Kuyular kuyular

Bazen zor bir durumun içinde hapsolursun.Kafanda bin tane boktan şeyler..Tek olsalar bir bok değiller de birlikte olduğu zaman müthiş bir şekilde kafa açabiliyorlar.Çıkmak için yollar ararsın.Önce kendin debelenirsin,bir ışık gördüm dersin.Biraz daha ilerlersin ve kendine yeni kurtarıcılar yaratmaya başlarsın.Kuyunun çıkışından hepsi sana el sallar ve ‘gel’ der.Tamam dersin lan durun geliyorum.Sen yukarı çıktıkça onlar küçülmeye başlarlar.Sen çıktıkça küçülürler ve de bir bakmışsın ki aslında onlar hiç olmamışlar ve de sen o kuyudan hiç yukarı çıkamamışsındır.
En dibindesindir kuyunun.Ne ses vardır ne de bir ışık.Tekrardan kendinle baş başa kalırsın.
O kuyudan çıkman için gerekli olan şey birinin ya da beklediğin kişinin sana ışık tutması değil,senin ona ışık tutmandır.Kimse senin için o kuyunun dibine kadar inmeyecek.Sen bir yere kadar geleceksin ve çekip çıkaracak seni o kuyudan.Ne kadar zor olsa da bunu yapmak zorundasındır.Ya bir şekilde sabredip,mücadele edip o kuyudan çıkmaya çalışacaksın,ya da o kuyunun dibinde sonsuza kadar kendine küçük tatlı sürprizler hazırlayacaksın.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.