Hibe ve Teşvik Almanağı 2018 (Part-1) TÜBİTAK: Yıkılmadık ama Ayakta da Değiliz…

“Ülkemizdeki hibe programları ve teşvik mekanizmalarının herkes tarafından anlaşılır ve erişilebilir olmasını sağlamak” amacıyla 2015 yılının Ağustos ayında bu blogu açtım.

Bu amaçla da 2017 yılı sonuna kadar tam 17 yazı yazdım ve bu yazılar 70Bin’den fazla kez okundu. Ancak 2018 yılında hiç blog yazısı yazamadım, bunun yerine sürekli tweet attım ve hibe programları ile teşvikler konularında hep Twitter’dan paylaşım yaptım.

Hem 2019'a girerken kendime motivasyon kaynağı sağlamak, hem 2018 yılında attığım tweetleri derli toplu hale getirmek hem de ülkemizde “hibe veren ve teşvik imkanı sunan kurum ve programlara dair bir Almanak oluşturmak” amacıyla bu yazı dizisini kaleme aldım.

Birazdan ilk bölümünü okumaya başlayacağınız bu yazı dizinde TÜBİTAK, KOSGEB, İstanbul Kalkınma Ajansı ve Ekonomi Bakanlığı (yeni adıyla Ticaret Bakanlığı) gibi teknoloji tabanlı girişimci ve işletmelere hibe veren kurumlar ile Teknoparklar ile Ar-Ge Merkezleri gibi “teknoloji odaklı faaliyet yürüten işletmelere” teşvikler sunan yapılarda 2018 yılı boyunca meydana gelen olumlu ve olumsuz gelişmeler ile “magazinel” olayları ve bunların sektörel yansımalarının yanı sıra farklı paydaşların da katılımıyla ortaya çıkan tartışma ve bilgi paylaşım ortamları ile şahsi yorumlarımı bulacaksınız.

Her bölümde, ilgili konuya dair attığım tweet(ler)e erişebileceğiniz ve kalın şekilde yazılmış bir link bulacaksınız. Ayrıca, attığım tweetin özeti ve konuyla alakalı bir adet görsel de hemen ilgili linkin altında yer alacak.

Eğer iyi bir okuyucu olur ve yeterince sabırlı davranabilirseniz, yazının sonunda bir sürpriz ile karşılaşacaksınız. Hazırsanız, TÜBİTAK’ta 2018 boyunca yaşananları anlatarak işe başlayalım.

TÜBİTAK’ta 2018 yılı hakikaten oldukça hareketli ve çetrefilli geçti.

1. Genel Konular

1995 yılından beri KOBİ ve sanayi kuruluşlarına hibe desteği veren TÜBİTAK’a 2018 yılına gelindiğinde hala istenen sayı ve nitelikte başvuru ulaşmıyordu. Bu konuda, dönemin TÜBİTAK başkanı A. Arif ERGİN katıldığı bir programda şu istatistikleri vermişti:

Dolar’ın 3,74 TL olduğu günler…

Ben de bu konuda bir tweet atmış ve şu yorumu yapmıştım:

“3000+ teknopark sirketi ve 700+ Ar-Ge Merkezi olan bir ülkede, yılda yalnızca 416 proje “Ar-Ge niteliği uygun bulunarak” desteklenebiliyor. Merak ediyorum, bu şirketler ve merkezler Ar-Ge yapmıyorsa neden ve nasıl milyarca lira teşvik alıyorlar?”

31 Mayıs’ta ise, o günün şartları ve istatistiksel bilgileri ışığında, ülkemizdeki işletmelerin Ar-Ge yetkinliğine dair bir bilgi seli (Flood’un türkçesi buymuş) yapmıştım.

Hala değişen bir şey olmadığı görüşündeyim…

Sadece istatistiksel ve niteliksel sorunlar yoktu. Ayrıca, proje başvurusu için gereken Ön Kayıt (Yetkilendirme) Prosedürlerinde de ciddi gecikmeler vardı.

Gecikmelerin esas nedeni olarak TÜBİTAK’ta işe yeni başlayan uzmanların oryantasyon süreci gösteriliyordu. Neyseki sene sonuna doğru bu süreç hızlandırıldı.

Yukarıdaki tespitler, aslında TÜBİTAK’ın sene içerisinde uygulamaya koyacağı yeni programların esas gerekçesiydi. Detaylarına giriyoruz yavaştan.

