Sonsuzluğa açılan boşluk ve yok oluş. Yalnızlığa haps renkler, sesler. kısacası bizi var eden ne varsa… elde kalan bağırmak, karanlık bakmak, kırılmak, kendini zor duymak. Başlarda yarım kalan hisler gibi fakat yıllar sonra anlarsın ki ufak bir parça bile kalmamış. Her ölmeden önce bağırmak. Her dirilişte kendini duyamamak. Aşk, bilmediğimiz bir yerde kayıp. Bedenden uzak. Öldüğünden beri kalbi başkasına adamadan sadece yürümek. Hiç bir beden bunu hak etmedi. Öyle olsaydı zaten bu büyük saygısızlık olurdu ve bizim varlığımızın hiçbir anlamı kalmazdı. Aşk terk değil ölü. Hiçbir yere sığmayan. Aşk dediğin insanı emir altına almıyor mu zaten? Aşk karanlığa düşüş. Tanrı varsa bir yerlerde sabretmeyi bahşederdi. Siyah beyazın mevsimi ve yeri olmaz. İçin garipsemez. Dilinden itiraz edecek söz çıkmaz. Boşuna şehirlere ve mevsimlere suç atma, heryer siyah beyaz. Artık hiçbir yere ithafen sadece susmak. Burada esir kalan ufak bir kalbe en iyi gelen şey sessizlik. Ölürken izleyen gözlerin, yaşlar içinde kalması yerine yine sessizlik. Hiçbir yerin sesini dinlemek. Artık sadece yorgunlukla beraber susmak.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Barbaros Haliloglu’s story.