Süper Kahramanların Bilimsel Analizleri

‘’Süper Kahraman’’ konseptini telifi ile birlikte tekeline alan DC ve Marvel şirketleri son yıllarda sinema evrenlerini hızla büyüterek, her geçen gün daha da popülerleşiyor. Bize de iyi bütçelerle çekilmiş bilimkurgu/fantastik filmler izleme fırsatı doğuyor. Hele bir de ‘geek’ yanınız varsa bu karakterleri felsefelerine ve kişilik özelliklerine kadar benimseyip fanı olmanız çok doğal.
 
 Açıkça söyleyeyim, benim bu işlerden beklentim daha çok bilimkurgudur. Algıda seçtiğim kısımları da genelde bunun üzerine. Peki hangi kahramanları yaratırken işin bilim kısmını daha iyi yedirmişler bize? Hangileri bilimsel açıdan daha mantıklı karakterler? Amacım, her birini sanki bir hipotezi incelermişçesine analiz etmek. İçinde bulundukları kategorilerden birinin ‘fantastik' olduğunu unutmadım. O yüzden bu analizler karakterin veya filmin kalitesini düşürecek diye bir şey yok, yanlış anlaşılmasın.

1) Superman

Dünya’ya umut veren bir uzaylı süper kahraman. Ailesi tarafından Dünya’ya gönderiliyor ve sarı güneş sayesinde süper kahraman oluyor. Yani yaşadığı gezegende onun türü bu yeteneklere sahip değil. Ama Dünya’da resmen bir Tanrı.

Güneşten kozmik güçler almak; başka gezegene ait bir uzaylı için güzel, kabul edilebilir bir konu. Biyolojik yapısı itibariyle buna elverişli olabilir ama kazandığı güçlere bir bakalım: Süper dayanıklılık(çizilmiyor), süper kuvvet, gözlerden lazer atmak, x-ray, süper hız, süper duyma yeteneği…

Bir sebepten güçleniyorsa bu, bir sonuca etkir ve örneğin ya sadece süper dayanıklılık, ya süper görüş, ya da süper hız verir diyebilirsiniz değil mi? (Fantastik 4 gibi) İlk bakışta bu kadar OP(over povered) şekilde abartılmış olması, bilimsel açık veriyormuş gibi görünse de öyle değil. OP olması aslında durumu kurtarıyor. Çünkü yazar karşısında 2 seçenek var. Bu durumda ya tek bir özelliğe güç verirsin, ya da tüm yeteneklere. Arası olduğunda tutarsızlık başlar ve görüyoruz ki itinayla her duyu organı ve kabiliyeti şişirilmiş bir karakter var karşımızda.

Superman’in bilimsel açık verdiği yere gelirsek, baya sıkıntılı bir durum var. Başka gezegende evrilmiş bir hayvanın, insan ile tıpa tıp aynı olması hatta aynı boyutlarda olması bile çok zor. Üstüne gelip burada insan dişisine aşık oluyor. Verimli döl de verir bu(!) Krypton gezegeninin Dünya ile özellikleri bakımından aynı olması halinde sorun yok gibi ama bu da zor. Senin Güneş’in farklı abi bir kere. Bu bile oradaki canlıların yapısını acayip etkiler.

2) Hulk

Ordu Captan America’yı süper güçlü yapan süper asker projesini yeniden başlatır, fakat bunu yapabilecek zekada birini bulmalıdır. Süper asker projesi için Bruce’a ihtiyaç duyar. Bruce, yaptığı radyasyon kalkanına fazla güvenip bunu kendi üzerinde dener. Ama radyasyon onu öldürmez. Neden? Çünkü babası ona küçükken farklı yaşam formlarının DNA’sını enjekte etmiştir ve bu genler etkisini gösterip onu bu yeşil deve dönüştürür. Babasının neden böyle bir şey yaptığını bilmiyorum ama birbirinden bağlantısız iki olağanüstü kilit olayın tek karakter üzerinde, üstelik farklı zamanlarda gerçekleşmesini gerçekçi bulmuyorum. Bakın bu kısmın bilimle alakası yok, fantastik olarak da gerçekçi bulmuyorum.

