Ticaret mi girişimcilik mi?

Gündelik hayatın koşuşturmacasından sıkılıp, sabah 8 akşam 5 işten yorulup, bir fikir bulsam da kendi işimi yapsam hayali olanlara ithafen yazıyorum bu yazıyı.

Son zamanların en popüler işi sanırım girişimcilik! Herkes kendi patronu olmak istiyor. Kiminin amacı istediği saatte işe gidip, istediği zaman çalışmak. Bazıları “Elon Musk” karizmasında hayal ediyor kendini, bazıları ise başkası için 5 kazanacağıma kendim 3 kazanayım ama kendi istediğimi yapayım diyor. Hep bir hayal var fakat o hayale giden yol konusunda bir şeyler düşünen, hayal eden kimse yok. Sonuç var, giriş ve gelişme yok. E peki “girişimcilik” kelimesinin kökü “gir” değil mi? “Gir-iş-mek” değil midir işin başlangıç noktası?

Benim girişimden anladığım, bir fikri ya da bir hayali hayata geçirmek için kat edilen yoldur. Yani varılan son nokta değil yolculuğun ta kendisidir. Çoğu zaman bunu unutarak ya da hiç bunu hesaba katmadan yolculuğa başlıyoruz ve tüm hayal kırıklıklarının da temel nedeni bu oluyor. Silikon vadisi kültürünün başka yerde olmaması da buradan geliyor. Silikon vadisinde olay tamamen yolculuktur. O yolculuğun keyfi ve verdiği hazdır. Öğrenilen onca şeydir. Sahip olunan tecrübedir. Girişimciliğe “şu işi halledelim de ayda şu kadar para kazanalım” ya da “bu iş bi tutsun sonra bilmem kime 32453245 milyon dolara satıp ömür boyu gezeyim” düşüncesi ile bakarsak ne o işi tutturup para kazanabiliriz ne de birisine ya da birilerine onca paraya satabiliriz. Şu anda yerinde olmanın hayalini kurduğumuz girişimcilerin neredeyse hepsi bir şekilde başarısızlığı tatmış, yolda tökezlemiş, farklı şeyler denemiş ve en önemlisi hiç yılmadan çalışmış ve sonunda başarmış. Hiçbirinin temel amacı fikrini hızlıca tutturup satmak değil. Girişimci olunacaksa yolun sonunda eğer o iş satılacaksa satılır ya da süreçte milyon dolarlar kazanılacaksa kazanılır. Kazanma ya da satma amacıyla bir girişim olmaz. Para kazanmak amacı ile iş yapılmaz. İşi iyi yapmak, işinden keyif almak amaçlanır sonuçta parayı zaten kazanırsın.

Para kazanmak demişken, yolculuğu boşver bana para lazım diyorsanız çok etkili bir iş dalı var: “Ticaret” ! Eğer hemen para kazanayım, büyüteyim, alıp satayım, daha çok para gelsin gibi hayalleriniz varsa girişimcilik sizin alanınız kesinlikle değil. Alanınız belli, “Ticaret”. Yolculuk tamamen para alış verişi üzerine ve sistem de oldukça basit : “Üçe al beşe sat!”

Tabi iki iş de sanıldığı kadar kolay değil. İşin özü sonuna kadar, durmadan ve yılmadan çalışmaktır, vazgeçmemektir. Fakat birçok haberde gördüğüm durum olan ve bir başarı olarak görülen “X şirketi Y şirketine Z milyon dolara satıldı!” başlığını gören herkes kendini bir anda kendini orada görüp aynı “başarıyı” kendilerinin de elde etmesi hayaline kapılıp gidiyor. Üzülerek söylüyorum ki “başarı” denilen şey yaptığın işi milyonlarca dolara satmak falan değildir. Başarı o iştir. Bir Çin atasözünde denildiği gibi “Bir iş açmak kolaydır, onu açık tutmak ise çok zordur!”. O işi yükseltmek, işi ayakta tutmak, bu süreçte öğrenilenler, öğretilenler, paylaşılanlar asıl başarıdır. Yolun sonunda o işin para etmemesi, milyonlarca dolara satamamak, yüzlerce çalışanının olmaması başarısızlık olarak görülmemelidir. Toplumdaki “çok para kazanmışsa o kişi başarılıdır” önyargısını kırıp öyle girişimci olmak gerekir. Örneğin tüm dünyaya ücretsiz internet sağlamak mı yoksa tüm dünyaya internet sağlayan servis kurup trilyonlarca dolar kazanmak mı başarıdır? Bu sorunun cevabını dürüst bir şekilde kendinize verebilirseniz işte o zaman girişimci mi olmalısınız yoksa ticarete mi atılmalısınız sorusunun cevabını net bir şekilde alacaksınız.

Son olarak oldukça ilham kaynağı olarak görülebilecek, o “yol” un keyfini çıkartmış ve “batırmak” fiilinin kötü bir şey olmadığını öğrenmiş arkadaşlarımızın röportajlarını sizinle paylaşmak istiyorum. Belki anlattıklarımı pekiştirmeye faydası olur.

Sevgiler :)

Like what you read? Give Barış Gündüz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.