Küresel Yerelleşme 𝐈

10.09.2018

Bu hafta hepimizin geleceğini değiştirebilecek, iyi yönde değiştirebilecek bir gelişme oldu. Biz elbette kendi krizimizin, güdük siyasi çekişmelerin, yerlerde sürünen muhalefetin hatta kendi küçük ceplerimizi doldurmanın sonsuz ahlaksızlığı içinde dipsiz kuyumuzda savrulurken, hiç bir şey görmedik, duymadık, öğrenmedik.

Efendim, herkes Amerikan şirketinden alınan/vazgeçilen danışmanlığın entrikalarını konuşup dururken, çok az kişi gerçekten ekonomiyi konuşuyor. Herkes krizi nasıl atlatırız odaklı yani kısa dönemli düşünürken, çok çok az kişi uzun dönemli örneğin 50 yıllık ekonomi politikaları üretme potansiyelinden bahsediyor.

Siyaset ve ekonomi bilimlerinin temel tartışma noktalarından biridir; yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar sorusu. Yani ekonomi mi politikayı yönetir, politika mı ekonomiyi? Efendim kriz dönemleri genellikle bu soruya net yanıtlar üretilen zamanlar olur. Örneğin, ekonomik krizler siyasi iktidarları koltuğundan eder ya da tam tersi güçlü bir iktidar ülkede yeni ekonomik sınıflar üretme kapasitesine sahip olur. Tabi bir çok açıdan kısır bir sorgulama biçimidir dünyayı sadece ekonomi ve siyaset bazında ayırmak.

O yüzden bugün size hem ekonominin, hem siyasetin başka bir yüzünü anlatmak istiyorum; hem yerel seçimler öncesinde böyle bir bakışın değerli olduğunu düşündüğümden hem de kendi balçık coğrafyamızın puslu havasında farklı bir yöne bakmanın gerekli olduğuna inandığımdan.

Daha önce “internette tarafsızlık (network-neutrality)” denen kavramın ne olduğunu ve hepimiz için ne gibi sonuçlar doğurabileceğini burada anlatmıştım. Eğer bu kavramın ne olduğunu daha önce duymadıysanız; yazının devamına geçmeden bir önceki yazımı okumanızı rica ediyorum çünkü buradan sonra anlatacaklarım bu konu çerçevesindeki yeni gelişmeler.

Efendim, Trump yönetimi Amerikan Devletinin başına geldiğinden beri çok çeşitli işler yaptı, dünya politik arenasında çok ciddi depremlere sebep oldu. Ancak internet tarafsızlığı ilkesine vurdukları darbe, bence dünyanın geleceğini en kötü etkileyecek eylemleri oldu. Neydi internet tarafsızlığı; en basit söylemi ile içerikleri metalaştırıp, kullanım oranının yanında içeriğe de kota koymak, yani internette tekelleşmenin önünü açmak.

Bir açıdan bakınca bu hamleyi teknolojinin kapitalist sisteme uyarlanması olarak görebilirsiniz. Hatta bir adım ileri gidip internetin yani sınırsız, kotasız bilgi paylaşımının, var olan siyasal/ekonomik düzene tehdit olduğunu söyleyebilirsiniz. Doğru, öyledir de. Ancak bugünün teknolojik dünyasında, hepimizin ceplerinde küçük ama kocaman dünyalar taşıdığı bu düzende, 1700’lerden kalma ekonomi felsefelerinin sürdürülebilirliği ne kadardır merak ediyorum. Ve ne kadar süreceğini bilmesem de, bir sonraki ekonomik düzenin teknolojik ihtiyaçlar çerçevesinde yaratılacağına inanıyorum. Elbette bu çok uzun bir tartışma, başka bir yazıda konuşmak üzere şimdilik bu kısmı burada bırakıp, internet tarafsızlığına geri dönelim.

Bu hafta iki çok önemli gelişme yaşandı. İlki ve geleceğe dair çok ciddi umutlar taşıdığını düşündüğüm; Trump yönetiminin internet tarafsızlığı darbesine California eyalet yönetimi karşı çıkmaya karar verdi ve kılıçlar kuşanıldı. Eyalet politikacıları, internet tarafsızlığı ilkesini sonuna kadar koruyacaklarını ve bunun için her türlü platformda savaşmaya hazır olduklarını belirterek, üst yönetimin çıkardığı kanuna karşı ilk davalarını açtı.

