Emekler Boşa Gitmesin

İyi kötü bir hayat yaşanıyor… İnsan hayatına bir sürü kişi girebiliyor, arkadaş, dost,tanıdık,sevgili gibi. Yaşayabilmek için katkıda bulunuyorlar fikirleriyle, tabi tamamen kabul etmek gibi düşünülmesin, süzgeçlerden geçerek katkıda bulunuluyor. Verebileceğin uzun ya da kısa bir hayat var. Benim hayatıma en büyük katkısı olan ve onun verdikleriyle hayata karşı fikrimin olması destekli şekilde ayakta durmamı sağlayan kişi vardı. Şimdi yok ve ben onu en iyi şekilde besleyerek dimdik hayatta durmaya çalışıyorum. Zevklerimi geliştiriyorum herkesten herşeyden en kötü şeylerden bile zevk almaya en güzelini görmeye çalışıyorum. Kötü olanları umursamıyorum bir kere, güzelleri cımbızla çekiyorum.

Evet önceden böyle değildi. Olmayınca hemen mutsuz olabilen bir insandım. Zevkle yapacağım şeylerin üzerinde hiç durmazdım. Kendimi tanımıyordum kimdim, neydim,kimliğim ne? Bunların hiç birini cevaplayamıyordum. Körü körüne bir hayat yaşıyordum evet sadece sevdiğim adamın götünden ayrılmıyordum. Allahtan bilincim açık çocuklar gibi bilgiyi oyun oynayarak belleğe işlendiği gibi benimde öyle olmuş ama o hayatımdayken işlemiyordum bunu sadece geri bellekte saklıyormuşum beynin en güzel yanı.

Ne zaman terk edildim, boşlukta salladım. Uzun salladım demde boş boş bir ileri bir geri ne kadar da anlamsız anlamlı bir durum. Anlamlı olan kısmı durduktan sonra kendimin farkına varmam oldu. Çünkü sıkıldım sallanmaktan. Artık geri bellekteki bilgileri kullanmaktı. Yavaş yavaş hayatıma geçirdim ya da geçiriyorum. Kimliğimi oluşturuyorum. Bir fikrim var bu hayat için ve onun için yaşıyorum. Öncelikle ben Ayşegül’üm bunun farkına vardım. Ne istiyorum nasıl olacak kararlarımı kendim veriyorum. Beni ben yapan şeyler için daha fazla uğraşıyorum. Bağırıyorum sesimi en uzağa duyurmaya çalışıyorum. Ben de varım diyorum. Her şeyden çok kendime güvenmenin mutluluğunu yaşıyorum. Dedim ya çocuklar gibi farkında olmadan belleğime attığım güzelliklerin sahibi beni terk eden adam. İyi ki terk etti beni diyorum. Yaşamayı yeniden öğreniyorum Ayşegülce hemde. Başta da dedim ya emek emek işlendi şekil verildi ama sunumu iyi olmadı. Haksızlık değil mi verilen onca emeğin karşılığı yeni bir sunumla hayata sunulması ve beğenilmesi haksızlık değil mi ilmek ilmek örülen hayatı yaşamamak…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.