Accenture’dan blok zincirine tartışmalı ‘değişiklik’

(Bu yazı, 21 Eylül 2016'da tekmono’da yayımlanmak üzere yazılmıştır.)

Her şeyin değiştirilemez kayıtlarla saklandığı blok zincirinde değişiklik yapabilmeyi sağlayan yeni patent başvurusu, ticarî kullanımı yaygınlaştırabilir.

Herkesin dilindeki blok zinciri (blockchain) ve bunu temel alan en ünlü şifreli dijital para birimi bitcoin, tıpkı bulut bilişim ve veri merkezleriyle ilgili birçok kurumsal teknolojide olduğu gibi, nasıl işlediği pek çok kimse tarafından bilinmeden, üzerinde konuşulan (daha çok atıp tutulan) bir konu olmayı sürdürüyor. (İnanın, bu şekilde de kalmaya devam edecek, çünkü bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak başta, birçok başka olgu buraya eklenebilir.)

(Daha önce blok zincirini anlattığım yazımı buradan okuyabilirsiniz.)

Blok zinciri neden baştan sevilmedi?

Bu teknolojiler, Silk Road vb. pazar yerlerinde yasa dışı takasların başlaması sebebiyle kötü bir üne kavuştu. Çalıntı kredi kartı numaralarından envaî çeşit hack hizmetine, uyuşturucudan sahte kimlik ve pasaporta, silahtan kiralık katile kadar her şeyi bu pazar yerlerinde bulmak mümkündü. Hatta bu durum, “bir hizmet olarak suç” (Crime as a Service) kavramının ortaya çıkmasına sebep oldu.

Yasa dışı işler olmasaydı bile, ne işe yaradığını anlamamış olacaklardı

Bu duruma bir de ademî merkeziyetçi ve kendi kendini düzenleyen bir yapı eklenince, finansal kuruluşlar ve devletler için oldukça zorlu bir durum oluştu. Kimse blok zincirini ve bununla ortaya çıkan şifreli dijital para birimleriyle ne yapacağını bilmiyordu. Bununla uğraşmak yerine, yasa dışı olayları bahane ederek yasakladılar ama bunlar blok zincirini ve benzer yapıları durdurmadı.

İnsanların etkileşimi sona ermeyince, düzenlemeler devreye girdi. Daha sonra uzmanların da yol göstermesiyle, bu teknolojinin gerçekten devrim niteliğinde olduğu anlaşıldı. 
 
 İşin finansal yönünde kalırsak, devletler bunu daha dengeli bir para birimi ortaya çıkartmak, vergi kaçakçılıklarını önlemek gibi birçok amaçla kullanmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bankalar başta olmak üzere, finansal kuruluşlar da bunu ticarîleştirmenin yollarını arıyorlar.

Değişmez yapı, nasıl değiştirilebilir olacak?

Accenture’un patent başvurusunda bulunduğu değişiklik, ticarîleşme açısından önemli. Blok zincirinin değişmez, kamuya açık ve herkesçe görülebilen kayıt sistemi (bilmeyenlere kısa not; kamuya açık ama kim, hangi işlemi ne zaman yapmış bilgisinden ziyade, kayıtlar gizliliği koruyan bir şekilde tutuluyor), bu patentle değiştirilecek.

Değiştirilebilir olarak kayıt edilen veriler, şirketler, devletler ya da izin sahibi her kimse, onun tarafından gerektiğinde düzenlenebilecek.

Bu değişiklik, bir sistemin tüm yapısını değiştirdiği için, normal olarak ciddi bir tartışma da yaratmış durumda. Ancak, işin hangi yanından bakarsanız bakın, bu değişim sonrasında da blok zinciri ile yapılabilecekler belli.

Dışarıya kapalı, “özel blok zincirleri” yolda

Kayıda söz konusu işlemin tarafları anlaştıkları taktirde işlemi iptal edebilecek, söz konusu paraysa, miktarını, hatta işlemin yönünü bile değiştirebilecekler. Bunu bankaların yanlış yapılan bir EFT’yi düzeltmesi, havaledeki miktarı değiştirmesine benzetebiliriz. Değişiklik yapıldığı kayıt edilerek, tek bir kayıt üzerinde işlem düzenlenebilir.

Blok zincirinin farklı kullanım tipleri olduğundan, örneğin bitcoin’de izin sistemi olmadığından, bitcoin’de bu değişikliğin nasıl yapılacağı şimdilik belirsiz. Ancak ortak bir para birimi üzerinde ya da belki bu iş için hazırlanacak yeni bir para biriminde bu gerçekleştirilebilir.

R3 adlı bir şirketle çalışan çok sayıda banka, izinler konusunda başka bir yaklaşım izliyor. Örneğin hassas işlemlerin, zincir üzerindeki diğer kullanıcılardan gizlenebilmesi sağlanıyor. Bu da “özel blok zinciri” ortaya çıkartmayı hedefleyen bir durum. Özel blok zincirlerinde, tarafların oylaması ile de değişiklikler yapılabilir, hatta bu oylama için de teknolojiden faydalanılabilir.

Değişiklik, şifreleme sisteminin yardımıyla mümkün

Accenture’un hazırladığı araç, bir işlem bloğunu tüm blok zincirini etkilemeden değiştirmeyi sağlıyor. Buna da Chameleon Hash (Bukalemun hash’i) diyebiliriz. Hash’i de kısaca açıklamak gerekirse, verileri alarak belirli boyutta ve çok daha kısa bir değer üretme diyebiliriz. Bu işlev, şifrelemede kullanılıyor ve -anahtar olmadan- hash değerine bakarak orijinal veri geri üretilemiyor.

Bu bukalemun hash’ler işlemler arasına yerleştiriliyor ve bu işlemler sonradan değiştirilebiliyor. Oldukça basit, değil mi?

Blok zincirinde değişiklik yapmak nasıl fayda sağlayabilir?

Blok zincirinde yapılabilecek değişiklikleri, öncelikle finansal kuruluşlar için bir güvenlik önlemi olarak görebiliriz.

Bir şifreli para birimine yapılacak olan sanal saldırılar esnasında, saklanan bu değerlerin (paraların) başka bir depoya aktarımı mümkün olabilir. Buraya aktarılan değerler, geldikleri kaynağa da geri gönderilebilirler. Bu da, blok zinciri kullanan teknolojilerin güvenilirliğini artırır.

Bunun dışında özellikle Avrupa’da gündemden düşmeyen ‘Unutulma Hakkı’ için de kayıtlarda değişiklik yapmak önem taşıyabilir. Mahkeme kararıyla yapılan bir işlemin görünürlüğünün ortadan kaldırılabilmesi ya da işlemin tamamen iptal edilmesi, geri alınması da bu şekilde mümkün olabilir.

Çalışmayı Accenture ile yürüten Stevens Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Giuseppe Ateniese, kayıtların silinebileceğini de söylüyor. Bu da, düzenleme kurumlarının ve şirketlerin bugüne dek blok zinciri ve bunu kullanan teknolojileri seçmemesinde rol oynuyordu.

Ateniese, hazırladıkları aracın geleneksel bir veritabanından ziyade, varolan blok zinciri çerçeveleriyle uyumlu olduğunu ve yine ademî merkeziyetçi ve kayıt edilebilir bir ortamda çalıştığının altını çiziyor.

Bakalım, bu gelişme şirketler ve finansal kuruluşlarda ne gibi çözümler hazırlanmasını sağlayacak?

(Bu yazı, 21 Eylül 2016'da tekmono’da yayımlanmak üzere yazılmıştır.)