Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset!

Çocukluğumuzdan itibaren daha doğrusu kendimizi bildiğimizden itibaren hep bir plan peşindeyiz. Liseyi şurada okuma, üniversiteyi kazanma, üniversite bitti askere gidilmeli, işe girmem lazım ama şöyle bir iş olsun, e işim var askerlik yaptık o zaman evlenelim, evlendik çocuk vakti, çocuğuna bu zamana kadar yaşadığın süreci işleme derken hayattan göçüp gidiyoruz. Peki ya hayallerimiz?

Sürekli bir plan peşindeyiz. Ve bu planlar da hep kazanma, başarı üzerine. Nedense hiç ya olmazsa, ya bu iş bana göre değilse, ya yolda giderken araba çarparsa diye bir plan yapmıyoruz. Ya da ona göre davranmıyoruz. Ne zaman başımıza ne geleceği belli değilken neden hep bir plan çerçevesine uymaya çalışıyoruz ki? Plansız programsız yaşamaktan bahsetmiyorum. İnsanın bir hayali olmalı ve o hayal peşinde koşmalı. İnsanlığa faydalı olmak istiyorum ben deyip neden sokakta yaşayan insanlar için bir şeyler yapmıyoruz? Ya da ben dünyanın (hadi o kadar uçmayalım Türkiye’nin) en eğlenceli tasarım stüdyosunu kuracağım ve onlarca hatta belki yüzlerce insanla birlikte çalışacağım demiyoruz? Toplumsal dürtüler yüzünden ister istemez edindiğimiz düzgün bir üniversite ardından hemen garanti bir işe girme mottosundan kurtulup hayal peşinde koşmaya başladığımızda hep bir tokat yiyoruz. Bu tokat ilk aileden geliyor sonrasında arkadaş çevresi, komşular, mahalledekiler, amcanın kuzeninin oğlu, ruşen amcanın oğlu sedat hemen devreye girip seni o hayallerden alıp robotluğa doğru yolculuğa sokuyor.

Yaşlandıktan sonra ya da hayatın bizi ittiği yolda ilerlerken hep “bir emekli olayım da ….” ile başlayıp devam eden cümleleri kurmaktan sıkılmaya başladığımızı görüyorum. Peki neden emekli olmayı bekliyoruz o hayalimizi gerçekleştirmek için? Bir an önce o hayal için gerekli olan şey ne ise onu öğrenip, araştırıp o yola koyulsak da 65 yaşında sahip olacağımıza 35 yaşında sahip olsak? Ödenmesi gereken faturalar yüzünden milyonlarca insan her gün istemediği yerde istemediği bir işe gidip sıkılıyor. Bence burada biraz risk alıp, bazı gereksiz harcamaları kısarak bir iş kurma, bir atılım yapma, bir yatırım yapma hevesimizi karşılayacak şeyler bulabiliriz. Ayda 5000TL kazanan adam zor geçiniyor da ayda 500TL ye bir aile geçindiren insan ne yapıyor? 2500TL kirası olan bir evde yaşayıp öğle yemeğine 20TL den aşağı vermediğin yerlerden yemek yiyip sonra da benim buna ayıracak param yok, çok fazla masrafım var demek çok saçma değil mi? Günde 1 paket sigara tüketip ayda ortalama 300TL yılda 3600TL eden masrafı farklı bir yere yönlendirmek yerine ben bununla rahatlıyorum, sigara benim stresimi alıyor demek neden? Stresini yılda 3600TL harcadığın sigaranın almasına izin vereceğine bir uğraşın alsa da o sana yılda 3600TL kazandırsa mesela?

Sanıyorum biraz da biz aceleciyiz. Standart bir işe girdiğimizde ayın sonunda cebimize giren garanti paranın verdiği rahatlıktan vazgeçemememizin yanında bir iş kurdum 1 ay sonra ee gelsin paralar, yatlar, partiler diye bekliyoruz. Whatsapp 19 milyar dolara satılmış, biz de bir şey yapsak da 19 milyon dolar da bize yeter kafasındayız. Ama whatsapp 19 milyar dolara satılana kadar çekilenlerden, verilen emekten, yaşanan hayal kırıklıklarından kimse çıkıp da bahsetmiyor. Bilmem kim bir şey yapmış şu anda 500bin TL lik arabaya biniyorlardan oluşuyor hep hikayeler. Başarının kriteri para mıdır peki? Whatsapp 19 milyar dolara değil de 1 milyar dolara satılsaydı başarısız mı olmuş olacaktı? Hep daha çok para = başarı kriteri ile devam ettiğimiz sürece konforlu alanımızdan sıyrılıp hayallerimizin peşinde koşturamayız. Çünkü başarı kazandığın para demek değildir. Başarı, kazandığın tecrübelerin toplamından bir sonuç çıkarabilmek ve bunu hayatında uygulayabilmektir. Ekşi sözlüğün kurucusu Sedat Kapanoğlu’nun hikayesini eminim hepimiz izlemişizdir. Ürettiği projelerin defalarca kullanılmadığından, satılmadığından veya battığından bahsediyor. Peki sonra ne oluyor? “Ekşi sözlük”! En önemli soru burada şudur: Sevgili Sedat abimiz ekşi sözlük yapayım, oradan parayı vururum diye mi plan yapmıştır? Yoksa hayali olan böyle bir mecra yapmayı düşünüp, yaptıktan ve belirli seviyede kitleye ulaştıktan sonra devam mı etmiştir?

Buradan edinilmesi gereken ders bir hayalin peşinden ne zaman ve ne şekilde olursa olsun koşmak gerektiğidir. Plan elbette yapmak gerekiyor fakat bir kere yaşayacağımız bu hayatı sürekli emeklilikte şunu yapacağımlarla geçirmemeli. Planımız, hayallerimizi gerçekleştirirken deneyimlediğimiz tecrübeleri doğru şekilde kullanmak üzerine olmalı.

Bu güzel şarkı eşliğinde kur hayalini, yaşamak istediğin yeri düşün, yapmak istediğin işi düşün, geleceğini ona göre yönlendir. Bir defa geliyorsun bu dünyaya ve dünya yaşamak için çok güzel bir yer.