Fatih Terim’in tazminat hakkı ve başarısızlığı ödüllendirmek…
Fatih Terim meselesini ciddiye alıyorum. Terim’in kovulmasından sonra yapılan tartışmalar hakkındaki notlarımı kısaca şöyle paylaşayım: TFF, kanunla kuruldu ve özerkliğini yasaların meşruiyetinden alıyor. TFF’nin gelirleri arasında vergiler yok ve kurum vergiden muaf. Dolayısıyla Terim’in tazminatı da TFF’nin kendi yarattığı gelirlerinden ödenir.
Fakat Terim tartışmasında TFF’nin amaçlarından ikisi öne çıkıyor. a) Türkiye’yi yurt dışında temsil etmek b) Fair Play kurallarına bağlılık. Kamuoyu hem Milli Takım’ın Terim döneminde başarısız olduğu hem de Terim’in sportmenliğe aykırı davrandığı konusunda hemfikir. Bu durumdan yola çıkarak TFF’nin kendi amaçlarına ulaşamadığı ve bunun için yanlış kişilerle çalıştığı sonucunda varıyoruz.
Fatih Terim’in tazminatı (4 milyon 671 bin 472 Euro) meselesi ise yasaları ve kurumları aşıyor. Bu bir hak ve başarı tartışmasıdır.

Birinci yaklaşım, Terim’in açgözlülüğünden çok başarısızlığını mahkum etmekte... Yani başarı ödüllendirilir, başarısızlık cezalandırılır. Terim’e verilecek 3 buçuk milyon euro da başarısızlığı ödüllendirmektir. Bu durumda hiçbir teknik direktörden başarıyı hedeflemesini bekleyemezsiniz. Bu da bir yozlaşma belirtisidir ve ulusal değerleri yıpratır. Terim’in istediği tazminat ahlaki olarak kabul edilemez. Terim açgözlü birisi olduğundan değil, başarısız bir teknik direktör olduğundan kabul edilemez. Hatırlayalım, Basketbol Milli Takımı başarılı olduğunda kaptan Hidayet Türkoğlu’nun canlı yayında ağzından kaçırdığı(?) “maddi manevi” lafı kamuoyunda sempatiyle karşılanmıştı.
İkinci yaklaşım ise Terim’in neyi hak ettiği meselesidir. İyi zamanlarda neyi hak ediyordu ki kötü zamanlarda neyi hak etmektedir? Fatih Terim’in anlamadığı da budur. Adil toplumlarda hak edilen gelir, sorumluluklar, makam ve fırsatların nasıl dağıtıldığı sorgulanır. Fatih Terim neyi, niçin hak etmiştir? Daha açıkça sorarsak, ahlaken dibe vurmak pahasına 4 milyon 671 bin 472 Euro hakkı yazılı bir sözleşme maddesiyle savunulabilir mi?
Tartışmanın aklı başındaki argümanlarının tıkandığı nokta burası. Bu gerilim ortaya çıktığındaki düşüncelerimiz değerlerimizi gösterir. Nihayetinde bu tazminatın ödenmesine Fatih Terim açgözlü olduğu için mi, yoksa görevinde başarısız olduğu için mi karşıyız? Başarılı bir hoca olsaydı bu parayı hak edecek miydi? Diyelim ki Terim’in ekibi Dünya Kupası’nı Türkiye’ye getirseydi ve takımın hocası mekan basıp adam dövseydi, çiğnediği fairplay ilkesini yine savunacak mıydık? Terim zamanında gazetecilere bacak arasını gösterip “Onu çekme, bunu çek” diye atarlandığında basının amiral gemisinin köşe yazarları sportmenliği ve göz önündeki insanların topluma örnek davranışlarda bulunması gerektiğini ne kadar dert etmişlerdi?
Sonuç mu? Prof. Metin Günday hocamız yazdığı notta şöyle diyordu: “Kimini kovuyorlar, milyonları tazminat olarak ödüyorlar…Kimilerini kovuyorlar, işsizliğe/açlığa mahkûm ediyorlar…”
Terim, Türkiye’nin özeti…
