Homofobiğiz

Eşcinsellik özellikle son yıllarda çok gündemde olan, sıkça tartışılan bir konu. Amerika’da eşcinsel evliliğin yasallaşmasıyla birlikte eşcinsel hareketi sesini çok daha fazla duyurma imkanı buldu. Bunun en basit örneği de çoğu kişi tarafından profil resmi yapılan gökkuşağı bayrakları oldu. Ülkemizde de aynı şekilde profillerini gökkuşağıyla süsleyenler oldu ancak eşcinselliğin yaygınlaşmasına tepki verenler ne yazık ki çok daha fazlaydı. Türkiye’de eşcinsellerin ötekileştirildiği, korkuyla bakıldığı acı bir gerçek. Özellikle muhafazakar kesimlerde eşcinsel olmanın bir hastalık olduğu düşüncesi çok yaygın. Eşcinsel bireyleri aşşağılayan bu düşünce yapısına homofobi denilmekte.

Homofobi kavramı ilk kez 1972 yılında G. Weinberg tarafından “homoseksüel bireylerin mantıksız ve şiddet, ayrımcılık ve mahrumiyet yaratacak şekilde suçlanmasıdır” anlamında kullanılmıştır. Psikolojide fobi genelde mantıklı temeli olmayan bir korkuyu anlatır. Homofobi ise eşcinsellere duyulan nefret, korku hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır. Bana göre homofobi için yapılmış en güzel tanım Audrey Lorde tarafından yapılmıştır: “Kendi cinsiyetine sevgi duymaktan ölesiye korkmak ve bu sevgiyi duyanlardan da nefret etmek”.

Ne yazık ki ülkemizde homofobi, kavramsal anlamından çok daha öte boyuta şiddete, cinayete, ötekileştirmeye dönüşmüş durumda. Gazetelerde eşcinsel cinayeti haberlerini görmeye alışmış durumdayız. Eşcinseller neredeyse hemen her gün homofobik hareketlere ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Ülkemizde Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir ankete göre “Eşcinsellik, toplum tarafından kabul edilmesi gereken bir hayat biçimi mi?” sorusuna halkın %14'ü evet, %57’si hayır demiş, geri kalanı soruyu cevaplamamıştır. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in hazırladığı “Radikalizm ve Aşırıcılık” adlı araştırması kapsamında 34 ilde 1715 kişiye sorulan “Kiminle komşu olmak istemezsiniz?” sorusuna katılımcıların %87'si “eşcinsel” kişiler olarak yanıt vermiştir. Son 10 yılda eşcinsel hareketinin daha fazla sesini duyurmaya başlaması, LGBT (Lezibyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel) derneklerinin yaygınlaşması ve toplumsal etkinliklerde aktif rol almaları (özellikle Gezi Parkı direnişi) sayesinde toplumumuz eşcinsellik kavramına bir nebze olsa da alışmış durumda. Ancak hala homofobi her yerde kendini hissettirmekte.

Eşcinsellerin günlük hayatta karşılaştıkları sıkıntıları, homofobik davranışları daha iyi anlayabilmek için çevremde eşcinsel olduğunu bildiğim bir yakınımdan deneyimlerini paylaşmasını rica ettim. “Eşcinsel olduğunu farkettiğin an kendini bir gidabın içinde buluyorsun.” diyerek başladı konuşmaya. İlk karşılaştığı problem, eşcinsel olduğunu fark eden gencin yaşadığı gibi “Aileme nasıl söyleyeceğim?” sorunu olmuş. Ailesi özellikle de ağabeyi başta kabullenmekte zorluk çekseler de zamanla alışmışlar. Ancak günlük hayatında yaşadığı sıkıntılar hala devam etmekte. Bana iş yerinde yaşadıklarından bahsetti. İlk iş deneyiminde çalıştığı firmada eicinselliğini bir iş arkadaşıyla paylaştıktan 2 gün sonra işten çıkarılmış. İşten çıkartılma sebebi ise bütçe sıkışıklığı… Oradan sonra çalıştığı iş yerinde cinsel kimliğinden asla bahsetmemiş hala da hiçbir iş arkadaşıyla bunu paylşamayı düşünmediğini söyledi. Kendisi bir apartmanda oturuyor ve komşularıyla hiçbir sorun yaşamamış ta ki düzenli bir ilişkisi olana kadar. Görüştüğü erkek onda kalmaya başlayınca, her gün selamlaşıp sohbet ettiği komşuları onu görünce kafalarını çevirmeye sanki onunla hiç tanışmamışlar gibi konuşmamaya başlamışlar. Toplumun homofobik tavırlarından dolayı cinsel kimliğini gizli tutarak yaşamayı üzülerek seçmiş. “Etrafımdaki insanların onlardan farklı olduğumdan dolayı bana yaşattıkları haksızlıklar yüzünden her gün olmadığım bir kişi rolüne bürünmekten çok sıkıldım.” diyor.

Ataerkil bir toplum yapısına sahip olmamıza muhafazakar düşünce yapısı, dini inançlara olan bağlılık ve cinsiyet ayrımcılığı da eklenince homofobi hayatımızın her noktasında karşımıza çıkıyor. Eşcinsellerin günlük hayatlarında bireysel olarak karşılaştıkları homofobik davranışların yanı sıra polis, medya, devlet tarafından da ayrımcılığa maruz kaldıklarını unutmamak lazım. Bu yıl 28 Haziran’da düzenlenen ve benim de katıldığım 13. Onur Yürüyüşü’ne polis tarafından sebepsiz şekilde tazyikli su, biber gazı ve gazdan daha acı verici olan küfürlerle müdahale edildi. HDP’nin eşcinsel milletvekili adayı Barış Sullu için cumhurbaşkanımız “Diyarbakır’da sözde bir müftü, Eskişehir’de eşcinsel aday biz göstermiyoruz. Böyle bir derdimiz de yok” diyerek ülkemizin eşcinsel ayrımcılığını gözler önüne serdi. Türk dizi ve filmlerinde eşcinsel bireylerin belirli bir steryotipte lanse edilmesi ve genellikle alay edilen, efemine tiplemelerin eşcinsel olarak yansıtılması da özellikle gelişme çağında olan televizyon izleyen çocuklara homofobiyi aşılamakta.

Önyargılardan örülmüş göz bantlarımızı çıkarmayı başarıp farklılıklarımızı takdir etmeyi öğrenmemiz umuduyla…

Kaynakça
Yeni Demokrat Gençlik Dergisi 175. sayısı
Oxford Dictionary of English,2003 edition
“Radikalizm,Aşırıcılık” metni Dr. Yılmaz Esmer
egitim@kaos.gl.org
istanbul-lgbtt.net
“Medyadan siyasete, Türkiye’nin üç aylık homofobi karnesi” Veli Başyiğit -T24 Bağımsız İnternet Gazetesi