Hibe Aşkımız, Teşvik Sevdamız…

— — SPOILER — -

Bu yazıyı sonuna kadar okuyanlara güzel bir süprizim olacak.

— — SPOILER — -

Yaptığım iş gereği, sektörden bağımsız olarak, hemen her gün girişimcilerin ve teknoloji tabanlı şirketlerin yöneticileri ile sahip oldukları iş fikirleri hakkında görüşmeler yapıyorum ve hemen hepsi bana mevcut iş fikirleri üzerinden “kamu nezdinde yürütülen” hibe ve teşvik programlarından faydalanma ihtimallerine dair sorular soruyorlar. Gönül isterdi ki bu işin matematiksel bir formülü olsun ve ben de bu formülü isteyen herkese vereyim ve bu sayede herkes hibe ve teşviklerden hangi oranda faydalanabileceğini anlasın.

İlk kez bir blog yazısında kendi fotoğrafımı kullandım.

Hayat her zaman gül bahçeleri sunmuyor maalesef. Haliyle ben de her seferinde “iş fikri bazında” insanlara bazı temel şeyleri anlatmak durumunda kalıyorum. Tek tek anlatmaktan yorulunca, bir de “iş fikri bazında hibe ve teşviklerden yararlanabilme analizi yapma tekniklerini” yazılı olarak ifade edeyim diye düşündüm ve bu yazıyı kaleme aldım. Fazla uzatmadan, mümkün mertebe önemli ve kritik noktaları vurgulayacağım. Başlıyorum!

1- Bilişim sektöründe yer alıyorsanız, önceliğiniz TÜBİTAK nezdindeki fonlar olsun, çünkü işveren maliyeti üzerinden hibe ödemesi yapıyor.

TÜBİTAK hibe programında, firmanın yöneticileri ile firmada SGK’lı olarak çalışan personellere “işveren maliyeti” üzerinden hibe ödemesi yapılır. KOSGEB ise “kişilerin eğitim durumlarına göre” hibe desteği limitleri belirlemiştir ve asla bu limitlerin üstüne çıkamazsınız. Aynı şekilde KOSGEB yalnızca firmada SGK’lı çalışanların maaşlarına istinaden hibe desteği verir, şirket ortakları ve Bağ-Kur’lu personeller için hibe desteği vermez.

2- Her iş fikri projelendirilebilir ve her proje TÜBİTAK’tan hibe desteği alabilir ama sürecin her aşaması sizin kontrolünüzde olmayacak, bunu bilerek hareket edin. Mesela “kesin hibe alırız”diye gaza gelip personel istihdam etmeyin, harcama yapmayın.

KOSGEB’te projelerin başlama tarihi, projenin desteklendiğini bildiren yazıya istinaden işletmenin verdiği taahhütname tarihinin ertesi günüdür. TÜBİTAK’ta ise “proje başvurusunun yapıldığı ayın ilk günü” projenin başlama tarihi olarak belirlenebilir.

Ancak, hiçbir hibe programında sunulan projeye ilişkin değerlendirme sürecinin ne kadar sürede tamamlanacağıbelli değildir ve bu süreç tamamlanmadan da “hangi başlıklar altında ne kadarlık hibe desteği almaya hak kazandığınızı” öğrenemezsiniz. İşte bu yüzden, süreçler resmileşmeden yani ilgili hibe programına sunduğunuz başvuruya istinaden size resmi karar yazıları iletilmeden, “proje olmasaydı asla yapmayacağınız harcamaları” yapmayın, yazıyı bekleyin.

Malum ülkemizde gündem çok hızlı değişiyor, süreçlerin “planlanan takvim ve akıştan sapması” oldukça kolay ve yaygın. Riske girmeyin.

3- İş fikriniz ne kadar inovatif ve Ar-Ge düzeyi yüksek olursa olsun, başvuru aşamasında kağıt üzerinde yazılı olarak anlatım yapmak zorundasınız. Kendinizi ve projenizi iyi ifade edemez ve denetime gelen akademisyenlere kendinizi iyi anlatamazsanız, projenizin hibe desteği alma ihtimali düşer.

Gerek TÜBİTAK gerekse KOSGEB nezdindeki programlar, tam anlamıyla “süreç yönetimi” işi ve bu sürecin olmazsa olmaz parçaları ise elbette akademisyenler. Sunduğunuz projeler akademisyenlerin yapacağı değerlendirmeler ışığında karara bağlanacak ve maalesef projeniz “sizin gözünüzde” istediğiniz kadar iyi, yüksek ve güncel teknoloji içerir olsun, değerlendirme sürecinde yer alan akademisyenleri ikna edemediğiniz sürece bir anlam ifade etmeyecek. Bu yüzden, iş fikrinizi yazılı olarak sunduğunuz andan itibaren tüm süreci dikkatli ve hassas şekilde yönetmeniz gerekli.

