Çocuklarımdan Ne İstiyorum?

15 gün önce vizyon sağlayan bir konferanstaydım. Eğitim Teknolojileri Konferansı.

Hangi sunuyu izleyeceğimizi, hangi workshopa katılacağımızı şaşırdığımız bir gündü.

“Teknolojinin Halleri” adı altında yapılan bir panel vardı. Konuşulan konular genelde şöyleydi:

  • Yeni teknolojiler nasıl kullanılacak okullarda?
  • En yenileri hangisi?
  • Google bazlı bir sınıf ortamı mı, yoksa Apple mı, ya da Microsoft Azure kullanılan mı?
  • Hangi okul hangi sistemi seçecek?

Tam bunları sorgularken Prof.Dr. Feza Orhan’ın konuşması beni çok düşündürdü. Düşünün bir salon dolusu eğitimci, çocukları nasıl daha iyi eğitebiliriz diye düşünüyor. Hangi yeni teknolojileri, nasıl kullanacağız, aman geri kalmayalım, dünyada ne oluyor, PISA sonuçları vs. derken, Feza Hanım çok doğru bir noktaya parmak bastı.

“Biz hep öğretmen tarafını düşünüyoruz. Peki ya öğrenci tarafı? Onun esas ihtiyacı ne?”

  • Öğrenciden ekstra aktiviteler bekliyoruz. (iyi bir vatandaş olsun, yaşlılara, çocuklara vs. yardım etsin)
  • Öğrenciden sıradışı olmasını bekliyoruz. (bir kulüp kursun, arkadaşlarına liderlik yapsın, güzel yazsın, güzel konuşsun, takım çalışması da yapsın, vs. vs.)
  • Öğrenciden öğrenmeyi sevmesini, araştırmacı olmasını bekliyoruz.
  • Öğrenciden yeni teknolojileri en iyi şekilde kullanmasını bekliyoruz.
  • Aynı zamanda öğrenciden üstün akademik başarı bekliyoruz. (Bizim zamanımızın hemen hemen aynı derslerinden en yüksek puanları alsın diyoruz.)
  • Bu öğrencinin aynı zamanda bir de sosyal hayatı var. Bulunduğu yaş dönemi itibarıyle kendini güvensiz hissettiği, arkadaş kabulunun en önemli olduğu bir sosyal hayat.

Benim kızlarım da birer öğrenci. Biri ortaokul, biri lise.

Ortaokulda okuyanda daha bu kadar yük yok ama lisedekinde var. Kendisi ve başarısı için standartları çok yüksek. Bu yüksek standartlar okullar, veliler, üniversiteler ve rekabet yüzünden her geçen dakika daha da yükseliyor. Bu yüksek standartlar yerine gelmediği zaman da gençler çok üzülüyor.

Düşünüyorum. Ben kızlarımdan nasıl bir insan olmalarını bekliyorum diye?

Üniversite giriş başarısı için kendini yıpratan, olmadığı biri gibi gösteren, yarışa giren bir genç mi olsunlar? Yoksa hayatlarından memnun, öğrenmeye, gelişime inanan ve bundan zevk alan, nazik, iyi kalpli, doğaya ve insana saygılı, üretici, çalışkan, azimli, dürüst, verici insanlar mı olmak için çabalasınlar?

İşte benim istediklerim:

ÇOCUKLARIM HEDEF KOYABİLEN İNSANLAR OLSUN İSTİYORUM.

Arkadaşları yapıyor, ya da popüler diye bazı trendlerin peşinde gitmelerini istemiyorum. Kendi isteklerinin farkında olsunlar, bunu sorgulasınlar istiyorum. Hedefler aylık, yıllık ya da ömürlük olabilir. Ne mutlu ki şimdiki gençler daha bilinçli seçimlerinde. Yolun yarısında değiştirme şansları da var.

ÇOCUKLARIMIN KOYDUKLARI HEDEFİN ESNEK OLDUĞUNU BİLMELERİNİ İSTİYORUM.

Hedefi koyduk ve bitti değil. Hedeflerini istedikleri ya da gerekli gördükleri zaman değiştirebileceklerini bilsinler. Hedef koymak güzeldir ama şartlar değiştiğinde o da değişebilir, esneyebilir. Hedefe giden yolda öğrenecekleri çok şey olduğunu da bilsinler istiyorum.

HEDEFLERİNE ULAŞMA YOLUNDA KENDİ KONTROLLERİNİ VE PLANLAMALARINI YAPMALARINI BEKLİYORUM.

Çalışmalarının, teslim tarihlerinin, ödevlerinin kendi sorumluluklarında olduğunu bilmelerini istiyorum. Hedef onların hedefi, hayat onların hayatı. Ben anne olarak onları kontrol etmek veya yönlendirmek istemiyorum. Tabii ki istediklerinde fikir verebilirim.

ÇOCUKLARIM ÖNCE KENDİLERİNİ SEVSİNLER İSTİYORUM.

Dünyada tek olduklarını, onlar gibi biri daha olmadığını bilsinler istiyorum. Akıllarıyla, tipleriyle, kişilikleriyle onlar tek. Kendilerinin değerli olduğunun farkına varsınlar, kendilerine karşı hoşgörülü olmalarını istiyorum. Zaaflarını, güçlü ve zayıf yönlerini bilsinler, kendilerini oldukları gibi kabul etsinler, sevsinler istiyorum. İnsan kendini severse, tüm eleştirilere, yorumlara korunaklı olur.

Ünlü yazar Thomas Mann “Yeryüzünde kişinin kavuşabileceği en büyük mutluluk kendi kendinden hoşnut olabilmektir” demiş.