Hulk bilimine gelirsek, anladığım kadarıyla mesele: Tersinir radyoaktif çekirdek tepkimesi. Dün yediğin gamalar bugün New York’u tırmalar.
 E= mc^2 deki enerjinin kütleye dönüşme olayı sayesinde, Bruce abinin içindeki radyoaktif enerji kütleye dönüşüyor. Hulk oluyor. Daha sonra kütle enerjiye dönüşüyor ve yine insan.

Sorun şu ki, şiştiğinde güçlenmesi değil, tam tersi güçsüzleşmesi gerekir. Her ne kadar kütlesi artsa da enerjisi azalacağı için balon gibi şişip hantal bir yaratığa dönüşecektir ve bu da bir Tanrı’yı alıp yerden yere vuramaması, uzun mesafe zıplayışları yapamaması hatta Hulkbuster ile kapışamaması anlamına geliyor.

Aynı şey anakol evresini geçen yıldızlar için de geçerlidir. Enerjisi azalan yıldızlar gittikçe şişer.
 Bruce’un vücudunun enerjiyi içinde tutan izole bir sistem olmasına değinmeme gerek yok sanırım.

3) X-MEN

Kolayca zilyon tane süper kahraman yaratabilmek için çok elverişli bir konu. Mutantlar.

Evrimdeki bir değişim sonunda, insanüstü güçlerle doğan ve genelde ergenlik döneminde ortaya çıkan özelliklere sahip yeni bir insan türü olan homo-superiors fikri, bu evrende değil ama MARVEL evreninde gayet bilimsel olabilir mi? Orada da olacağını sanmıyorum çünkü böyle bir evrim mekanizması yok. Laf gelmişken söyleyeyim Pokemon’daki gibi de yok. Gen havuzuna mutasyonlar sonucu eklenen küçük varyasyonlar, yüz binlerce/milyonlarca yıl doğada bir hayatta kalma savaşı verir ve en uygun olanlar adapte olmuş şekilde yaşamaya devam eder. Bu mekanizmalar bir sebepten farklı işlese ve buna ‘’evrimdeki bir değişim’’ deyip kestirip atsak bile aslında yemiyor. Çünkü tek seferde ortaya çıkan bu tip büyük değişimlerin, faydalı bir özellik yaratma olasılığı, abuk subuk canlılar ortaya çıkmasından çok daha düşük. Ayrıca bu evrende sadece mutant insanlar değil de bitkiler ve hayvanları da görebilseydik, bilimsellik puanını kendi nezdimde arttırabilirdim. Ayrıca bir mutantın çocuğunun da mutant olma olasılığının yüksek olmasına karşın, (Magneto’nun oğlu Quicksilver gibi) ikisinin gücünün birbiriyle alakası olmaması da biraz uçuk.

4) Ant-Man

Dr. Hank Pym, karıncalar ve arılar gibi sosyal canlılar üzerinde araştırma yapan bir bilim adamıdır. Pym partikülü adını verdiği parçacıklar keşfeder. Bu parçacıkları kullanarak yaptığı serum sayesinde ise nesnelerin boyutunu değiştirebilmektedir. Özellikle taşımacılık ve ticaret alanında bir devrim niteliğindeki bu buluşun sınırlarını kontrol etmek isteyen Pym, icadını kendi üzerinde dener. Sonuç ise şaşırtıcıdır. Hank Pym, serum sayesinde bir karınca boyutuna kadar küçülmüş; ancak fiziksel gücü normal bir insanla aynı seviyede kalmıştır. Peki ya kütlesi?

Eğer atomlar birbirine yaklaştığı için cisim küçülüyorsa, kütlesinin sabit kalması gerekir. Bu açıdan küçülse bile insan gücünde olması mantıklı tabi. Ama kütle aynıysa ve Ant-man’ler(Hank ve Scout) küçülüyorsa, ayak tabanları da küçülüyor demektir. Bu da basıncın artması anlamına geliyor. Atıyorum adamımız 80 kg olsun, bir masa üzerinde uygulanan 800 Newtonluk çekiç darbesi ile 80 kg bir insanın ayakta durması aynı şey değildir ki o minik karınca ayaklar çekiçten çok daha küçükler.