2. TÜBİTAK 2.0'a Geçiş

2017 yılı Temmuz ayında TÜBİTAK, çeşitli paydaşların (TTO’lar, teknoparklar, üniversiteler vs) katılımıyla Ankara’da bir toplantı organize etti ve 2018'de hayata geçirilmesi hedeflenen TÜBİTAK 2.0 yapısını anlattı ama kesin uygulama tarihi açıklanmadı. 2018 yılı Nisan ayına kadar da bu konuda çeşitli taslak yönetmelikler vs kamuoyu ile paylaşıldı ve paydaşlardan görüşler toplandı.

İşte ben de tam bu süreçte, (sanırım TR’de ilk kez ben konuyu dile getirdim) 17 Nisan 2018 tarihinde TÜBİTAK TEYDEB 2.0 ile alakalı olarak bir bilgi seli yaptım ve hem yeni programlarla alakalı bilinmesi gereken detayları hem de mevcuttakilerden farklı olarak karşılaşacağımız hususları dile getirdim.

Tam da bunun akabinde, TÜBİTAK’ın 1501 programında KOBİ’lere yönelik uyguladığı %60 destek üst limiti %75'e çıkarıldı ve o zamana kadar yürürlükte olan “+1M TL bütçeli projelerdeki akademik işbirliği” şartını da kaldırdı.

TÜBİTAK TEYDEB 2.0'a geçiş sürecinde zaman zaman “ciddi ve önemli” teknik aksaklıklar da yaşadık.

Mesela, güneşli bir pazar günü öğleden sonra TÜBİTAK PRODİS sistemindeki taslak ve değerlendirme süreci devam eden proje önerilerimize ulaşamaz olduk.

Konuyla alakalı olarak birkaç danışmanlık şirketi ile görüşüp sorunun yaygınlığına emin olunca bir kaç tweet attım.

Bu sorudan muzdarip bir çok kişinin de katkısıyla sorundan TÜBİTAK’taki yetkililer de haberdar oldu ve Sayın İsmail ARI’nın devreye girmesiyle problem 2 gün içerisinde çözülmüş oldu.

Neticede, 1 Ağustos 2018 tarihinde TÜBİTAK 2.0 kapsamındaki ilk çağrılar açıldı ve biz de resmi olarak TÜBİTAK 2.0'a geçmiş olduk.

2019 boyunca, hem TÜBİTAK 2.0 kapsamında açılacak Genel ve Tematik SADE çağrılarına hem de mevcut TEYDEB 1501 programlarına yönelik proje başvuruları yapılabilecek.
TEYDEB 2.0 ile alakalı olarak detayları öğrenmek isterseniz, şuraya tıklayarak ulaşabileceğiniz yazıya göz atmanızı öneririm.

3. TÜBİTAK 1512 BİGG Programında Yaşanan Gelişmeler

Ülkemizdeki “önden ödemeli tek hibe programı” olması ve yalnızca fikir aşamasındaki teknoloji tabanlı iş fikirlerini desteklemesi bakımından TÜBİTAK 1512 BİGG programı, özellikle de genç girişimcilerin gözdesi konumunda.

İlk defa 2015 yılında, o dönem seçilen 17 uygulayıcı kuruluşun da içerisinde yer aldığı yeni yapısıyla, yürütülmeye başlanan BİGG programında; 4 ayrı dönemde açılan çağrılarda toplam 781 girişimciye hibe desteği verildi ama özellikle 2016'da yaşanan olaylar, BİGG programının girişimciler nezdindeki imajını oldukça zedeledi.

2018'de BİGG ile alakalı ilk paylaşımım, BİGG programının tarihçesiyle ilgiliydi.

Tam da 2018/1 dönemi çağrı sonuçlarının gecikmeye ve ekosistemde “ya aslında BİGG programı da pek verimli bir şey değilmiş” düşüncelerinin dolaşmaya başladığı dönemlerde paylaştığım bu tweet selinin tek amacı, kamu fonlarının özel sektör eliyle verilmesinin daha evvel gelişmiş ekosistemlerde denenmiş ve başarılı bir model olması itibariyle BİGG programının girişimciler için oldukça değerli ve önemli olduğunu anlatabilmekti.

Ben BİGG’i övdükten az zaman sonra, TÜBİTAK websitesinden yayınlanan bir içerik aracılığıyla (1.5 ay gecikmeyle olsa da) 2018/1 çağrı sonuçları açıklandı.