ONLARI “ONLAR” OLDUKLARI İÇİN SEVECEK ARKADAŞLARI OLSUN İSTİYORUM.

Sahip oldukları ya da yapabildileri yüzünden değil, onları “Onlar” oldukları için sevecek arkadaşları olsun istiyorum. İyi gününde onlardan çok sevinecek, onlarla gurur duyacak, kötü gününde de akıl vermeden yanında duracak arkadaşlar. Arkadaşlar ve sosyal hayat bizi mutlu eden, yaşama sevinci veren etmenler. Harvard araştırmasını okumadınız mı? Uzun yaşayanlar sağlıklı ve doyumlu bir sosyal hayata sahip olanlarmış.

YAPAMAYACAĞINA İNANDIKLARI ŞEYLERDE TEK ENGELİN KENDİ DÜŞÜNCELERİ OLDUĞUNU BİLSİNLER İSTİYORUM.

İstedikleri herşey olabilir, istedikleri her şeyi yapabilirler. Yeterki istesinler.

Sky is the limit” (Sınırı gökyüzü).

ÇOCUKLARIM BAŞARISIZLIKLARINDAN ÖĞRENSİN İSTİYORUM. BAŞARISIZLIĞIN ONLAR İÇİN BİR FIRSAT OLDUĞUNU FARK ETSİNLER.

Düştükleri yerden kalkabilsinler. Her başarısızlığın, her düşüşün daha iyi için olduğunu bilsinler. Başarısızlık diye birşeyin olmadığını, hepsinin öğrenme için bir basamak olduğunu anlasınlar istiyorum. Akademik olarak başarılı insanların hayatta her zaman başarıyı yakalayamadıklarını da fark etsinler.

ÇOCUKLARIM ÖĞRENMEKTEN KEYİF ALSINLAR İSTİYORUM.

Hayat boyu öğrenmenin keyfine varmalarını diliyorum. Kendini geliştirmek, daha iyi bir insan, daha donanımlı bir birey olmak için öğrenmenin sonu yok. Evet, eğitim sisteminde aslında ilgi duymadığı, kendilerine yararı olmayacağını düşündükleri konular da olacak. Onları da öğrenmekerinin gerekli olduğunu anlasınlar istiyorum. Belki ileride, hem de hiç ummadıkları bir anda işlerine yarayabilir.

ÇOCUKLARIM YAŞAMAKTAN KEYİF ALSIN İSTİYORUM.

Hayatın her aşamasından keyif alsınlar istiyorum. Çocukluklarını, gençliklerini, öğrenciliklerini, sevgilerini doya doya yaşasınlar. Notlar, dersler, arkadaş ilişkileri, gelecek hakkındaki kaygı ve endişeleri tabii ki olacak ama anın ve yaşamanın da keyfini alsınlar istiyorum. Hayatın provası yok.

ÇOCUKLARIM ÜRETİCİ VE VERİCİ OLSUN İSTİYORUM.

Tüketim kölesi olduğumuz şu dönemde kendine ve çevresine faydalı olsunlar istiyorum. Tüketmek kolay. Parayı, zamanı, sosyal medyayı, hayatı tüketirken ürettikleri birşeyler de olsun. Kitap okuyorlarsa, beğendiği kitapları ve düşünceleri paylaşsınlar, ders çalışıyorsa dersi daha kötü olan arkadaşlarına yardım etsinler, teknolojiyi kullanıyorlarsa sadece oyun oynamak için değil, kendileri de geri birşeyler vermeyi, yaratmayı kurgulasınlar istiyorum.

ÇOCUKLARIM ÇALIŞKAN OLSUN İSTİYORUM. AZİM VE SEBATLA YOLLARINA DEVAM ETSİNLER.

Hayatta hiçbir şey çalışmadan olmaz. Hayatta biryerlere ulaşmış, doyumlu ve mutlu bir yaşamı olan her bireyin çalışmış ve başarmış olduğunu öğrensinler istiyorum. Her başarı ve mutluluk hikayesine karşılık en az 1000 adet başarısızlık hikayesi de olduğunu bilsinler.

ÇOCUKLARIM EMPATİ KURSUN, YARDIMSEVER OLSUN İSTİYORUM.

Sahip oldukları yüzünden şanslı olduklarını, şükretmesini bilsinler. Kendisi kadar şanslı olmayanlara da yardım eli uzatmayı bilsinler istiyorum.

İNSANA, DOĞAYA SAYGILI, NAZİK, GÜLERYÜZLÜ, DÜRÜST, GELİŞİME İNANAN, HAREKETLİ, İYİ BİRER İNSAN OLSUNLAR İSTİYORUM.

ÇOCUKLARIM SORGULAYAN, FİKRİ OLAN, DÜŞÜNEN, FİKRİNİ KORKUSUZCA BEYAN EDEN BİRER BİREY OLSUN İSTİYORUM.

ESAS OLAYIN KOYDUKLARI HEDEF DEĞİL, O HEDEFE GİDEN YOL OLDUĞUNU BİLMELERİNİ İSTİYORUM. “It is the journey that matters, not the destination”.

O yolda gelişmelerini, öğrenmelerini, büyümelerini izlemek istiyorum.

Tüm bu yazdıklarıma bir baktım da, aslında ben tüm bunları kendim için de istiyorum.

Siz çocuğunuz için neler istiyorsunuz?

Hala notlara mı takılısınız?

Hala eğitim sisteminin labirentleri içinde dolanıyor musunuz?

Bahar Anahmias, the parent

Bir Kahve Molası