İstanbul’dan Nepal’e, Abu Dhabi aktarmalı Etihad Havayolları ile seyahatime başlıyorum.

Uçağa binmeden çantamı teslim ettim ki kendisi Nepal’e direk uçacaklarmış. Ben sadece sırt çantam ile uçak saatini beklemeye koyuldum.

Pasaport kontrolünü hızlıca geçtim. OHAL dolayısıyla saatler öncesinden gitmek gerektiği olayı bitmiş sanırım çünkü öğrenci belgesi bile istemediler.

Uçakta cam kenarını kapmak istedim fakat hepsi zaten kapılmıştı. Bagaj teslimdeki arkadaşın önerisiyle acil çıkış kapısının önünü seçtim. Abi iyi önermiş gerçekten de diğer koltuklar gibi sıkışık değil ayaklarınızı rahatça uzatabilirsiniz. Geniş ve kendi ayarlanabilir özel televizyonu var. Diğer koltuklarım TV leri ön koltuğa bağlı olduğundan sabit.

TV ler çok güzel, akıllı, ahlaklı. Uçağın önündeki ve altındaki kameralardan dışarıyı izleyebilirken bir yandan da müzik dinleyebiliyorsunuz. Londra senfoni orkestrasının albümlerinden Muse a kadar her türlü müzik bulabilirsiniz.

Rotamız en başta kısmen Suriye üzerinden Bağdat’ı geçerek Abu Dhabi şeklinde idi fakat daha sonra değişti ve Türkiye’nin en doğusundan çıktık.

Hemen yanımda denizci bir Türk abiyle yaptık yolculuğu. Bana yol boyunca Afrika Hindistan Çin anılarından bahsetti. Ben de ona benimkilerden bahsettim, yaşımı sordu ve ooo iyiymiş sen baya gezersin belli dedi.

Doğup büyüdüğü mahalledekilerin hiç yurtdışına çıkmamış olmasından bunla övünmelerinden girip seyahatin insanın ufkunu açtığından gençken mümkün olduğunca gezmem gerektiğinden çıktı.

Yemek servisi sırasında daha önce belirttiğim gibi vejetaryen yemek geldi. Bedava olduğundan içecek olarak bol bol kola sonra meyve suyu ve sonra da bira söyledimse de birayı bitiremedim.

Zaman zaman kitap okuyarak, bazen de denizci abiyle muhabbet ederek yolculuğun ilk ayağını tamamladım. Yerel saate göre 8'de Abu Dhabi deydim.

Diğer uçuşum ertesi gün öğlen 2de olduğundan burada 18 saat geçirmem gerekecek.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.