
Pornografi
“Pornografi, cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla insan vücudunu veya cinselliğin mahremini yansıtmadır. Pornografi; yazı, fotoğraf, çizim, film, animasyon veya ses gibi iletişim araçlarından herhangi birini kullanabilir.” [1]
İnternet ansiklopedisi Vikipedi’ye göre pornografi bu şekilde tanımlanmaktadır. Bilimsel metodlar ve akademik kullanıma uygunluk açısından doğru olan bu tanımlama “pornografi”nin bireysel ve toplumsal etkileri gözetildiğinde yetersiz kalıyor. Bu sebeple; bu yazının geri kalanı pornografinin bireye ve topluma olan etkisini aktarmaya çalışan, alıntılama ve çıkarımlardan oluşacaktır.
Her çeşit sosyolojik değerlendirmelere doğrudan yada dolaylı bir biçimde mahal veren her türlü kavram, iktidar ilişkisi üzerinden değerlendirilebilir. Daha odaklı bir söylem getirmemiz gerekirse Michel Foucault’un cinsellik üzerine düşüncülerine bakmamız gerekiyor. Foucault mahremi “yok sayılan arzu politikaları” üzerinden açıklar. “Bu noktadan sonra cinsellik sadece bir neslin devamı için iktidarın kendini meşrulaştırması bağlamında bir “üretim ilişkisine” indirgenir. Baskı ilk çağdan itibaren “iktidar, cinsiyet ve bilme” arasındaki ilişkinin temel kipini oluşturur” der ve ekler “İktidar her daim kendini bedenler üzerinden meşrulaştırmaya çalışır.”
Günümüz dünyasına baktığımız zaman, genel geçer diyebileceğimiz bir çok yönetim siyasi varlığını kadınlar üzerinden politika üreterek idame ettirmektedir. Tabi ki bunun altında yatan sebep tarihsel bir raslantıdan çok daha fazlası. Kadın bedenini daha fazla ürün pazarlamak için metalaştıran ve bir reklam aracı haline getiren kapitalist anlayış ile, cenneti kadının ayaklarının altına koyup, dünyadan soyutlamak isteyen, varlığını bir silüet haline getirmeye çalışan inanç sistemi arasında ortak yön olması rastlantı ihtimalini — özellikle şüpheci gözler açısından — olabildiğince azaltıyor.
Bu noktada, problemin temeline inmek ve daha sağlıklı bir düşünce akışı ortaya koyabilmek için modern insandan çok daha gerilere gitmemiz gerekiyor. Ünlü düşünür Friedrich Engels “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” eserinde bu konuyu şu şekilde ele almıştır. F. Engels’e göre;
“En başta doğal cinsel iş-bölümü vardı, erkekler ava giderken kadınlar evi yönetmeye yöneldi — ki bu kadınların evde üstünlüğü demektir- komünist bir ev ekonomisi açığa çıktı.” Engels bu süreci “kadının sadece özgür değil, ayrıca çok değer verilen bir duruma sahip olduğu” iddiası ile açıklamıştır. “Sonraları hayvanların evcilleştirilmesinin, sürülerin ve “insan sürüsü” nün yetiştirilmesinin, o zamana kadar görülmemiş bir zenginlik kaynağını geliştirdiğini ve yepyeni toplumsal ilişkileri açığa çıkardığını” söyler ve şöyle devam eder. “Bu zenginliğin kaynakları ev halkı dışında ortaya çıktığı için, erkekler sürüleri kendilerine mal ettiler: bütün yaşam için gerekli maddelerin elde edilmesi, şimdi, erkeğe düşüyordu. Kadın, onun zevkini paylaşıyordu ama onun mülkiyetinde hak sahibi değildi.”
Engels’in bakış açısıyla kavramaya çalıştığımız problem üzerine şu çıkarımı yapabiliriz. Mülkiyet — yada mülkiyetten yoksun olma durumu — konusunda erkekle aynı haklara sahip olmayan kadın ve bu birliktelik ile oluşturulan karı-koca ailesi, toplumun iktisadi birimi olarak görev yapıyordu. Aynı zamanda erkek, aile içerisinde mülkiyeti elinde tutan güç olarak, ailenin burjuvazisi rolünü üstleniyordu. Daha sonraki süreçte kadın ve erkek arasındaki ilişki bir uçurum misali açıldı ve minyatür toplum diyebileceğimiz aile aşamasını geçerek, toplumsal ahlakı, dinleri, ideolojileri ve dilleri etkiledi.
Peki bugünün pornografi sektörü ile Engels’in bakış açısı arasında doğrudan bir bağıntı vardır diyebilir miyiz? En başa dönüp kadın erkek ilişkisini küçük bir kar topunun yuvarlanarak büyük bir kütleye dönüşmesi gibi düşünürsek ve bu dönüşüm evriminde güç dengelerinin ters oranda büyüdüğünü görebilirsek Engels’in “Kadın, onun zevkini paylaşıyordu ama onun mülkiyetinde hak sahibi değildi” cümlesinin, simetrik bir yansıması olarak pornografiyi değerlendirebiliriz.
