Esnaf Hayatı vs Plaza Hayatı
Blog giriş cümlelerini pek sevmem. Afilli afilli, özenle seçilmiş kelimelerle insanlar paragraf paragraf giriş yaparlar. Kıskanıyor muyum? Tabi ki hayır!
Uzun zamandır plaza çalışanıyım. Sabah 9 akşam 6 askeriyim. Öğlen 12 de yemeğimi yer, 12:30 ta kahvemi alır, asansörden çıkarken ‘iyi günler’ der masama geçerim. Dışarıdan bakıldığında cool bir hayat. Sanırsın uzaya uydu gönderiyoruz biz plaza çalışanları. Herkeste öyle bir surat ifadesi. ‘Çekilin önümden, mail atmam gerekiyor!!’ özgüveniyle, tak tuk topuk sesleri ile lobide yürürüz. Mailin içeriğide oldukça sadedir aslında, ‘Emre Bey toplantıyı set ettim. Bilginize.’
Neyin havası peki bu?

Geçenlerde Eyüp’te bir kuyumcuya gittim. Çarşının içinde, yanyana onlarca kuyumcu..
İçeri girer girmez o muhteşem soru geldi ‘Çay mı kahve mi?’ — ‘Çay olsun be, kahve olmasın!’ Çay samimiyettir! Ne demiş İsmail Abi:
‘Adamlar bana çay verdi çay! Çay veren adam hiç kötü olur mu? Aklın mantığın kesiyor mu?’
Oturduk, sohbet muhabbet, bir yandan ürünleri inceliyorum. Derken esnaf çaycısı daldı içeri. Tıpkı o eski dizilerde gördüğümüz samimiyetle. Elinde döner tepsisi, sallaya sallaya getirdi çayını. Tavşan kanı mübarek.
Şakalaştılar kuyumcuyla, güldüler eğlendiler. Bizim, plazada en büyük muhabbetimiz asansörden inerken samimiyetsiz bir şekilde ‘iyi günler’ iken onlar sanki asker arkadaşı idi. Kıskandım mı? Biraz. İnsan muhabbet etmek istiyor be Olric.

Daha sonra kuyumcu şöyle bir gelenekten bahsetti. Oradaki tüm esnaf toplanırmış kura çekerlermiş. Her hafta 1 dükkan gidip kilolarca balık alırmış (aldıkları balıkçı da oradaki diğer esnaf :) ). Daha sonra bu balıkları kızartırlarmış ve hep birlikte öğle yemeği yerlermiş. Ya bu nasıl güzel bir hadise. Plaza hayatında bunu yaşamanız mümkün mü? Kocaman bir HAAYIIIRRR.
Plaza hayatı iyi hoş, insan kendini bir şey oldum zannediyor ama bir esnaf hayatı mı? Değil. Olabilir mi? Pek mümkün değil.
Kısaca;
Esnaf Hayatı: 1 — Plaza Hayatı : 0