Beril Buldanlıoğlu, Berkay Keskiner

Pişirmeden Tabakta: Raw Food

Raw foodism bir yeme alışkanlığı ve bir yaşam tarzı. Türkçe’de çiğ yemek olarak adlandırılabilir. Aslında adından da anlaşıldığı gibi bu beslenme akımı sadece veya çoğunlukla pişmemiş, işlenmemiş gıdaları tüketmeyi içerir.

Diyetin Yeni Adı: Raw Food

Dünyadaki en eski beslenme şekli olarak da tanımlayabileceğimiz raw foodism, besinleri katkısız ve saf halleriyle yemeye dayanıyor. Tıpkı insanlığın ateşi bulana kadar geçirdiği süreçte olduğu gibi yiyecekler hiçbir işlem görmeden direkt sofralarımıza geliyor ve en saf halleriyle tüketiliyor. Bir bakıma insanlık beslenme alışkanlığında başladığı yere dönüyor diyebiliriz. Bu beslenme türünün altında, insan vücuduna katkısız ve saf halde giren besinlerin sağlık açısından son derece faydalı olduğu inanışı var.

Raw food diyeti, uygulanan felsefeye ve yaşam tarzına bağlı olarak meyve, sebze, fıstık, tohum, yumurta, balık, et ve süt ürünlerinin bir seçimini içermesi ile oluşturulabilir. Raw food diyeti çoğunlukla kilo vermek isteyen kişiler tarafından, daha çabuk doyma hissi uyandırdığı için fazla yemeyi önleyerek isteğe bağlı yapılsa da çeşitli hastalıklar sonucu bu diyeti uygulamak zorunda kalanlar da var. Çünkü, aksi düşünülse de pişmiş gıdaları hazmetmek çiğ gıdaları hazmetmekten genellikle daha zordur. Aynı zamanda gıdaları besleyen besin öğeleri, değerli enzimlerinin bazılarını dengesiz hale getirme eğilimi gösterir ve bazı antioksidanları ve vitaminleri yok eder. Çiğ yiyecekler aynı zamanda vücudun alkalize edilmesine ve asitliği azaltmaya da yardımcı olur. Bunlar hepimiz için geçerlidir, ancak daha fazla çiğ gıda tüketmekten özellikle yararlanabilecek insanlar; kanser, kalp hastalığı, parkinson ve yüksek kolesterol gibi hastalığa sahip kişileri içerir.

Sağlık açısından etkisi nedir?

Raw foodism çiğ beslenmeye dayalı olduğundan her birey için uygun değil. Vücudumuzun ne tepki vereceğini görmeden önce bir diyetisyen ile görüşmekte fayda var. Bunun dışında raw foodism beslenme şekli birçok bakımdan yararlı diyebiliriz. 48 derece kuralı sayesinde herhangi bir yok edici ısıya maruz kalmayan enzim, mineral ve vitaminler direkt olarak vücudumuza giriyor. Bu durumda vücudumuzun gereksinimlerini daha doğrudan almasını sağlıyor. Aynı zamanda sindirim sistemi ve bağışıklık için de yararları mevcut. Çünkü; çiğ beslenmek sindirim sisteminin sorunlarını yok ediyor. Bir diğer yandan alkol ve kafein de raw foodism dahilinde olmadığı için karaciğer için de zararsız bir beslenme alışkanlığı. Besinlerin üzerindeki katkı maddelerini sindirmek için böbrekler de normalden fazla çalıştığı için, böbrekler için de daha az yorucu bir çalışma oluşturuyor.

Tabii diğer yandan genel olarak tüketilen pişirilmiş gıdalar harici direkt olarak çiğ yenilmesi gereken besinlerin yağ ve enerji değerleri de düşüyor. Uzmanlar raw foodism beslenme şeklinin, her bünyeye oturmayacağını ve gerektiği durumlarda bu beslenme türünü sadece diyet olarak verildiğini vurguluyor.

Nasıl uygulanır?