Kısacası “hibe almak için iyi bir iş fikri tek başına yeterli değil”
En son yaşadığım örnekten kısaca bahsetmek istiyorum: ITU’den gelen akademisyen (bilgisayar mühendisliği bölümü, profesör), firmadaki yazılımcılardan birini (ki kendisi Boğaziçi Üniversitesi’nde iktisat okuyor) “bilgisayar mühendisliği bölümü seçmediği halde yazılım sektöründe çalışmakla bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin hakkını gasp etmekle” itham etti ve tüm toplantı boyunca bu konuyu gündemde tuttu. Projeyle alakalı pek bir şey konuşamadık açıkçası.

4- Firmanız resmi olarak çalışan personel yoksa, TÜBİTAK’a başvurmak mantıklı değil. Aynı şekilde SGK’lar asgariden yatıyorsa, alacağınız bir kaç bin tl hibe desteği için tüm bu prosedürlere girmenizi tavsiye etmem.

Özellikle startuplarda, maliyeti düşük tutmak amacıyla, ilk zamanlarda SGK’lı çalışan istihdam etmek yerine dış hizmet kullanımı (outsource) tercih edilebiliyor. Başta TÜBİTAK olmak üzere hibe programlarında “projenin en azından %70–75'lik kısmının” firmanın resmi (SGK’lı veya Bağ-Kur’lu) çalışanları tarafından yapılması isteniyor. Şayet resmiyette personeliniz yoksa, projede gider olarak sunacak pek bir şeyiniz olmaz ve haliyle hibeye konu olarak bir gider toplamı da oluşmaz. O yüzden “çoğu şey dış hizmet alımı yoluyla” yapılıyorsa, TÜBİTAK vb hibe programlarına başvurmayın derim.

5- Şirketiniz kurulduğu günden beri “ürün geliştirmeden ziyade” danışmanlık, projelendirme, satış sonrası destek vb konularda hizmetler sunuyorsa veya teknolojiyi araç olarak kullanıyorsa, doğrudan Ar-Ge projesi ile TÜBİTAK vb kurumlara başvurmak mantıklı değil. Öncelikle “hibe destekli proje yönetme” tecrübesi edinin, sonra bir kaç ürün geliştirme projesi yapın ve akabinde hibe programlarına başvurun.

Örneğin bir pazaryeri platformunuz var veya e-ticaret sitesi işletiyorsunuz. O güne kadar yeni ve özgün bir teknoloji / ürün geliştirmekten ziyade var olan hazır teknolojileri kullanarak mevcut ürününüzü / hizmetinizi / servisinizi hayata geçirdiniz. Bu noktada doğrudan bir hibe programına başvurduğunuz durumda, “işletmenin Ar-Ge yetkinliği” ve “teknik olarak yapabilirliği” konularında mücadeleye birkaç sıfır geriden başlarsınız. Bu nedenle tavsiyem, ticarileştirilmese ve işletme dışına sunulmasa dahi, çeşitli konularda bazı ürün geliştirme projeleri yapmanız ve bunları tamamladıktan veya en azından belirli bir noktaya getirdikten sonra hibe programına başvuru yapmanızdır.

Şunu demeye çalışıyorum: teknoloji geliştirme ve Ar-Ge yapma ile alakalı hikayeniz yoksa, önce anlatacak bir şeyler bulun / oluşturun ve sonra başvurun.

6- Mevcut durumdaki tüm hibe programları sonradan ödemelidir. Almaya hak kazandığınız hibenin yarısı kadar sermayeniz yoksa, hibe programını yürütmeniz çok zor ve mantıklı değil.

TÜBİTAK’a 450.000 TL’lik bir proje sundunuz ve hiç kesinti olmaksınız tüm bütçe onaylandı. Bu durumda (teorik olarak) 337.500 TL hibe almaya hak kazandınız demektir. Bu parayı 6'şar aylık dilimlerde alacaksınız ve alabilmek için de önce harcamanız gerekli. Yani para harcamazsanız, size hibe ödemesi yapılmak. Eh para harcamak için de paranızın olması lazım. Kısacası paranız yoksa kamu size para vermiyor.

İşletmenin ne kadar sermayesi olması vb konularda net bir tutar belirtmek imkansız ancak ben kolay anlaşılması adına “hak ettiğiniz hibe tutarının yarısı kadar kaynağınız olmasını” tavsiye ediyorum.

7 — Hali hazırda geliştirme sürecini tamamladığınız ve/veya ticarileştirdiğiniz ürünle alakalı olarak herhangi bir hibe programına başvuru yapmayın, zaten ürün hazır.

Ar-Ge ve teknoloji geliştirme fonları, henüz piyasaya sunulmamış ürünlerin ve servislerin ve/veya mevcutta kullanılmakta olan ürünlerin ve servislerin yeni versiyonlarının geliştirilmesi için verilmektedir. Zaten geliştirme sürecini tamamladığınız ve devreye aldığınız bir ürün veya servis için hibe desteği istemeyin, “biz zaten bunu pazara sunmadık, kim nereden bilecek?” diyerek dolambaçlı yolları tercih ederek programların açıklarından yararlanmaya çalışmayın.