Spesifik olarak filmine bakacak olursak, sonda büyüyen dev karınca oksijen yetersizliğinden veya sadece yer çekimi yüzünden ölürdü. Çünkü büyürken; yüzey alanı karesi ile hacmi de kübü ile artarak bir dengesizlik ortaya çıkaracaktır. Yani enine kesitine oranla ağırlığı daha fazla gelecek ve iskeleti onu ayakta tutamayacaktı.

Bunun dışında Hank’in cebinde taşıdığı küçültülmüş tank… Evet kütlenin aynı kalması meselesi yüzünden o cepte kolay kolay duramazdı.

5) Flash

Yıllardır ipini koparanın evrenden evrene koştuğu bu çizgi roman dizisinde, birden fazla orijin olduğu için gücün kazanılma şekli de çok farklı olaylara bağlanmış. Araştırdığım kadarıyla eski orijinler beni tatmin etmedi. Daha fantastiklerdi. Diziye gelirsek; izlemedim. Araştırdığım kadarıyla ise onun orijini de beni pek tatmin etmedi ama izlemediğim için pek objektif değerlendirmiş olmayacağım. O yüzden nasıl Flash olduğuyla ilgilenmek yerine başka noktalara değinmek istiyorum.

Flash hızlı mı yoksa zamanı mı kontrol ediyor?

İzleyen arkadaşımdan edindiğim bilgi: Hızlı. Zaman kontrolü yeteneğinden bahsedilmiyor. 
 Peki sadece hızlı olmak şehrin içinde kolayca koşabileceğiniz anlamına gelir mi? Hayır, algınızın da yeterince hızlı olması lazım ki hız körlüğü yaşamayın. Yani aslında diğer insanlara göre hızlıyken, kendi zihninizin de size ayak uydurması lazım. Bu da biz 1 saniyede x kadar düşünce üretiyorken, Flash’ın çok x kadar düşünce üretmesi demek. Hal böyleyken karakterimizin neredeyse düşünemediği bir şey kalmaması gerekiyor. Hata payı çok düşük, über zeki bir kahraman olmalı. Aynı zamanda zihin olarak en yaşlı. 
 Senin bir şeyi bulmak için tüm şehri gezdiğin bölüm var, banka şifresini tek tek denemişliğin var birader ve hiçbir sıkılma belirtisi göstermeyip aceleyle yapıyorsun bunları? O banka şifresini tek tek denemek bizim için ne kadar zaman alıyorsa aslında Flash için de o kadar zaman alıyor olmalı. (Onun zihnine göre)

6) Deadpool

sıkıntı BÜyük, ölMEdim! ❤

“Büyük güç büyük sorumsuzluk getirir.” göndermeli bu hikayede; kanser hastası eski asker Wade Wilson’a,

“Bu halihazırda paralı asker, sağlam testisli bir eleman. Weapon X projesi için ideal.” diyerek pragrama katılma önerisi ile geliyorlar. Çaresiz Wade bir denek oluyor ve Wolverin’in tedavi faktörünü üzerinde uyguluyorlar. İşe yaramayınca başarısız deneklerin arasına koyuluyor. Bu başarısız denekler ilk kimin öleceği üzerine bir bahis oynuyor ve oyuna “Deadpool” ismini koyuyorlar.

Kafayı kırıp ilk ölen olmak isteyen Wade, Ajax’i kışkırtıyor ve Ajax diğerlerine gözdağı olsun diye bizimkinin kalbini söküp masada bırakıyor. Ölürken hissettiği yoğun öfke tedavi faktörünü harekete geçiriyor ve: “Ölmedim! Sıkıntı büyük.”