İlk 3 çağrıdaki yüksek destek oranlarına (ort. %50) karşılık 2018'deki %34'lük destekleme oranı itibariyle TÜBİTAK’ın BİGG programındaki beklentilerini yükselttiğini ve seçici davranmaya başladığını gördük.

TÜBİTAK’ın web sitesinde yayınlanan içeriğin hemen akabinde, pek beklenmedik bir şey oldu ve 2018/1 çağrısı 2.aşama süreçleri kapsamında Ankara’da panele çağrılar herkese “tebrikler, projen desteklenmeye hak kazandı, sana hibe vereceğiz, hadi iyisin :)maili gönderildi.

Tıklarsanız daha büyük versiyona ulaşabilirsiniz.

Tüm ülkeyi sevinç dalgası kapladığı anlarda ise TÜBİTAK TEYDEB, anlık bir hata ile herkese aynı ve “hibe desteği alındığını bildiren” mailin gönderildiğini bildirerek asıl sonuçları içeren yeni bir mail daha gönderdi. Tam bayram öncesi ister istemez genç girişimcilerin keyfi kaçtı…

2018/1 çağrı sonuçları açıklandığı dönemlerde yaşadığımız kur krizi yüzünden girişimcilerin olumsuz etkinlenmesini istemeyen TÜBİTAK, hibe desteği almayı hak eden tüm girişimcilerin bütçelerinde %33'lük artış yapılacağını duyurdu.

Normalde 150K olan hibe desteğine sağlanan %33'lük artış, aslında TEYDEB 2.0 ile beraber BİGG’de de yaşanacak güncellemelerin habercisiydi.

Bu konuda bana gelen çok sayıdaki mailden birinin ekran görüntüsü

BiGG 2018/1 sonuçlarındaki gecikmeleri, ödeme süreçlerine de yansıdı ve normalde Ekim 2018'de yapılması beklenen ilk tur hibe ödemeleri Aralık ayının 3.haftasında yapılmaya başladı.

BİGG programı kapsamında 2018'de yaşanan en radikal değişiklik, yeni uygulayıcı kuruluşların seçilmesi ve hibe desteğinin 150K’dan 200K TL’ye çıkarılması oldu.

Benim de bir parçası olduğum SUCool (Sabancı Universitesi Inovent A.Ş Startup Hızlandırma Merkezi) da seçilen uygulayıcı kuruluşlar arasında yer aldı.

Temmuz 2018 itibariyle BiGGinner adıyla 1512 BİGG programına başvurmak isteyen girişimcilere yönelik 1.Aşama faaliyetlerini sunmaya başladık. Bu süreçteki tecrübelerimizi ayrı bir post halinde yayınlayacağım.

Yeni BİGG kurgusuna dair tüm detayları TÜBİTAK, 2 Temmuz 2018'de Ankara’da düzenlediği bir toplantıda açıkladı. SUCool ekibinden Naci Kahraman o toplantıya katılmış ve toplantıdaki izlenimlerini bir blog post halinde yayınlamıştı.
TÜBİTAK 1512 BİGG kapsamında 2018 yılındaki 2.çağrı ise 3 Eylül tarihinde açıldı ve toplamda 30 uygulayıcı kuruluşun yer aldığı BİGG 1.Aşama süreci başladı.

4. TÜBİTAK 1514 Tech-Invest TR

Ülkemizde teknoloji tabanlı girişimlere özellikle Seri A sürecinde finansman kaynağı yaratılabilmesi amacıyla TÜBİTAK tarafından 1514 programı kapsamında açılan çağrıya, 23 farklı kurum başvurdu ve neticede 10 kurum (daha doğrusu kurumlarca sunulan 10 farklı fon önerisi) TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu.

Sabancı Üniversitesi’nin de içinde olduğu Actus Portföy & Addwise Tech ortaklığında yürütülen fon da desteklenmeye hak kazandı.

1514 programı kapsamında kurulan fonların öncelikli amaçlarından biri, daha evvel kamu nezdinde yürütülen ulusal hibe destek programında hibe desteği almış şirketlere de yeni finansman kaynağı yaratmak olarak açıklandı

Bu durum, kamu fonlarının girişimciler nezdinde değerini bir anda 3 5 kat arttırırken o ana kadar “kağıt kürek işi” olarak görülen hibe fonları bir anda “büyük fonlara açılan kapı” olarak görülmeye başlandı.

Şahsen bu durum sebebiyle 2019 yılında hibe fonlarına başvuru sayısının patlayacağını düşünüyorum.

