Ayşe Şener
Jul 30, 2017 · 2 min read

YERE BAKMA DURAĞI

Göğe bakmak sadeleşmektir. Yer kargaşa...Martı ile karga dahi yere inince kavgaya başlıyor. Gökte erdemli, yerde menfaatçiler. Hele martıların bir göklüye yakışmayan cazgırlıklar yaptığını görüyorum ve bu yüzden özellikle martıların gıyabında erkeklerin patronları, iş ortakları veya kadınların eltileri hakkında düşündüklerine benzer bir şey düşünüyorum.

Durdum ve düşündüm. Durmadan düşünüyorum. Dedim ki: “Yoksa yer çekimi denilen şey menfaat midir? Menfaatçi olmayanı yer çekememekte midir?” Susuyorum. İşin içinde toprağı gücendirmek var. Yarın bir gün -Allah geçinden versin- hepimizin anne kucağı. Başka bir dünyaya doğum ocağı.

Yukarı çıkalım.

Kişisel menfaatlerimizden daha yukarı.

Ki bize: “Sen ötekini düşün, Allah seni düşünür!" denmiştir. Herkes aynı anda birbirini düşünerek davrandığında herkes iki kere düşünülmüş olacaktır. Birinci düşünülmek Allah'tan, ikincisi de diğerkam kişiden. Öyle ki kendimizi düşünmeye hiç gerek kalmayacaktır. Kimilerimizin erdemsizliğidir bütün denklemi bozan, dengelerimizi sarsan. Dünyanın çivisini/adaleti çıkaran.

Göğe bakalım. Sadece Turgut Uyar'ın göğüne değil. Hem şairlerin tekelinde değildir gökyüzü. Göğü getiren ve herkese ait kılan peygamberlerdir. Biz en başta oraya bakalım. Gökten gelene. Gönderilenlere.(Mürselin) Mavi geleneğe...

Sadeleşelim. Sakinleşelim. Çıkalım. Yükselelim. Sonra atalım kendimizi aşağı. Başkasını tutup kaldıralım.

Daha yukarıya... Daha yukarıya...

Allah'a “bakalım.”

Allah'a “bakmak” başkaya bakmaktır.Diğere. Berikine, ötekine ilgi, şefkat, özveri, emek vermektir. Ayrıştırmamaktır. İyi niyettir. Kavganın unutkanı olmaktır. Çekişmekden çekinmek. Bir “huzur” hazırlığı...

Allah'a “bakmak” mesela o kadına bakmaktır. Çöp kutusundan bulduğu bir bez bebeği küçük kızına sevinç içinde uzatan o kadına.

İlgilenmektir. Görmezlikten gelmemektir. Eğilmektir. Hayatın rükûsuna.

Allah'a “bakmak”, sabah herkesten önce kalkan, akşam herkesten sonraya kalan, gün boyu uygunsuz çalışma şartları içinde yorulan ve akşam yemek yer yemez çocuğunu öpmeye hali kalmayan o babayı görmektir.

Allah'a “bakmak”; mesela Fikriye teyzeye bakmaktır.

Merdivenleri silerken 60'ını geçen bulut yanaklıya...Kendi evladının oturduğu evden kira istediğini söylerken yüzü yağmur alana. O minyon haliyle nasıl yük olabildiğine şaşırana... Merdivenleri sildiği bezle, yere düşen gözyaşlarını da silene...

Dertleşme sürerken kapıyı açık bırak ve hafif geri çekil. Onuru daha az incinir.

Sonra mı? Sessizce kapatılan kapı sesi... Herkesin kendi derdinde biraz yalnız olduğuna dairdi. Herkesin kendi derdinde yalnız bırakıldığı bir toplum olduğumuza da dair...

Allah'a “bakmadığımıza” dair.

    Ayşe Şener

    Written by

    Beyan Yayınları/ Kitaplar, Belgesel / Uzun Metraj Film Senaryo Yazarı ve Gazete köşe yazarı

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade