Ramazan Bayramı Okunanları

Size bayram için kafamda tasarladığım kitap okuma programı hakkında bahsetmek isterim. Hep politik şeyler yazmak yorucu oluyor. Toplam 4 günlük tatil için 2'sini bitiremediğim, 4'ünü de yeni elime aldığım 6 kitabı bitirme gibi bir hedefle tatile gittim. Tabi ayrıca bilgisayarda yapılacak bazı işleri tamamlamak gibi bir hedefim de vardı. Eğer gezmeseydim muhtemelen hedefi tutturma oranım artacaktı. Gezdiğime ise pişman değilim. Neyse okuduğum bir iki kitaptan bahsetmek istiyorum.

1-) Metin Kaçan’ın Ağır Roman kitabını bitirdim tatilde. Kitap eskiden önyargıyla baktığım ve abartılmış olabilir dediğim metinlerden biriydi. Uzun süre alma hevesi duymadım. Geçenlerde bir sitede Türk Edebiyatı için önemli bir eser olduğuna dair bir bilgi okuyunca alayım madem deyip almıştım. Ayrıca 50 yaşından sonra intihar eden bir adamın tek romanı olması, çok tartışma yaratması felan gibi durumlarda vardı. Metin Kaçan Türkçe’yi gayet iyi kullanan biri ve dili kesinlikle acemice değil. Kötü Türkçeyle meselesi olan biri olarak cümlelerde yanlış kullanım görmedim. Ayrıca ülkemizde sürekli gözardı edilen ve yok sayılan bir dünyanın içinde geçiyor. Gafticilerin, lombak bakışlı serserilerin, covinoların, zarboların cirit attığı apayrı bir evren. Tarlabaşı’nın eskiden “normal” insanlar tarafından girilmeyen sahici ve tehlikeli sokaklarında. Kitap uzun değil ancak edebi niteliği güçlü olduğundan özenle okunması gereken cinsten. Geç kalmışım okumak için zira bir süre pek tekin olmadığı dönemlerde tarlabaşında kalmışlığım var. Ayrıca yazar ile baş kahramanın sonlarındaki paralellik, yazarın kardeşi ile baş kahramanın kardeşinin hayatları arasındaki paralellik dikkate değer bulduğum ayrıntılar. Politik atmosfere ve ülkenin dönüşümüne dair ayrıntıların başarılı şekilde işlendiği ve bütün bunlara rağmen (zarboların yani polislerin hakim olmadığı bir mecrada geçmesine rağmen) “polisiye” denebilecek bir türe de değiyor. Bence okuyunuz, pişman olmazsınız. Edebiyatımız için kesinlikle kayda değer bir metin.

2-) İkinci olarak Patrick Haenni’nin Piyasa İslamı kitabından bahsetmek isterim. Özellikle hem Türkiye’de hem de İslam coğrafyasında(buna müslümanların yaşadığı her yeri katın, Batı ülkeleri dahil) yaşanan kültürel dönüşümün kodlarını ayıklama babında ince bir gözlem kitabı olmuş. Şuan Türkiye vb. ülkelerde olanlar, Batıda yaşayan müslümanların tutumlarında ki değişmeler, IŞİD, popüler kültürün bir aparatına dönüşen İslami değerler vb. konularda çok esastan ve bence objektif gözlemler yapmış yazar. Kitap 2014 yılında yazılmış ve özellikle Arap coğrafyasındaki olan biteni masaya yatrmış. Ayrıca Türkiye, Endonezya ve Fransa’daki durumları da irdelemiş. Benim çıkardığım derslerden biri şu oldu, İslam’ın dünyaya bir şey söyleyebilecek, hukuk ve sulh vadedebilecek bir mesajının neden deforme olduğunu ve IŞİD gibi bir forma büründüğünü gösteren argümanlar gayet açık şekilde çözümlenebilirmiş ancak becerememişiz ve hala hamasetle ve komploculukla anlama gayreti bir çok mecrada devam ediyor maalesef. Ayrıca apolitik ve tüketim kültürüyle meselesi olmayan, soft/ılımlı (adını siz koyun) bir tavrın sistemli olarak yüceltilerek 1980 sonrasında işletildiğini ve bunun sadece Türkiye’de değil çok yerde yaşandığını görmemi sağladı. Tabi ayrıca belirtmek gerekir bu gibi dönüşümler sosyal mühendislikle kotarılabilecek şeyler kesinlikle değil ve bir çok etkenin devrede olduğunu görmek lazım. Hülasa İslam’ın bir politik derdi olduğunu söyleyen ve IŞİD ve “Piyasa İslamı” gibi olgulardan rahatsız olanlar özellikle okumalı. Belki yazarın daha “dışardan” biri olması bu kadar duru şekilde yazmasına imkan vermiş olabilir, bilmiyorum ama okumak lazım. Çok uzun değil ve özenle okunması gereken bir kitap. Okumakta çok geç kaldığımı hissettim ayrıca.