Besinler çiğ olarak pişirilme işlemi olmadan, 48 derecenin altında ısı seviyelerinde bırakılıp yeniliyor. 48 derece olmasının nedeni ise, 48 dereceden sonra besinlerdeki faydalı enzim ve vitaminlerin ölmesi. Raw foodism beslenme şekline ısıtılmamış sebze, meyve ve tohumlar giriyor. Besinlere hiçbir pastörizasyon işlemi yapılmıyor. Pişirilmesi gereken bazı ürünlerde ise 48 dereceyi aşmaması şartıyla ısı döngüsünü daha düşük seviyelerde yapabilen fırınlar kullanılıyor. Ayrıca vücudumuzun çiğ olarak sindiremeyeceği besinler raw foodism beslenme şekline dahil edilmiyor.

Raw foodism, kafein ve alkolden kesinlikle uzak durulması gereken bir beslenme şekli. Ancak, konu ete geldiğinde bazı gruplaşmalar yaşanıyor. Bunlardan ilki et tüketmeyen gruptan oluşuyor. Bu grup, her türlü hayvansal ürünü yemeyi reddediyor. İkinci grup eti, sirke, limon ve tuz gibi yardımcılar ile marine edip yine herhangi bir pişirme işlemi olmadan tüketiyor. Son olarak da sadece balık tüketen grup var. Bu grup, daha çok yağlı balıklardan tercih etse de sadece daha yağsız balıklar ile beslenen insanlar da mevcut, ama genelde menülerinde ton balığı ve somon bulunuyor.

Raw Food Farkı

Vejetaryen: Etyemez yani et, balık ve kümes hayvanları tüketmeyen kimse.

Vejan: Katı vejetaryen yani et tüketmemeye ek olarak hayvanların ürettiği yumurta, süt ve bal gibi hiçbir besini tüketmeyen kimse.

Raw foodist: Sadece ya da genellikle pişmemiş ve işlenmemiş gıda tüketen kimse.

Her ne kadar birbirlerine benzeseler de veganlık ve raw foodism beslenme şekli birbirinden farklı. Bazı raw food diyetlerinde çiğ yumurta, çiğ balık ve et gibi çeşitli hayvansal gıdalar tüketilirken vejanlıkta bu uygulanabilir değil. Çünkü, vejanlar direkt olarak hayvanlar tarafından üretilen her besini yasak sayıyor. Öte yandan, vejanlar besinlerini pişirirken raw foodistler kesinlikle besinlerini pişirmeden, çiğ olarak tüketiyorlar.

Etki: Küresel Isınma

Küresel ısınma ve raw foodismin bir bağlantısı var. Nasıl mı?

Yiyeceklerin doğrudan veya dolaylı olarak pişirilmesinin enerji gerektirdiğini ve dolayısıyla küresel ısınmayla ilişkili gazları açığa çıkarabileceği belirtildi. Çiğ diyetler, yenilenemez kaynakların kullanımını hafifletiyor ve bu sayede çiğ diyetler pişmiş gıda diyetlerine göre daha az çevresel zararlı oluyor.

Yeni Başlayanlar İçin

Bir Kitap

New York’ta tamamladığı psikoloji eğitiminin yanı sıra, Elçin Oflaz raw food konusunda eğitmen ve şeftir. 2013 yılından beri Nişantaşı City’s Mahalle’de Organik Raw Mutfağı başlatıp İstanbullular’la sağlıklı, organik, canlı, pratik ve lezzetli yemekleri buluşturuyor. Raw Food Mucizesi kitabında raw food hakkında bilgi verip soslardan kahvaltıya, tatlıdan ana yemeğe kadar pek çok tarif paylaşıyor.

Bir Mekân

Yaya Raw, İzmir’de ilk olarak Çeşme’de bir şubeyle başlayan ardından merkezini Alsancak’ta açan bir yer. Burası sağlık dükkânı ve mutfağı konseptiyle yola çıkan, yani size hem oturup yiyebileceğiniz bir menü sunan ve bunun dışında çeşitli atıştırmalıklar ve detoks sularını satın alıp ayrılabileceğiniz bir mekân olma özelliği taşıyor. İster raw atıştırmalık, tatlı ve yemeklerin tadını çıkarın ister cold pressed juicelar ve shotları deneyin. Seçiminiz hangisi olursa olsun burayı mutlaka ziyaret edin.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.