Silikon vadisinin California eyaletinde bulunduğunu ve büyük teknoloji firmalarının bu eyaletin yasalarına tabi olduğunu da dikkate alırsanız, ne kadar ciddi bir duruş ile karşı karşıya olduklarını kavramanız daha kolay olabilir.

İzin verirseniz kişisel ufak bir örnekle daha ayrıntılı açıklamak istiyorum. Ana internet bağlantınızı saniyede 100 birim bilginin geçebildiği bir kapı olarak düşünün. Tarafsızlık ilkesi ortadan kalktığında bu birimler satılık birer eşya haline gelecek. Diyelim ki 100 birimin, 30’unu Apple firması aldı, bir diğer 30’u Google aldı, 20’sini Netflix, kalan 20 de Facebook, Instagram, Twitter vs. gibi görece küçükler arasında bütçesine göre paylaşıldı. Efendim bu durumda benim size, sizin de KareTekerlek’e ulaşma şansınız gördüğünüz gibi ortadan kalkmış oluyor. Sadece bu da değil üstelik, yeni facebook’ların yeni twitter’ların icad edilmesi olasılığını da ortadan kaldırmış oluyor bu sistem.

Peki bu durumda internetin sahibi kim oluyor?

Görüyorsunuz ya aslında kilit soru da tam olarak bu. Bu işten hem devlet, hem firmalar kazançlı çıkıyorsa; kaybeden kim? Ve California eyaleti buna neden karşı çıkıyor?

Bu noktada aslında biraz geri çekilip büyük resmi görmeye çalışmak gerekli. Kapitalist sistem bugün için yepyeni bir kazanç kapısı yaratmaya çalışıyor ve kısa vadede devlet de bundan nemalanıyorsa, bir eyaletin politikacıları neden karşı çıkıyor?

Biraz üzerine düşünürseniz aslında yanıt oldukça basit. Çünkü sağlam ekonomik temeller üretimin sürekli olduğu yerde kuruludur.

Şöyle ki, silikon vadisi bundan on sene önce tekelleşip, yeni başlangıçlara kapısını açmasaydı, küçük işletmelerin büyüyebileceği bir ortam sağlamasaydı; bugün sürekli büyüme ve ilerlemeyi yakalayamazdı. İşte yerel politikacılar büyümenin ve ilerlemenin önünü kesmemek için tarafsızlık yasasının arkasında birleşiyorlar. Çünkü tarafsızlık ilkesi olmazsa; ilk on yıl hatta yirmi yıl kazançlı olabilirler ancak 50 yılda kaybetmeye mahkum olacaklarını biliyorlar.

Yaşadığımız ekonomik krize bir de bu açıdan bakalım, siyasi iktidarın genel geçer politikalarının haricinde, yerelde fark yaratmak da bir yöntem ise, bunu bizim ülkemizde yapabilen var mı? Yapabilen varsa, örnek alıp kendini yenileyen var mı? Örnek alan varsa bunu bize anlatacak kadar seslerini duyurabiliyorlar mı?

Efendim dünya bize gösteriyor ki, yerel politikalar ve yerel politikacılar hem ekonomik hem de siyaseten fark yaratma kabiliyetine sahipler. Yeter ki günlük kısır çıkarlara odaklı olmak yerine vizyoner olsunlar. Ben kendi şehrimde bu yerel seçimlerde aday olacak her politikacıdan bunu bekleyeceğim ve daha azını kabul etmeyeceğim. Siz de kabul etmeyin, size sunulanla yetinmeyin! Daha iyisini talep edin!

İkinci gelişme ise Google’ın otoriter Çin devlet yönetimi ile ortak yürüttüğü projede suçüstü yakalanması oldu. Bunun ayrıntılarını da bir sonraki yazıya saklayayım şimdilik çok uzatmayayım.

Efendim iyi bir ekonomik gelecek, teknoloji ve bilimde yani yeni bilgi üretmekte yatıyor. Siz de benim gibi siyasal iktidarlardan bunu alamadığınızı, alamayacağınızı düşünüyorsanız; yerelde aramaya mecbursunuz. Hepimiz mecburuz çünkü daha insanca ve daha üretken bir hayatı hala hak ediyoruz…

www.karetekerlek.com