GÜN 3/KALAN 362-Mr. Robot’un dönüşü ve dönüşümü

bilge çevirmenin de dediği gibi as bayrakları as as as (Price vs. Whiterose sahnesi)

Sonunda sonunda sonunda Mr. Robot kendine geldi.

Benim için bir dizi sezonunun iyi olup olmadığını anlamanın çok güzel bir turnosolü vardır. Hatırlıyor muyum?

Açıkça söyleyeyim, ben Mr. Robot’un ikinci sezonundan neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum. 1. sezondaki bir kaç rastgele güzel sahneyi, karakterleri, sürprizleri (ki hepsini tahmin ettim eheheheeh) hatırlıyorum. Hissettiğim duyguları, zevki hatırlıyorum.

İkinci sezonsa kocaman bir buğu, allak bullak parçalar bölümü. Birileri öldü, birileri meğer ölmemiş, bir FBI ajanı çıktı ortaya o fena değil.

Bundan sonrası azcık 2. sezon spoilerlı.


Bunun temel sebebi sezonun narrative(hikaye tarzı)nin karmaşık yapısıydı. Elliotın kafasının allak bullaklığını allak bullak bir hikaye yapısıyla gösterdiler. Kim nerde, kim gerçek, kimin motivasyonu ne? Hiçbir şey anlamadık.

İzlenildi geçildi, gene efsane denildi, ama nesi efsaneydi ki? Keyif alan oldu mu gerçekten? Birileri tutuklanıyor ama neden? Birileri kaçıyor ama neden? Birileri vuruluyor, birileri ölümden dönüyor ama neden?

Heycanlı olsun diye. Anlatım sürprizli olsun amacıyla anlatımı sürprizli yapmak. Bu bence hikayecilikte basite kaçan bir yol.

Bundan sonrası azcık 3. sezon ilk 2 bölüm spoilerlı.


Ancak bence üçüncü sezonda hatalarının farkına varmışlar. Karakterin kafasının buğulu olmasını illa her sahneyi buğulu sembolizmlerle ordan oraya zıplayarak çekmek gerekmediğine ikna olmuşlar. Daha önemlisi motivasyonlar oturmuş.

Tabi ki hala Angela’nın karakteri sinir bozucu biçimde kopuk kopuk davranıyor. Belki karakter sinir bozucu olsun diye bilerek böyle kaypak yapıyorlardır kızı, belki sadece çok da iyi bir oyuncu değildir bilmiyorum.

Ama gerek Whiterose (Bakan Zhang) ve Price arasındaki güç savaşı (Evil Corp ceosu), gerek Darlene, gerek Mr. Robot, en önemlisi de Elliot karakterlerini çok net konuşturuyor ve çarpıştırıyorlar artık.

Bence Elliot ve Mr. Robot’u ayırmak çok iyi bir seçim olmuş; hem bulanmıyoruz hem her sahnede Mr. Robot mu Elliot mı diye gerilip speküle edebiliyoruz hem Rami Malek oyunculuğunu iyice aşırtmak için fırsat buluyor. Ve bence oldukça zor bir şeyi kotarıyor, hala 100% değil ama oynadıkça daha da gelişecek.

Ama ikinci bölümde en çok sevdiğim şey Elliot’ın yeni hayat sekansıydı, arkaya yanlış hatırlamıyorsam şu şarkıyı alıp dakikalarca beni ilk sezona aşık eden şeyleri izledim:

https://www.youtube.com/watch?v=iV-QGQVZv0k

  1. Beyaz yakalı hackerın gündüz hayatı maceraları
  2. Rami Malek’in harika oyunculuğu
  3. Elliotın küçük kötü adamları 3.5 saniyede yok etmesi
  4. Elliotçığımın her şeyin yolunda olduğuna dair kendini çok naif kandırması, kendini kandırdığını bir önceki bölümde öğrenmemize rağmen ona inanmayı çok istememiz, bir anda Mr. Robotla olmasa da yalnızlığıyla yüzleşip yıkılmamız, ve sonra döngünün başına atmamız
  5. Rami Malek’in harika oyunculuğu

Ben bu diziyi sadece Elliotın E Corp’ta (Vestelde bile olur ne fark eder) çalışıp gün içinde sosyal durumlarda çekingen davranıp arka planda haftalık olarak karısını aldatan dangalak muhasebeci gibi kişileri açığa çıkardığı, büyük hiçbir planın olmadığı haliyle bile izlerim.

Ama bu haliyle de güzel:)

Açıkçası heycanlıyım. Dan diye Tyrell’in karısını vurdurdukları için heycanlıyım (umarım ölür). Bir anda Whiterose’un rasyonelliğini kaybedip Price’a savaş açması için heycanlıyım (tamamen anlaşılabilir ve plot için gerekli olarak. Elliot (veya Mr. Robot bilemezsin ama bence Elliot) Darlene’in gizli evini bulduğu için heycanlıyım. Darlene Mr. Robotla Elliotı ayırabildiği için heycanlıyım, ben Mr. Robotla Elliotı ayırabildiğim için heycanlıyım.

Kısacası Mr. Robot iyi ki ekranlara döndü, iyi ki kendine döndü, iyi ki başka bir şeye dönüştü.