2018'den biraz da “geçmiş” mi dilesek?

Herkese merhaba. Yeni yıl yazılarının kişisel bloglara gelmeye başladığı günler yaklaştı. Elif Özgecan Hız geleneksel yeni yıl yazısına başlayıp henüz bitirmemişken, ben de furyaya katılarak yeni yıldan beklentilerimi paylaşmak istiyorum. Zamanlama olarak bu konu üzerine akşam yemeğinden sonra biraz düşündüm, çünkü pre-diyabetler aç iken zor düşünüyor :)

Öncelikle bu yazı “hayatınızda beğenmediklerinizi değiştirin, cesur olun” konusunu işlemiyor. Bunu artık çoğumuz öğrendik. Ancak cesaret demek risk demek ve bu herkese hitap etmiyor.

Kendi adıma 2017'de aldığım en büyük risk Armut’taki güzel işimden ayrılmaktı. Reina’daki yılbaşı olayları sonrasında Özge ile uzaklarda biraz zaman harcayarak gelecek üzerine kafa yormamız gerektiğine inandık. Bu maksatla dünyadaki top “digital nomad” şehirlerinden biri olan Ubud’a taşındık. Birçok değişkenden dolayı hedeflediğimiz kadar kalamasak da güzel anılar biriktirdik. Aynı zamanda gelecek hayallerinin herkes için “uniform” olmayabileceğini ve digital nomad olarak çalışmanın “basic”lerini öğrendik. Ancak “dijital göçebe” olalım derken herkes gibi aslında biraz geçmişi aradık. Anne babalarımızın bize anlattığı , çalışma düzeninin daha normal olduğu - düzenli sosyal bir hayatın kurulabildiği yerler var mı, ona baktık.

Tapınakta etek zorunlu arkadaşlar.

İstanbul’a döndüğümüzde biraz da tesadüfen, çok sevdiğim Expertera ailesi ile tanıştım, geleceğin iş gücünü inşa etmek için birlikte çalışmaya başladık. Son birkaç aydır ise bu güzel aile beni Türkiye’nin en güzel kurumsal ailelerinden biri ile tanıştırdı. Şimdi hep birlikte projemizi ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Tekrar başa dönecek olursam, risk alınca kapıların kapanmasından endişe ederdim, ancak yaptığınız işte tutkulu, disiplinliyseniz ve hayatta ne yaparsanız her defasında biraz daha iyisini yapmayı istiyorsanız hayat da size kapılar açıyor.

Kasım’da İstanbul ziyaretinden- Çalışma gece geç bittiğinde tebessüm edebilmek herkesin harcı değil :)

Kader beklenecek değil, elde edilecek birşeydir. — William Jennings Bryan.

Mart ortasında Mecidiyeköy ofisteyim. Telefon çaldı. Ev sahibi hattın öteki ucunda, evini satmaya karar vermiş. İyi de kontratı geçen ay yeniledik, satamazsın demedik. Evin merkeze uzak olması, her yere arabayla ulaşım, kar yağdığında ulaşımın eziyete dönmesi yeterince can sıkıcı olmaya başlamıştı. Yüksek kiralar, işe yaramayan aidatlar, taşınma maliyetleri, daha da ötesi taşındığın yerde de büyük şehirden kaynaklı zaman /verimlilik kaybı döngüsüne geri dönmek. Sonuç : Evi Haziran’da Ege’ye taşımaya karar verdik. Aslında karar verdiğimiz şey biraz da İstanbul’un geçmiş yaşanılabilir günlerine bir özlemdi.

Kabul kışın biraz sakin, ama asla ölü kent değil :) Egzoz kokusu yok, semte soba dumanı hakim.

Böylece Özge’nin 1,5 yıldır devam ettirdiği “uzaktan çalışma” dünyasına ben de dahil oldum. Yazının konusu değil, ancak ikimiz de iş konusunda ciddi insanlar olduğumuz için evi ofise dönüştürüp dilediğimiz yapıyı kurduk. İnternet hızı en büyük çekincemizdi , onu da alternatif ISP’lerden birinin özel bir hizmeti ile çözdük. Zaten 2 ay sonrada kapının önüne fiber optik kablo geldi.

Bunun dışında Ege’de neler görüyoruz? Geçmişte gördüklerimizi : Güler yüzlü esnaf, birbirine selam veren insanlar, semt kültürü, mütevazilik, yardımseverlik. Bir de sokak hayvanları ile dostluk. Başında acaba buralarda bizim yaş grubundan arkadaşlarımız olur mu diye bir endişemiz vardı, artık birbirinden tatlı, deyim yerindeyse bizim kafada arkadaşlarımız var. Çünkü aradığımız samimiyet ve çıkara dayalı olmayan geçmişteki arkadaşlıklardı.

2018'den hepimize biraz “geçmiş” diliyorum.

  • Örneğin hepimizi ülke çapında mutlu edecek ve tek duyguda birleştirecek, tüm dünyada ses getirecek başarılar. (Futbol ve siyaset dışında, Eurovision dahi olabilir.)
  • Toplum olarak zerafet; birbirimize karşı anlayış, samimiyet ve kibarlık.
1960'lar İstanbul Galata Köprüsü- Kıyafetler nasıl ama :)
  • İzolasyon değil ,dünya ile daha fazla entegrasyon. Eskiden böyleydik arkadaşlar :
Ajda Pekkan, ünlü şarkıcı Enrico Macias ile Paris Olympia sahnesinde.
  • Hobi edinmek : Evet, sadece çalışan canlılar değilsiniz. İster yemek yapın , isterseniz resim çizin, ancak zihninizi diri tutan keyif aldığınız bir hobiniz olması dilerim. Üretmenin ilk adımı denemek, sonra çocuklarınıza da bunu aşılamak. Not: Alışveriş ve AVM gezmek bir hobi değil :) Köy Enstitüleri’nin tarihçesi üretkenlik adına önemli bir tarih. Bugün Köy enstitüleri olmasa da bizi motive eden bir Cem Seymen’imiz var.
Cem Seymen’in CNNTürk’teki Başka Bir Dünya Mümkün programını izlemenizi öneririm. Ufkunuz değişecek.

Yazıda bireysel dileklerimden bahsetmedim, büyüsünün bozulacağına inandığım (evet veriye inanan insanların da ufak tefek batıl inançları olabiliyor.)için kendime saklamayı tercih ettim. 2017 radikal kararların ötesinde birçok bireysel zorlukla da geçti. Ancak geçmişte takılıp kalmanın anlamı yok, geleceğe bakmak her zaman en iyisi diye düşünüyorum.

Herkese şimdiden mutlu yıllar, 2018'de herşey gönlünüzce olsun. Veee… bu vesileyle geleneksel yeni yıl Spotify listemi de sizlerle paylaşmak istiyorum :)

Sevgiler,

Barış

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.