Kelimeler, insanlar- günlüğümden
4 Eylül
Kelimenin seni tanımlamasına izin vermek çok kolay. Senin yerine karar vermesini sağlamak. Bir kelimenin olduğu ve olmadığı belli değil midir zaten? Bir insansa… İnsan bir cümbüş. Kelimeleri alıp onları kendi hizmetine sokabilen bir sihirbaz adeta. ‘Doğru’yu alıp kendisinin yapabiliyor( örn: benim doğrum). Mutlak kelimesini barındırmıyor. Mutlak dayanamıyor, ezilip bükülüyor. Dayanamıyor baskıya, ‘muğlak’ oluyor.
Muğlak. Söylerken bile eminsiz kendinden. Güven vermiyor; insan gibi. Benim gibi. Kendi içinde tereddütler yaşıyor
Kendi içimde tereddütler yaşıyorum. Nasıl biri olmak istiyorum? (Bu nasıl bir soru?) (Bu sorumluluğu ben ne zaman üstüme aldım?)
Ne tarafa yönelmek istiyorum bilmiyorum. Her yönün ve yolun iyi yanlarını görebiliyorum(önümü göremiyorum). Seçim yapmamı zorlaştırıyor. On tane olmak istiyorum, on kopyamın hepsini de hissedebilmek istiyorum. Başarılı olmak istiyorum ve bu benim için önemli.
Bilinmek istiyorum. Kabuğumdan çıkmak istiyorum. Dünyaya açılmanın vakti gelmedi mi artık? Daha fazla yük binmeden omuzlarıma, bir gün olsun pervasızca eğlenmenin? Bir yaptığımın da yanıma kalmasını istiyorum. Bir gün boyunca hissiz olmak ve yatıp kalkınca bunun sonuçlarına uyanmamak…
Ben bir resim olmak istiyorum. Gülen bir resim. Kahkaha atan. ‘Bir an’ Anlar sorumlu değildir. Bir an diğerinden, onu takip edenden mesul değildir. Sadece bir an pervasızca mutlu olabilir. O an yaşanırken ve henüz eski olmamışken bir insan mutlu olabilir.
Burukluklarımı arkada nasıl bırakırım? Ailemi arkada nasıl bırakırım? Onlara sihirli değneğimi değdirmek için o kadar çok uğraştıktan sonra aslında bir sihirli değneğim olmadığını fark ettim. Cevapları ve sırları onlarla paylaşmak, onları düzeltmek istemiştim. Ama ben de yamuk insanın tekiyim. Zaten bu isteğim de artık kalmadı. Pek zamanım da kalmadı. Biraz bu misyonumdan vazgeçtim. Bundan sonra olacakları kontrol edemeyeceğimin, insanları memnum edemeyeceğimin ve mutlu da yapamayacağımın farkında olarak yola devam ediyorum.
Ben de kendimi bir nehire bıraktım gitti. Bunu hayal bile edebiliyorum. Pocahontas gibi yüzüyorum. Hayır yüzmüyorum, sırt üstü yatıyorum ve su ilerliyor. Çünkü ben daha kendimi mutlu yapamıyorum.( en çok da kendimi)
Bu sıralarsa pek düşünmüyorum. Düşünmemenin iyi geldiğini fark ettim. Daha aktif olabiliyorum. Ama durduğum an kafamdaki boşluk kalbimi huzursuz ediyor. Belki de insanlar bu yüzden durmuyor hatta iddia ediyorum, dünya da bu yüzden dönüyor. Dönmeyecek de ne yapacak?
Her zamanki gibi umudum da bu durumumun orta noktasını bulacağım demek
Doğru miktarı bulacağım.
Yaşadıkça olacak
Çünkü ben de, babamın isteğinin aksine, süper insan olamadım ve maalesef yaşamadan öğrenemiyorum. O öğüt geçirmez kalkan, evet bende de var.
Kusura bakma insanlık; geçmişten öğrenip ileriye daha çok bilgi bırakacak, kalkınmayı sağlayacak o bilge insan ben değilim. Kurtarıcın ben değilim tanrım, yakamı bırak artık.
Kabullen Begüm; kendine acı çektirmen neden?
Kendini bil.
Uslu ol.
Originally published at begumgvn.wordpress.com on September 4, 2018.