Gördüğünüz gibi filmdekinin azıcık değişiği. Bilimci gözlüklerimizi takıp bir bakalım:

Tedavi faktörü için “Mutant genlerini harekete geçirdiginde.” ifadesini kullanıyordu Ajax(Francis). Ya baya damardan verilen şeyi DNA nın kabul etmesi bekleniyor. Ya da çöp DNA dediğimiz DNA’mızın inaktif evrimsel çöplüğünden ilkel hayvanlara ait üstün rejenerasyon yeteneğinin aktifleşmesi bekleniyor. Hangisi daha mantıklı bilemedim. Biyoteknolojide verdiğiniz bir sıvı tüm hücreleri, buradan da tüm DNA’ları etkileyebilir belki ama yeni bir mutant gen eklemek için ayrı ayrı her hücreye işlem yapmalısınız. Plazmitle falan… Strese bağlı olarak kortizol hormonun yeni bir geni aktifleştirmesi ise hayatta kalma alarmı veren vücudun, denize düşen yılana sarılır hesabı bulduğunu kullanması mantığına temellendirilebilir.

Rejenerasyona gelirsek; Deadpool, Wolverine, sen, ben gibi doku düzeyinde rejenerasyon yapabilen gelişmiş bir hayvan süper gücü sayesinde organ düzeyinde rejenerasyona başlarsa, harcadığı enerji ve yapı maddesi yüzünden sürekli yemek yeme ihtiyacı hissetmelidir. Hatta Deadpool’un abartıp parçalarından deniz yıldızı gibi ürediği çizgi roman serisi bile var. Nereden geliyor bu besin kaynağı, bu inşaatın harcı? Ona değinseler iyiymiş.

Ajax’a gelirsek; adam acı çekmiyor. Bir yandan da dövüş tarzıyla dokunma duyum gayet yerinde diyor. Mesele şu ki; acının şiddetini belirleyen şey impulsun şiddeti değil, frekansıdır. Yani hem bir yere dokunduğumuzda hem de karnımıza kılıç girdiğinde impuls aynı eşik değerine çıkar. Belki de mutasyon öyle bir denk gelmiştir ki sadece beynindeki acıyı acı diye anlamlandıran bölgeyi başka bir his olarak yolluyordur kortekse. Neden olmasın? Böyleyse zaten Deadpool reyizin şöyle demesi: ‘’Tüm sinir uçlarını yoklayacağım Hazır bu genç konuşma balonumu açmışken bölüyorum ama... Durun italik devam edeceğim. Kendi denememi yazdırmak için kimin kıçını yalamış olabilirim? Ahh eveet! Sıra 6 numaraya geldi ve anca yazdırabildim bu geri zekalıya. Ama siz biliyorsunuz tabi, Deadpool daima 1 numaradır. Yemek yeme olayına gelirsek… Filmde size gösterdiğimiz kısımlar dışında hep yemek yiyordum. Oldu mu? Bu mantıkla hiç tuvalete de gitmiyor diye eleştirmesi lazım.
 
 Mutant genlerin aktifleşmesiyle ilgili de yazmış bir şeyler yoksa karalamış mı demeliyim? Zırva! Hass… ordan.

7) Fantastik 4

Her çıkan filminde biraz daha içine edilen bu gariplerden bahsedecek olursak, ‘’Harbi adı gibi fantastik işte.’’ deyip Dr.Strange, Thor gibi bilimsel değerlendirilemeyecek kahramanların arasına atasım gelmedi değil. Ama Reed Richards çarpar. 
 
 Kozmik bir radyasyona maruz kaldınız ve her biriniz süper güçler kazandınız? Ayrı ayrı güçler hem de? Son çıkan filmde bu durumu önlemek için bir şeyler yaptılar mesela. Gittikleri boyutta başlarına gelen şeylere göre güç kazandılar. Ben’in kabinine taşlar doldu falan mesela.

8) Batman ve Iron Man

‘’Seni paramla döverim.’’ deyimini hayata geçiren bu iki adamı saygı gereği birlikte sunuyorum. Iron man, ark reaktörünü kullanarak harika bir zırh geliştirirken, Batman dövüş yeteneklerini geliştirip Lucius Fox ile köşkte teçhizat geliştiriyor. Vizyonları ve zekaları arasında fark da olsa bu arkadaşları bilimsel olarak en az soru işareti bırakan kahramanlar olarak seçiyorum. Bakın yine paranın gücü.

9) Kaptan Amerika

Önce süper asker serumu geliştirip damardan basıyoruz. Sonra buzlu suda biraz yatırıp yeterince dinlendiğinde çıkartıyoruz ve nur topu gibi bir Avenger’ımız oluyor. Tertemiz…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.