Ben Üstüme Düşeni Yaptım!

15.08.2018

Efendim KareTekerlek uzunca bir süreden sonra biraz tatil yapmaya kaçtı. Tüm niyeti biraz susup, okuyup, düşünmek ve kafa toplamak iken bir türlü anlamıyorum nedendir, hayat izin vermiyor.

Önce dolar patladı. Şaşkın, akşamdan kalma gözlerle, kumsalda bile herkesin dolar ne olacak konuşmasına sinir olurken, üstüne gece eğlenceleri geldi.

İnsan evladı ve onun eğlenme anlayışı gerçekten çok garip. Göremeyecek kadar uzağımda ama duymaktan kaçamayacağım kadar yakın bir otelin gece eğlencesi yapılıyor. Olay fasülye ile başlıyor, Sezen’den, Ajda’ya 1970’lere kadar giderken, yüksek yüksek tepelere dönmekte hiç bir bahis görmüyorlar. Eğlenme anlayışının yanında arada süpersiniz, sahneyi boş bırakmayın, haydaa gibi laflar havada uçarken, bir anda rüzgar değişiyor ve herkes başlıyor İzmir’in dağlarında çiçekler açar söylemeye. ( Bu kısma tekrar döneceğim) Hemen arkasından ünlü bir iki Yunan şarkısı geliyor.

Şimdi diyebilirsiniz ki, müzik söz konusu ise snob ya da milliyetçi olmaya gerek yok. Normalde olsa bu cümleyi kurmayı bile kendime ayıp sayarım. Müzik dünyadaki bir çok şeyin aksine kurtarılmış deneyimdir ve evrenseldir daha doğrusu sizin hayal dünyanız kadar geniştir müzik. Hangi dilde ağıt dinlediğiniz fark etmez örneğin, acıyı sezersiniz. Veya mutluluk ise konu, coşkunuz fışkırır, hareket etmeden duramazsınız. Yeri gelir nefes alırsınız müzik ile, yeri gelir nefesiniz tıkanır. Umut edersiniz örneğin ya da karalar bağlarsınız. Fark etmez. O hepimizin içinde aynı işlevi gören yere dokunur müzik.

Ya da dokunmaz. Bazılarımız yeniden, farklıdan ürker mesela. Ayyy yok ben onu dinleyemem der. Korkar müzikten aslında bilmez, bilmek istemez. Duygudan korkar yeniden, farklıdan kaçar.

Neyse bu sefer uzatmayacağım. Siz insanlara gece kulübünde marşları dinletmeyi, marşlar eşliğinde eller havaya yapmayı normalleştirirseniz, onlar da üstüne düşeni yaptığını zanneder. Hissettiği kişisel coşkunun yeterli olacağını sanır. En eğitimlisi bile buna hazırdır çünkü taş atıp kolunu yormaz; onun yerine ellerini havaya kaldırır oynar, coşkusunu zaten kendine benzer olanlarla paylaşır, üstüne üstlük bir şey yaptığını zanneder. Öyle nobran, öyle üst perdeden görür kendini. Neden? Marşları biliyor ve avazı çıktığı kadar sesle x bir sahil kasabasında süper lüks bir otelde söylüyor çünkü. Dolar patlar, faiz tavan yapar hatta ülke iflas eder, o an onu bağlamaz. Coşkusu taşıyordur içinden ve aklınca ses vererek çoğaltıyordur o coşkuyu. Belki haklıdır da, baksanıza küçücük koyun karşısından ben bile duyuyorum sesini.

Ne yazıktır ki o anın coşkunluğu ile anlamaz, sesini ben duysam ne olur! Biz zaten aynı koya bakarak batmışız. Sen diğer koydan kaç kişi devşirebildin diye sormaz coşkusu. Üç beş ay daha yeter bugün içinden attıkları, iyi gelir nefes olur, sonra yine tutulacaktır anlamaz.

Amannn der, Bodrum’un bir rüzgarı esince; ben elimden geleni yaptım, onlar anlamadı. Aydınlanmadı anlattıklarım ile. Elindeki içkisine, sevdiğine, manzaralı yatak odasına geri döner. Ben daha da kılımı kıpırdatmam bu lanet olası cahil cühela için, beter olsunlar der!

Der!

Şu halde hangimiz demiyoruz!

Beter olsunlar. Ettiklerinde boğulsunlar.

Falan filan, sanki aynı kanalizasyona bağlanmıyormuşuz gibi! Dindar ve kindar nesile; susarak, karşı çıkmayarak, yetmez ama evet diyerek, oh güzel milliyetim, canım ırkım, cicim vatanım diyerek payım yokmuş, boka batacak sadece diğeriymiş gibi sanarak, o bokun kendi ağzına yüzüne bulaşmasından kaçabileceğini sanacak kadar akıllısız bütün entellektüellerimle beraber, haydi eller havaya, pisti boş görmek istemiyorum!!!

Şimdi bir kez daha!!

İzmir’in dağlarında çiçekler açar

Yaşa…..

Sen üzerine düşeni yaptın da ondan böyle oldu ortalık, mücevher taşa yazacağın isimleri, tek taş ile karıştırmanla başladın, tek taş takmayı bir halt sandın, denizlerin, nehirlerin, ormanların gidiyorken. O yüzden, senden sebep değil yanlış anlama. Ne münasebet! Sen kapitalist düzen ne buyurduysa onu yaptın. Aferin!

Haydi şimdi bir kez daha!!!

İzmir’in dağlarında çiçekler açar!

Yaşa….

www.karetekerlek.com