11 Ocak 2019 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla birlikte, 1514 kapsamında kurulacak 10 fona hazinenin de en az 400 Milyon TL destek ve katkı vereceği açıklandı.

Şahsi olarak TÜBİTAK 1514 programı ve kurulacak fonların işleyişi hakkında yeterince bilgi sahibi değilim. O nedenle olası sorularınız için adres olarak Erman TURANı gösteriyorum.

5. TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı

TÜBİTAK 2018 yılında son olarak, üniversite-sanayi işbirliğini geliştirmek ve sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek nitelikli personelin yetiştirilmesini sağlamak amacıyla 2244 programını hayata geçirdi.

Toplamda 80 doktora öğrencisine ayda 4500 tl burs desteği sunulması planlanan 2244 kapsamında en çok destek alan kurumlardan biri de, 19 farklı kurumla yaptığı işbirlikleriyle programa başvuran Sabancı Universitesi oldu.

Ben de elimden geldiğince 2244 kapsamında burs desteği verilebilecek doktora öğrencilerine ulaşabilmeye ve onları Sabancı Universitesi & Axolotbio ortaklığındaki projelerde çalışmaya davet ettim.

Ama aradığımız kahramanı henüz bulabilmiş değiliz :( Ama bulunca bu kısmı sileceğim söz :)

Buraya kadar, TÜBİTAK’ta 2018 yılı boyunca teknoloji tabanlı girişim ve işletmeleri ilgilendiren konularda yaşananları özetledim. Umarım sıkılmamışsınız.

Kapanışı yapmadan evvel, yazının en kısa ve son bölümüne geçelim.

2019'da TÜBİTAK PROGRAMLARINDAN NE BEKLEMELİYİZ?

Yukarıda bir yerlerde de anlattığım üzere 2019'da artık TÜBİTAK SADE (Sanayi Destekleri) programı kapsamında başvuru alınmaya başlanacak. SADE programının kurgusu itibariyle “ticarileşme potansiyeli yüksek projeler” öncelikli olarak desteklenecek.

Yani projelerin hard-core Ar-Ge içermesinden ziyade öncelikle iç pazarda orta vadede ise globalde ticarileşme potansiyeli barındırması ve mümkünse ithal ikame teknolojilerin önünü kesebilecek nitelikte olması beklenecek.

Dolayısıyla desteklenecek firma sayısının artış göstereceğini düşünüyorum ancak TEYDEB 2.0 ile beraber uygulamaya alınan yeni proje dosyası formatı itibariyle proje yazım sürecinde proje sahiplerinin daha hassas çalışması ve eskiye göre daha uzun vakitler harcaması gerekecek.

Yani projelerde danışmanlık desteği alma gereksinimi artacak ve iyi danışmanla çalışmanın önemi daha net anlaşılacak.

Yerel seçim dolayısıyla Mart 2019 sonuna kadar belki TÜBİTAK’ta yavaşlama olacaktır ama bu durumun proje sahipleri nezdinde hissedilir bir gecikmeye sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Aynı şekilde TÜBİTAK’ın artan bütçesi sebebiyle ödeme süreçlerinde de kimsenin problem yaşayabileceğini düşünmüyorum.

2019'da 1514 destekli fonların da hayata geçmesiyle beraber uzun zamandır hayalini kurduğumuz üzere ekosistemde ciddi bir finansman bolluğu yaşanabilir (fonlar kurulmazsa lütfen bu yazdıklarımı yazmamışım kabul edin).

Bir sonraki yazımda, KOSGEB ve İstanbul Kalkınma Ajansı ile IMMIB gibi kurumların 2018 yılındaki performanslarına değineceğim.

Bu yazıyla alakalı görüş, öneri ve sorularınızı yorum olarak ekleyebilir veya bana mail yoluyla iletebilirsiniz.

Yazının en başında, sonuna kadar sabredebilirseniz bir sürpriz ile karşılaşacağınızı söylemiştim. Şimdi sürpriz zamanı!

2018'de Kaya Online ekibinin de desteğiyle “Girişimcilik için Hibe, Fon ve Teşvikler” konusundaki bilgilerimi video serisi haline getirdik ve internet üzerinden cüzi bir ücretle ilgililerin beğenisine sunduk.

Bu yazıyı okuyanlara özel, ilgili eğitime %40 indirimle erişebileceksiniz. Eğitimle alakalı detaylar ve indirimli kayıt fırsatı için buraya tıklayabilirsiniz.

Sevgiler.
Başar.