En başta Vikipedia sayfasına göre tanımladığımız pornografide “cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla” ifadesini kullandık. Bu cümle her ne kadar göndericiden-alıcıya mantığı ile işleyen bir iletişim yöntemi gibi dursa da, aslında alıcının isteklerinin tatmin edilmesi ve denetim mekanizmasının — etik, kişisel haklar — doğal olarak hiç olmaması anlamına geliyor. Zaten endüstri olarak tanımladığımız, sektörel bir oluşumun öncelikli hedefinin maddi kazanç olması, bu kazancı arttırmak için de “pornografik” yöntemlere başvurması şaşırtıcı değil. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre porno izleyenlerin üçte biri kadınken, 18–24 yaş arasındaki erkeklerin %81'i ayda en az bir defa bu sitelere giriyor.[3] Yani alıcı olarak muhatap alınan kitlenin erkeklerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Çok basit bir mantık yürütmeyle erkekleri tatmin etme yönteminin kadınları kullanmak olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Pornografik içeriğe sahip web sayfalarının %90 kadarının heteroseksüel bir erkeğe göre hazırlanmış olmasıda bunun en büyük sebebidir. Peki pornografinin bu derece rağbet görmesi ve bağımlılık boyutuna gelebilmesinin altında yatan sebep nedir?
Pornografinin gelişimi ile paralel olarak, çeşitlilik arayışına girmesi ve kurgusallığın insanlarda yarattığı güvendelik hissiyatı ile insanların çeşitliliklere olumlu yaklaşımları, günümüz pornografi sektörünün barındırdığı varyasyonların en büyük sebebidir. Cinsel hazza erişim sürecini fizyolojik üreme dürtüsünden ziyade zevke yönelik evirebilmeyi başaran insanlık taleplerini yasak olanlara ve gündelik hayatta karşılaşmayı umduklarına doğru yöneltiyor. Ergenlik çağına girmiş bir erkeğin kendi bedenini tanıması ve internet tarafından maruz bırakıldığı pornografi yağmuru, iletişim tekniklerini en iyi şekilde kullanarak; gündelik hayatta kolayca yaşayabilme ve karşılaşabilme ihtimali olan senaryoları ona sunuyor. Sınıf arkadaşları, öğretmenler, hasta bakıcılar, market çalışanları, komşu kadınlar hatta ve hatta sipariş üzerine gelen bir pizza kuryesi! Bütün bunlar pornografiyi daha gerçekçi kılıyor ve ergenlik çağından itibaren özellikle erkekler için ihtimaller denizi yaratıyor. Fakat bu bilgiler kadına yönelik psikolojik baskı ve metalaştırım sürecini açıklayabilmede yeterli değil. Pornografinin tehlikesi düzenli tüketim ile ortaya çıkıyor. Düzenli tüketim beraberinde “kalifiye” tüketiciyi getiriyor. Kalifiye tüketicinin bu yazıdaki karşılığı olanla yetinmeyen daha sıra dışı deneyimlemelere — tüketime — meraklı ve aç olandır.
Araştırmalara göre pornografik içeriklerde %88 oranında cinsel şiddet görüntüleri kullanılıyor.[4] İşin garip tarafı bu içeriğe sahip bir materyale rast gelmeniz için kalifiye tüketici olmanıza gerek yok. Tipik bir “pazarlama yöntemi” kullanımı ile kendi kalifiye tüketicilerini yaratmaya çalışan bir endüstriden bahsediyoruz. Tıpkı bir kavgaya rast geldiğimizde istemsizce süreci takip etme dürtümüz gibi, tüketim aşamalarımızda; canlıya ait en önemli davranış olan meraktan besleniyor. Pornografik bir içeriği izlerken aynı zamanda izleyebileceğiniz farklı varyasyonları görmeniz sağlanıyor. Masum bir fantezisinin senaryolaştığını gören bir insan, abartılı bir düşüncenin peşine düşme dürtüsünün önüne geçemiyor ve tam o noktada kalifiye bir tüketici olmak için ilk adımı atmış bulunuyor.
Akademik tanımlamaları bir yana bırakacak olursak pornografiyi; bir ideolojinin, politikanın çalışması için bilinçli ve sistematik olarak uygulanan yozlaştırma ve özden uzaklaştırma süreci — cinsel anlamda — olarak ele alabiliriz. Yazının en başında bahsettiğimiz “siyasi varlığını kadınlar üzerinden politika üreterek idame ettirmek.” tam olarak bu noktada karşımıza çıkıyor. Şimdi bir kaç örnek ile bu cümleyi ayakları üzerine oturtalım.