8 — Pazarlama ve altyapı yatırımı için TÜBİTAK hibe programlarına başvuru yapmayın, zaten amaç bu değil.

TÜBİTAK ve KOSGEB Ar-Ge fonları, yalnızca yeni ve prototip ölçekli ürün ve servislerin geliştirilmesine yönelik “geliştirme maliyetilerini” karşılar. Pazarlama, iş geliştirme, tanıtım, seri üretim yatırımı vs için TÜBİTAK ve KOSGEB Ar-Ge fonları uygun değil.

Pazarlama ve tanıtım için KOSGEB’in Teknopazar, seri üretim yatırımı için ise yine KOSGEB’in Teknoyatırım ve Endüstriyel Uygulama Destek Programlarına göz atabilirsiniz.

9- Yurtdışındaki herhangi bir ürün, hizmet, servis vs baz alarak “bunun aynısını yapacağız” diyerek TÜBİTAK’a başvurmayın, artık bu tarz projeler desteklenmiyor. Kopyalamak yerine “yerelleştirmeyi” deneyin, hibe desteği alma şansınız artar.

TÜBİTAK’ın amacı “ülkemizdeki işletmelerin yeni ve özgün ürün ve teknoloji geliştirme yeteneklerinin artırılması” olduğundan ötürü, yurtdışındaki herhangi bir şeyin birebir aynısını yapmanızdan pek hoşnut olmuyorlar. Bunun yerine, yurtdışındaki muadil ile benzer özelliklere ancak aynı zamanda da teknolojik olarak farklılıklara (mümkünse yerli versiyon daha gelişmiş olsun) sahip bir ürün geliştirme projesi kurgularsanız, hibe desteği alma şansınız kesinlikle daha yüksek olur.

10- Hibe desteği amaç değil, araçtır. Bunu bilerek ve mümkünse sanki hiç hibe destek programları yokmuş gibi davranın. Her işi kendini yapmaya çalışmayın, profesyonellerden destek alın. Neticede her işi en iyi siz bilemezsiniz.

Hibe desteği almanın işletmelere ne tür faydaları olduğu ve ne tür yükümlülükler getirdiğini daha evvel yazmıştım (buradan okuyabilirsiniz).

Hibe desteği işletmeleri büyütmek için değil, “işletmeler büyürken yeni teknoloji geliştirme sürecindeki riskleri kamu ile bölüşebilsinler diye” dizayn edilmiştir. Bu bağlamda hibe programları bir amaç değil, araçtır, bu gözle bakılmalıdır. Ayrıca, hibe programları kamu eliyle yürütüldüğü için ülkedeki siyasi, toplumsal ve ekonomik her türlü gelişmeden anında etkilenen mekanizmalardır. Haliyle öngörüler çoğu zaman tutmaz, planlar sarkar, ödemeler gecikir vs. Bu yüzden tavsiyem “hibe ve fon programları yokmuş gibi” hareket etmeniz ve “uygun bulduğunuz programlardan da çok yüksek beklentiler içerisine girmeden” başvurunuzu yapmanızdır.

Başvuru yaparken (özellikle de ilk başvurunuz ise) süreçler hakkında tecrübeli sektör profesyonellerinden destek alın, size hem çok ciddi zaman kazandırırlar hem de kurumsal kültüre çok değerli katkılar yapabilirler.

11 — KOSGEB’in prosedürleri cidden çok yorucu ve şeffaf değil. Sabrınız ve heyecan arayışınız yoksa, tavsiye etmiyorum.

Çok kere yazdım çizdim bu konuda: maalesef KOSGEB’in prosedürleri tamamen “işletmelerin hibe desteklerini alamamasını sağlamaya ve bu yolda pes ettirmeye yönelik” olarak dizayn edilmiş. O yüzden KOSGEB nezdindeki programlara başvuru yapmanızı tavsiye etmiyorum.

Vakit ayırıp buraya kadar okuyanlara çok teşekkürler. Hibe ve teşvikler konusu yazarak anlatılamayacak kadar uzun ve okunarak anlaşılamayacak kadar detaylı.

İşte bu yüzden, hem daha anlaşılır kılmak hem de yazarak ifade etmenin zor olduğu tüm detayları dile getirmek amacıyla 7 Mayıs akşamı SHERPA ile bir canlı webinar düzenliyoruz.

Detaylar şurada: https://sherpa.blog/online-egitim/girisimler-icin-hibe-tesvik-rehberi-webinar

Bu yazıyı okuyanlara özel %20 indirim kodu: B1KAYA25T5

7 Mayıs akşamı görüşmek üzere!

Sevgiler.