“Bir Bilginin Anıları: Bilim Koleji(20.Bölüm-1.Sezon Finali)”

Sürekli yazdım Bilim’i… içini dışını, sağını solunu… 6 senemi verdiğim bu güzide okulumu her fırsatta genç bir Medium yazarı olarak tanıttım. Ablam Zeynep Bilgin de bu okuldan mezun oldu. Çok da güzel mezun oldu. Abladan kardeşe geçmiş işte… 1991’de kurulan güzelim okul 2013–2014 gibi Doğa Koleji olsa da onu sevenler tarafından hep Bilim olarak kaldı. Ondan Bilim’i almaya kimsenin gücü olamaz. Asla. Bilim’i almakmış, sen kimi neyle alıyorsun uyanık?

Eskiden Woody Woodpecker diye bir çizgi film vardı, bu ağaçkakan arkadaş sürekli aynı ağaç kabuğunu gagalar dururdu. Her bölüm bir gagalama… ben de 2003’te bana vatan haini deyip benim o okuldan gitmem gerektiğini söyleyen o şarlatanları her bölüm gagalıyorum. Medium’da aldığım reytingler ve başarılarım buna güzel bir örnektir. Utançlarından hal hatır bile soramıyor o ucubeler! Özür de dilemeyip, zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyor o yüzleri tükürülesice, hıyanet sahibi insanlar. Elbette iyi öğrenciler vardı , ki o faktörü her zaman bilmişimdir… güzel bir faktör o.

Anlatmıştım… bu okul bize Zihni Göktay’ı, Suna Pekuysal’ı, Bülent Ecevit’i, Turgut Özakman’ı gösterdi. Rauf Denktaş’ı, Naim Süleymanoğlu’nu da gösterdi. Bu okul bana Atatürkçü öğretmenler gösterdi. Sündüz Demir hocam gibi, Mine Bal hocam gibi… hepsini tek tek gösterdi!

(İki tane eğitim neferi… Sündüz hocam CHP Yalova Milletvekili Sn. Muharrem İnce ile. 2013’ten. Bu zamanda Bilim çoktan Doğa olmuştu, ama bu fotoğraf Bilimliğini koruyan bir fotoğraf.)

Kendimle söyleştim ben, özeleştiri olarak ama. “Zayiat verdin mi?” diye sordu benden küçük Bilgin. “O hıyanet sahibi öğrenciler zayiat verdiğimi zannetti ama ben yoluma zayiatsız devam edebildim. Ha zayiatı nerede vermiş olabilirim? 2009’dan sonra belki… yok, o zaman da zayiat vermedim.”

(Mine Bal hocam ile, bazıları ile hala konuşurum… O da sadece “Nasılsın, iyi misin?” diye hal hatır soranlarla. Hal hatır sormayanlar fazla abarttı, çünkü onlar da bir yerde kendini beğenmişlikleri yüzünden hayatta yalnız kaldılar. Tarih doğru.)

(Bilim’e veda: resimdeki üç hocanın da benim hayatımda önemli yerleri var. Mine Kök hocam Bilim’i Bilim yapanlardan, Ayşe Nihal Özköl hocam bizim okul müdürümüzdü, Mine Bal hocam da bilgisayar hocamızdı. Sonradan rehber hocamız olacaktı.)

Hiç unutmam; bir ara Bilim Koleji ders dışı etkinlikler getirmişti. Ben eskrim, bilişim teknolojisi(Mine Bal)ve drama(Özlem Batman)derslerine yazılmıştım. Eskrim’i pek hatırlamıyorum ama bilişimi ve drama dersini hala hatırlarım. Hatta drama derslerini Mahşer-i-Cümbüş’teki gibi yapardık.

(Tarih doğru. Her haftasonu basketbol kursum vardı benim. Sürekli ona giderdim. Çok severdim basketbolu, hala da severim. Ayağımdakiler T-Mac 5’ti. Başka bir basketbol ayakkabısı tercih etmezdim. Basketbolu bırakalı çok oluyor ama oyna deseler oynarım. Öğret deseler de öğretirim.)

Matematiğim pek iyi değildi, zar zor ama çalışarak düzeltmiştim. İngilizce, Türkçe ve İnkılap Tarihi derslerinde iyiydim. Fen Bilgisi derslerinde fena değildim. Bilgisayar’da iyiydim. Fransızca’da iyiydim. Resim dersinde iyiydim, çok meraklıydım resime.(hala meraklıyım)

Basketbol’a meraklıydım baya. Hem Bülent Tacettin hocam,hem Ekin Baş hocam hem de Semih Gökalp hocamın koçlukları altında çok şey öğrendim o zamanlar. Bir Kawhi Leonard ya da Steph Curry olabilir miymişim? O kadar da abartmayalım. Mütevazilik candır sonuçta!

Kantin’i de çok güzeldi Bilim’in… okul yemeğini tercih etmeyenler ya kantinden sucuklu tost gibi bir şey alıyorlardı ya da Burhan ağabeyden(Bilkent Center’da sinemanın orada da kendisini konuşturuyordu)waffle yiyorlardı. Arada güzel yemekler çıktığında okul yemeğini, onun dışında Burhan ağabeyden waffle da yemişliğim oldu. Dünya tatlısı bir insandı. Sonracığıma… Didem Şen hocamın dersleri öyle verimli geçerdi ki İngilizceyi bir anda kaptım. “Annem” derdi sürekli… “Annem… Annem… Annem.”(burada amacım bir önceki hocalarla kıyaslamak değil, sadece hatırladığımı yazıyorum) Gerçi Emine Özçorlu hocam, Selda Adalı Ertan Hocam, Nahide Yılmaz hocalarımın dersleri de çok ama çok verimli geçerdi…

Bilim’de herşey çok verimli geçti… güzel, bol gülücüklü,böyle dolu dolu…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.