Çocuk yetiştirmek!

Çocuk yetiştirmek, ağaç yetiştirmeye benzemez. Suyunu gübresini verdiğin zaman bütün sorunu çözmüş olmazsın. Ve en önemlisi de en küçüğünden en büyüğüne kadar her türlü tutum ve davranışlar çocuğun gelişiminde ciddi olgulara yol açabilir. Böylece doğduğunda hiçbir şekilde iyi-kötü yanlış-doğru kavramları olmayan bu varlıklar, zamanla çevrelerinin etkisiyle bir dahiye dönüşebileceği gibi bir canavara da dönüşebilirler.

Her anne baba çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamak ister. Bunun için var gücüyle çalışır, elinden gelen hiçbir şeyi onlardan esirgemezler. Ama zannediyorum ki bu hassasiyetlerini oyuncak seçimlerinde gösteremiyorlar. Nitekim hemen her erkek çocuğun elinde oyuncak tabanca görmek çok normal karşılanmaya başlanmış, dahası erkeklik göstergesi haline getirilmiş. Bir çocuk arabayla oynayabilir, topla oynayabilir, saklambaç oynayabilir ama tabancayla nasıl bir oyun oynayacağını henüz çözebilmiş değilim. Hayır yani tabancanın iyi hiç bir tarafı yok, en azından o yaşlardaki bir çocuk için. Orayı da geçtim, peki bir anne oyuncak tabancasını kırmaması için çocuğuna nasıl şiddet uygulayabilir. Eşyalarına sahip çıkmayı öğretiyor desem, silahına sahip çıkan bir çocuktan ilerde nasıl bir birey ortaya çıkması bekleniyor acaba. Eli silah tutan herkesin askere alındığı zamanlar da olmadı değil, ama bırakalım olması gerekenler olması gerektiği zamanlarda olsun, biz kendimiz çocukların hayatlarını deneme tahtasına çevirip farklı karakterler ortaya çıkmasına sebebiyet vermeyelim.

Çocukların öz güven sahibi olmasını herkes ister. Ancak bunu yaparken çocuğun adına karar vermek veya ona sürekli övgü dolu sözler söylemek tam anlamıyla beklediğimiz kişiliği ortaya çıkarmayacaktır. Aksine sürekli en iyisi olması gerektiğini düşünen ve bu yüzden kendini her durumda öne atmaktan çekinen, hatta bazen karşılaştığı seçimlerden en kolayını seçerek başarıyı elde etmeyi ümit eden bireyler ortaya çıkacaktır. Yetişirken başarısız olmak aslında güçlü bir birey olmanın temellerini atmaktır. Nihayetinde hiçbir başarı pürüzsüz bir yoldan gidilerek elde edilmemiş, bilakis çok sayıda engellerin üstesinden gelinerek kazanılmıştır. Zaten başarı zorlukların üstesinden gelinerek elde edilmişse sürdürülebilir, aksi takdirde kaybetmek işten bile değildir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.