(Ayakları üzerine oturtmak veya kondurmak yaklaşımını K.Marx Materyalist Diyalektiği kuramsallaştırırken getirmiştir. K. Marx, F.Hegel’den aldığı diyalektiğe bu ifadeyi kullanarak kendi bakış açısını getirmiştir. )
- Pornografik kurgularda şiddete maruz kalan bir kadının, bu durumdan rahatsız olmak bir yana, memnuniyet ifadelerinde bulunması şiddeti — kafalarda — normalleştiriyor.
- Pornografiye ulaşım ve tüketim aşaması — beraberinde cinsel haz — tamamen erkek kontrolünde olduğu için “kadının metalaşması” karşılığını bulmuş oluyor.
- Pornografik kurgularda genellikle davetkâr olarak resmedilen kadın; üreten, doğurgan sıfatından sıyrılıp tüketilmesi gereken, tüketilmeyi hak eden durumuna getiriliyor.
- Kurgusallıktan duyulan hazzın gerçek hayatta deneyimlenmek istenmesi karşılaştırmayı — porno oyuncuları ile karı-koca ilişkisinde kadın olan tarafın karşılaştırılması — beraberinde getiriyor. Bunun bir sonucu olarak tüketici-ürün ilişkisi gündelik hayatta kendisine yaşam alanı .
Pornografiyi tehlikeli ve sistem(!) için olmazsa olmaz yapan bazı istatistikler;
Öncelikle endüstriye istatistiksel verilerle bakalım. (ABD)
40 milyon Amerikan vatandaşı, porno sitelerin düzenli ziyaretçilerinden.
Porno izleyenlerin üçte biri kadınken, 18–24 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 70'i ayda en az bir kez bu sitelere giriyor.
Amerika’da, internet porno endüstrisi yılda 2.84 milyar dolar, dünyadaysa 4.9 milyar dolar kazanıyor. [5]
Türkiye’nin pornografi konusunda ki istatistiklerine bakalım.
Tüm dünyada internette porno araması giderek artıyor. 2005'te yüzde 30'lardayken, 2013'te yüzde 100'e yaklaştı. Yani artık herkes internette porno arıyor. dünyada ilk sırada Papua Yeni Gine var. Onu Hindistan ve Pakistan takip ediyor. Tüm ülkeleri gruplara ayırırsak Türkiye ilk üç ülke grubunda ve Türkiye’de dünya geneline kıyasla daha hızlı bir artış var. Türkiye’de Diyarbakır, Erzurum ve Adana ilk sıralarda. Bu illerde çok sayıda işsiz genç nüfus var. Zamanlarını internet kafelerde geçiriyorlar. [6]
Pornografi bağımlılığını her ne kadar doğrudan eğitim, sosyal statü vb. gibi kıstaslarla değerlendiremeyecek olsak da, ilkel davranış sergileme noktasında bu tarz veriler ile arasına çok büyük mesafeler koymak da yanlış olur. Erkek düşüncesinin avuçlarında şekil alan toplum öncelikle mahremiyet ile kadını çevrelemiş, daha sonra erkeğin masasına bir obje olarak koymuştur. Mevcut politikaların kalbi atmaya devam eden bir organizma gibi canlı tutulmak zorunda olması — bu yaşayış biçiminin öteden beri süregelmesi ve daha öteye sürmesi güdüsünü — yakışıksız bir biçimde devamlılaştırmaktadır. Pornografi; cinsel yozlaşma, insani yozlaşma kavramları bir yana, gerçeklerle ilişiği kesme konusunda başarılı olması ve bağımlılık yapması açısından ele alındığında — birazcık abartılama bir yakıştırma ile — kimyasal bir uyuşturucudan farksız ve bir ideolojiye hizmet ediyor diyebiliriz.
Feminist Kültür Tarihi dersi için tarafımdan hazırlanan bir içeriğin kopyasıdır.
Kaynakça
[1] “Pornografi”. Vikipedi. Web. <https://tr.wikipedia.org/wiki/Pornografi>.
[2] Engels, Friedrich. Ailenin, Özel Mülkiyetin Ve Devletin Kökeni. Trans. Hasan İlhan. 1st ed. Vol. 1. Kumsaati Yayınları. Print.
[3] “Get the Latest Pornography Statistics.” Covenant Eyes. 19 Feb. 2013. Web. 15 Jan. 2016. <http://www.covenanteyes.com/2013/02/19/pornography-statistics/>.
[4] “Get the Latest Pornography Statistics.” Covenant Eyes. 19 Feb. 2013. Web. 15 Jan. 2016. <http://www.covenanteyes.com/2013/02/19/pornography-statistics/>.
[5]”Get the Latest Pornography Statistics.” Covenant Eyes. 19 Feb. 2013. Web. 15 Jan. 2016. <http://www.covenanteyes.com/2013/02/19/pornography-statistics/>.
[6]”Get the Latest Pornography Statistics.” Covenant Eyes. 19 Feb. 2013. Web. 15 Jan. 2016. <http://www.covenanteyes.com/2013/02/19/pornography-statistics/>.