmiş. Bu sefer öyle olmayacaktı çünkü işin başında ben vardım.


Kotalı internetin olduğu zamanları hatırlar mısınız? 5–10 GB gibi şimdi komik gelen rakamlarda kotalar vardı ve o kotayı aşmamak için bilgisayar başında gergin dakikalar geçiriyorduk. Daha sonra o köprünün altından çok sular aktı ve kotalı internet dönemi -kısmen- sona erdi. Teknoloji gelişti, internet kullanımı katlana katlana artmaya başladı. Artık günümüzde “LİMİTSİZ” diye tabir edilen internet tarifeleri var. Daha doğrusu internet servis sağlayıcıları (İSS) sitelerinde bu tabiri şöyle kullanırlar: LİMİTSİZ*. Heh gördün mü oradaki yıldızı? Ne demek o? Bi’ cinlik var bu işin içinde demek işte o.

Adil Kullanım Kotası?

Image for post
Image for post

Şimdi efendim, son dört — beş yıldır falan bütün internet servis sağlayıcılar adil kullanım kotası adında bir uygulama başlattı. Bu uygulama sizlerin limitsiz internetinizi limitliyor. …


Efendiler, internet aleminde bir bağlantıya tıklamanız için yapılan “clickbait” adı verilen kandırmacalara alıştık artık. Başlıkların abartılı veya farklı atılması, video veya görsellerin önizlemelerinin farklılaştırılması falan bunlar artık olağan şeyler. Bugün girin herhangi bir haber sitesine şöyle başlıklar göreceksiniz:

Image for post
Image for post

Birileri popüler websitelerinde tekrarlanan harflere (Google, Twitter, Facebook, Reddit, Yahoo, Apple, QQ) dikkat çekmiş olmalı ki “Geliyoo”, “Yaani” gibi saçma sapan isimler s.çıyoruz.


Bir ortamda dans ederken video çekip bunu sosyal medyada hikayeye atmak kadar saçma bir şey varsa o da dans ederken canlı yayın yapmaktır. Ne salak bir psikolojidir bu ya? Orada çok güzel bir ortam var eğleniyorsun ama o anı yaşamak yerine başkalarına bunu gösterme telaşındasın. İnsanlara “ben aslında çok eğleniyorum, ne güzel bi yaşantım var” mesajı verme çabasıdır bu. Aşağılık kompleksidir, rahatsızlıktır.


Kotalı internetin olduğu zamanları hatırlar mısınız? 5–10 GB gibi şimdi komik gelen rakamlarda kotalar vardı ve o kotayı aşmamak için bilgisayar başında gergin dakikalar geçiriyorduk. Daha sonra o köprünün altından çok sular aktı ve kotalı internet dönemi -kısmen- sona erdi. Teknoloji gelişti, internet kullanımı katlana katlana artmaya başladı. Artık günümüzde “LİMİTSİZ” diye tabir edilen internet tarifeleri var. Daha doğrusu internet servis sağlayıcıları (İSS) sitelerinde bu tabiri şöyle kullanırlar: LİMİTSİZ*. Heh gördün mü oradaki yıldızı? Ne demek o? Bi’ cinlik var bu işin içinde demek işte o.

Adil Kullanım Kotası?

Image for post
Image for post

Şimdi efendim, son dört — beş yıldır falan bütün internet servis sağlayıcılar adil kullanım kotası adında bir uygulama başlattı. Bu uygulama sizlerin limitsiz internetinizi limitliyor. …


Image for post
Image for post

Reddit‘te “shower thoughts” yani “duş düşünceleri” isimli bir kategori var. Bu kategoride insanlar banyo yaptıkları sırada kafalarına takılan soruları paylaşıyorlar ve çok güzel tartışma ortamları çıkıyor. Çünkü bildiğiniz gibi banyo yaparken nedense garip garip düşüncelere kapılır veya o anda var olmayan bir tartışmayı kazanmaya çalışırız. Siz de yapıyorsunuzdur bunu yemeyin beni. Neyse, konumuz bu değil. Konumuz başlıka yazan soru: “Neden uçaklar yolculara paraşüt vermiyor?”

Image for post
Image for post

Herhangi bir araçla kaza yaptığınızda kurtulma olasılığınız uçak kazalarına oranla oldukça yüksek. Yüzlerce ton ağırlıkta binlerce feet yükseklikte yüzlerce yolcu ile uçan uçak arıza yaparsa felaket çanları çalmaya başlar. Peki bu durumda kurtulmak için ne gibi bir önlem alınıyor? Suya iniş yapıldığında şişirilmesi için verilen can yeleği aklıma ilk gelen önlem. …


Image for post
Image for post

Merhaba blog. Uzun zamandır yazmıyorum farkındayım. Biliyorum bu yüzden bana küsmüyorsunuz çünkü öyle bir lüksünüz yok. Çekerim fişinizi, adam olunuz efendim!

Niye durup dururken bloğuma fırça attığımı da bilmiyorum. Konumuz bu değil aslında ama kimsenin bu bloğu okumadığının farkında olmanın verdiği rahatlıkla yapıyorum sanırım bunu.

Neyse…

(Yılmaz Özdil gibi satır satır yazmaya başladım, hayırlısı)

İş — Güç

Sizden habersiz 1 Aralık’ta işe başladım ben blog beyciğim. Tour Antep adında bir seyahat acentesinde web ve reklam işleriyle ilgileniyorum. Web işlerinin içerisinde sosyal medya da var tabii ki. Firmanın Facebook sayfası işe başladığım sıralar biraz ölüydü. 1900 küsür beğenisi vardı ve gönderiler çok az kişiye ulaşıyordu. İlk zamanlar ne paylaşacağımı bilemedim. Hem sektöre yabancıyım hem de firmaya. Daha önce böyle bir iş de yapmadım. Bir kaç şey paylaştım fakat paylaştıklarım çok az kişiye ulaştı. Düşündük ve hem firmanın bilinirliğini arttırmak hem de sayfayı biraz hareketlendirmek için bir çekiliş yapmaya karar verdik. Daha önce firma benzer bir çekilişi yapmışlar fakat gerek acemilik gerekse sayfayı takip eden kişi sayısının azlığından dolayı çekilişe başarılı bir şekilde sadece iki kişi katılabilmiş. Bu sefer öyle olmayacaktı çünkü işin başında ben vardım.

About

Aydoğan

¯\_(ツ)_/¯

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store