CHP’de ‘kol kırılır yen içinde kalmaz’

Uzun yıllardır CHP, kendi içinde yaşadığı tartışmaları saklayamıyor ve rakiplerinin eline bol bol koz veriyor. Aynı yanlışı defalarca yapıp farklı sonuç beklemek ne zaman son bulacak?

Barış
Barış
Feb 25, 2017 · 4 min read

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Manisa’da katıldığı toplu açılış töreninde, 2000’li yıllarda eşi başörtülü olan bürokratların, (özellikle de Merkez Bankası Başkanı seçimlerinde), dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından kasıtlı olarak atanmadığını* anlatırken, devamında şöyle demiş:

Bu zihniyet, kendi zihniyetinde olduğu hâlde rahmetli Ecevit’e kitap fırlattı. Cumhurbaşkanı Başbakan’a anayasa kitapçığını fırlatacak; böyle bir anlayış olabilir mi? Ben Sayın Gül’le, kendi dönemimde de iki başbakanla (Davutoğlu & Yıldırım) böyle sıkıntılar yaşamadık. Niye? Çünkü biz aynı ekolden geliyoruz. Eksikler yanlışlar olsa da aramızda hâlledebiliyoruz.

Yiğidi öldür hakkını yeme demişler; Erdoğan haklı. Sezer’in yaptığı büyük bir saygısızlıktı. Hem de x2 saygısızlık.

Sezer’in yaptığı, sadece Başbakan konumundaki kişiye yapılan bir saygısızlık değil, kendisiyle aynı ideolojideki bir siyasetçiye, hatta kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçtiren kişiye yapılan saygısızlıktı.

Mayıs 2000’de Ahmet Necdet Sezer, bizzat Başbakan Bülent Ecevit tarafından önerilmiş ve onun yoğun çabaları sonucunda Cumhurbaşkanı seçilmişti. Hâlbuki o dönemde çoğu milletvekili, Sezer’in adaylığına ilk başlarda sıcak bakmıyordu.


Kısaca özetlediğim bu olay, tam 17 yıl sonra bile CHP alehine gündeme geliyorsa, burada biraz düşüp düşünmek gerek.

Malûmunuz, önümüzde anayasa referandumu var. Ve seçim kampanyaları
-propagandaları- başladı. Tarafsız olacağına yemin eden mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, ne yazık ki referandum için ‘EVET’ propagandası yapıyor.

Bir gün tutup “‘HAYIR’ diyenlerin konumu, 15 Temmuz’un yanında yer almaktır.diyor, diğer gün tutup “Bu mücadeleyi şahsım için verecek kadar karaktersiz değilimdiyor. Yani her gün apayrı bir propaganda tekniği kullanıyor.

İşte bugün de Sezer-Ecevit arasındaki anayasa kitapçığından bahsetti.
-Malzemesi bol!- Tabii havuz medyası durur mu? Onlar da Reis’in mesajını AKP’li seçmene aktardı. Örnek:

“Kendi zihniyetinde olduğu hâlde Ecevit’e kitap fırlattı”

Ahmet Necdet Sezer’in yerinde olsaydım, bu olaydan dolayı bir kez daha utanırdım. 17 yıl önceki saygısızlığı, hâlâ daha CHP’ye dolaylı yoldan zarar veriyor.


17 yıl önce diyorum ama, günümüzde de CHP’nin imajını zedeleyen şahıslar bitmek bilmiyor. CHP bu; hatalarından ders aldığı nerede görülmüş?

Medyayı gözlemlediğim kadarıyla en son, CHP’li eski milletvekili Faik Tunay, “koalisyonsuz, bürokrasinin azaldığı, güçlü hükumet sistemine yol açan değişikliğe evet diyeceğiniaçıkladı.

Düşünebiliyor musunuz? CHP çatısı altında 4 yıl vekillik yapan Tunay, tam da referanduma yaklaşılırken çıkıp içi boş birtakım gerekçelerle ‘EVET’ diyeceğini açıklıyor.

Diyeceksiniz ki, kendi fikrini açıklama özgürlüğü yok mu? Hayır, yok. Hem CHP’li tanınmış bir kişi olup hem bu anayasaya ‘EVET’ demek olmaz. Bunun mümkünatı yok. Zira bu anayasa teklifinin savunulacak hiçbir tarafı yok. Hele hele kendi partisi ‘HAYIR’ için çabalarken, Tunay’ın çıkıp havuz medyasına malzeme vermesi tümden yanlış. (Bari kendine sakla bu fikri, öyle değil mi ama?)

Havuz es geçmedi tabii;

En hafif ifadeyle ‘sorumsuz’ bir açıklama diyebiliriz sanırım.


Peki biraz geriye gitsek? İhsan Özkes’i hatırlıyor musunuz? Emekli bir müftü olan Özkes, 1999’dan beri DSP & CHP’yle ilişkiler kurup güya CHP’yi sağcı seçmene tanıtacaktı. Sonuç ne mi oldu?

2 dönem CHP milletvekilliği yapan Özkes, 31 Ağustos 2015’te Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki resepsiyona katıldı ve ardından Hz. Muhammd’in yaşasaydı bu saraya geleceğini, sarayda israf olmadığını falan söyledi.

Sonra daha da sıvadı:

Sonra gitgide CHP düşmanı bir aktroll kesildi başımıza:

Yanlış anlaşılmasın, CHP’nin sağa açılma politikasına fikren karşı değilim. Her partinin, iktidar olabilmak için toplumun değişik kesimlerine açılması şarttır. Ancak CHP’nin bu tür açılımlarında (Örneğin, Kürtlere yönelim açılımlarda da) kesinlikle yanlış kişilerin seçildiği belli oluyor.


Yeter mi? Yetmez. Şimdi dünkü Yeni Akit gazetesi manşetini inceleyelim:

Bu manşetteki çoğu Yeni Akit tarafından çarpıtılmışsa da, havuz medyasının propaganda malzemesine dönüştüğü gerçeğini değiştirmiyor.

Örneğin en sağda CHP PM üyesi Sera Kadıgil’in cümlesi bulunuyor. Esasen o cümlede hiçbir art niyet yok, o tweet’in yazılma amacı da bambaşka… Ancak Yeni Akit bunu umursar mı?

Her türlü iftira ve çarpıtmalarla bu ve benzeri farklı yansıtıyorlar, yansıtmaya da devam edecekler. Zaten aksini beklemek yanlış olur, çünkü gerçeği çarpıtmak bunlarda hastalık hâline gelmiş.

İşte bu ortamda, böylesine rakiplerle mücadele etmeye çalışan CHP, eskisinden çok daha dikkatli olmak zorunda. Zamanı geriye sarıp, geçmişteki hataları telâfi etmek mümkün olmadığına göre, yapılabilecek tek şey, bundan sonra bin ölçüp bir biçmek olmalı.

Örneğin üst düzey bir CHP’li isim, İslâm hakkında son derece olumsuz görüşlere sahip olabilir. İslâm dininden nefret ediyor da olabilir. Ancak bu düşüncesini, mevcut toplumumuzda açıkça ya hiç paylaşmamalı, ya da hiç değilse felsefî bir üslûpla ifade etmeli, nefret söylemi yaparak değil.

Kısacası CHP artık hem rasyonel, hem de pragmatik düşünmek zorunda. Yoksa Weimar Almanyası’ndaki Kasım 1933 seçimlerinde sosyal demokratların yaşadığı hezimet gibi bir sonuç bizi de bekliyor olacak.


Bonus:

“Tek millet, tek devlet, tek lider”
    Barış

    Written by

    Barış

    Twitter: @sosyal_liberal

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade