DERİNLERİ SEVMEK

Bahar Gündağ
Sep 9, 2018 · 1 min read

Bazı korkular vardır baskılamaya çalıştığımız. Yenmek yerine baskılayarak dizginlemek daha kolayımıza gelir. Denizin derinliklerine gitmek gibi. Yüzme bilirsin gidersin ama bir ürperti gelir.. ve sonrasında özgürlük hissi başlar. Tam olarak böyleydi işte her şey. Derin denizlerde yüzmek…

Suyun içine daldıkça düşünceler başlar, çıkınca denizin tuzundan yanan gözler ama yine de bile bile suya dalmak… Acı mı bizi güçlendiriyor yoksa güçlü olduğumuz için mi acıyı seçiyoruz bu gelgitli düşünceden sıyrıldığımız o an mantık devreye girmeye başlıyor. Güvenmek… Denizin derinliklerinde ilerlerken suya güvenmek gibi bir şeydi. Ürkütücü olduğu kadar keyif verici. Suyun verdiği o rahatlama hissi… düşüncelerden sıyrılıp, korkularından arınıp boğulmadığını gördükçe daha hızlı ve keyifli ilerlemek. Dalgaları zıplayarak karşılamak ama dalga var diye pes etmemek… bence asıl güven buydu işte. Denizden çıkıp kumsala oturduğumuzda o tatlı kalp çarpıntısı, yorgunluk, soğuk suyun verdiği serinlikle rahatlama, gözlerin yanması ve tüm bunlara rağmen yüzümüzdeki masum gülücük. Hayatımızı uçsuz denizlere benzettiğimizde hangi nokta keyif verici gelecek? Belki de bunu belirlemek gerekirdi bazı mutluluklar için.

Kıyıya vuran hafif köpüklü dalgalarda üşümemeyi seçerek kuma uzanarak güneşten ısınmak mı?

Biraz daha ortalarda yarı belimize kadar gelen suda üşümeyide ısınmayı da dengede tutarak yüzmek mi?

Yoksa daha derinleri hedef seçerek üşümekle ufukları keşfetmek arasındaki o ürpertici duygudan keyif almak mı? 3 seçenekli tatmin duygusu… Ortak tek nokta deniz sevgisi.

    Bahar Gündağ

    Written by

    ‘Life must go on’ twitter.com/bhrgndg