Arayüz tasarımı yaptırma rehberi

Arayüz tasarımı başka iş, yaptırmak başka iş.

01# Doğru arayüz tasarımcısını seçin.
Arayüz konusunda tecrübeli, meraklı, kararlı ve sistemli düşünen biri olmalı. Tercihinizi buna göre yapmalısınız. İşini sanat olarak gören; işin matematiği ve güncel araştırmalarla ilgilenmeyen biri, arayüz tasarımcısı olmaya yatkın değildir.

Personayı okuyabilen, gündemi takip eden, kullanıcı hareketlerini izleyebilen, analitik verilerini paylaştığınızda doğru çıkarımlar yapabilen, estetik form ve işlevselliği bütün olarak algılayabilen bir tasarımcı sizin için doğru arayüz tasarımcısıdır.

02# Doğru yönerge gol getirir;
Kendi hedef kitlenizi iyi aktarmak, kullanıcı profilinizi iyi tanımlayabilmek, kullanıcılarınızın isteklerini ve acılarını iyi aktarabilmek kullanıcı deneyimi tasarımcısında olduğu gibi arayüz tasarımcısında da çok önemlidir. Tüm bunlar tasarımın üzerine kurulduğu temelleri oluşturur. Renkler, hatlar, görsel vitrinin oluşturulması bu bilgilere göre çok fazla değişiklik gösterebilir. O yüzden tasarımcınıza olabilecek en doğru bilgiyi verdiğinizden emin olun.

03# Sorular sorun ama doğru sorular!
Yazıda açıkladığım gibi tasarım, tasarımcının kişisel zevkleri ile alakalı değildir. En ufak bir detayın arkasında rasyonel kararlar vardır. Bu kararların ortaya çıkardığı sonuçlar sizin tahayyül ettiğiniz gibi olmayabilir ya da kişisel zevkinizle ters düşebilir. Bu yüzden kararların sonucunu sorgulamaktan değil, kararları sorgulamaktan başlayın.

04# Tasarımcının açıklamalarıyla yetinmeyin;
Doğru sorular sordunuz, tasarımcınız size tasarım kararlarını neye dayanarak verdiği ile ilgili güzel bir açıklama yaptı. (ki bu açıklama asla “böyle güzel görünüyor” olmamalıdır.) Siz de bu açıklamayla ikna oldunuz. Ancak siteyi açtığınızda bir şeyler ters gitti. Tasarımcının argümanı çalışmıyor! Bu çok olası bir durum. Çünkü tasarımcının dayanağı dar bir örneklem üzerinde yapılmış bir deney olabilir, sizinkinden farklı bir hedef kitle üzerinde başarılı olmuş bir sav olabilir, tamamen tasarımcının bir yanılgısı da olabilir. Bu yüzden tasarımcınızın açıklamasına biraz şüpheci yaklaşıp, kendi argümanlarınızı oluşturun.

05# Eleştirinizi belirli bir argümana dayayın;
Tasarımcınızın hata yaptığını, yanlış bir kararlar aldığını düşünüyorsunuz. Ancak sizin de argümana veya tecrübeye dayalı bir açıklamanız yok. Bu tür durumlarda eleştirinizi argümanlandırmadan, belirli bir dayanak oluşturmadan paylaşmayın. Çünkü paylaştığınız insanlar, mevkinize göre size destek verebilir ve hep birlikte bir yanlışa doğru yol alabilirsiniz. Bu duruma psikoloji terminolojisinde “Hale etkisi” deniyor ve bireyler, kişinin mevkine veya bazı konulardaki uzmanlığına göre, uzmanlığı olmayan konularda aldığı kararları, kararın içeriğini düşünmeden destek verebiliyor. Buradaki amacın, destek toplayıp borunuzu öttürmek değil de doğru sonuca ulaşmak olduğunu düşünürsek, bazı kararlardan emin olmadan paylaşmak tüm ekibi yanlış sonuçlara götürebilir. Unutmayın, delilik bulaşıcıdır.

06# Eşe Dosta, Kullanıcıya Sormayın, Kullanıcıyı İzleyin;
Nasıl Karar Veririz isimli kitabında Jonah Lehrer, açıklamak zorunda kaldığınızda kararınızın nasıl çarpıtıldığına dair harika bir deney gösteriyor. Deneyde, bir grup öğrenciden çilek reçellerini sıralamaları isteniyor. Reçelleri aşağı yukarı Tüketici Raporları uzmanlarının sıraladığı gibi sıralıyorlar. Başka bir gruptansa sadece sıralamaları değil aynı zamanda tercihlerini açıklamaları isteniyor. Bu grup daha başarısız bir sıralama yapıyor, hatta en kötü reçeli tercih ediyor.

Geldiğiniz noktayı eşe dosta sormak, tüm personelinizden fikir almak yaygın bir davranış olmasına rağmen genellikle çok hatalıdır. Çünkü birisine yorum yapmasını istemek, genellikle o birisine negatif bir eleştiri yapmak için baskı oluşturur. Konu hakkında bilgi sahibi olduğunu hissettirmek o şeyin yanlışını bulup, optimize etmeye çalışmakla mümkündür ve insanlar bunu kendine mecbur hissederler.

Aynı şey kullanıcı için de geçerli. Kullanıcı ne istediği ile ilgili düşünmekten kaçındığından, kendisine neyi istediğini veya neyi sevmediğini sormak tamamen yanlış sonuçlara götürür. Bunun yerine kendilerine görevler vererek, izlediği hareketleri ve davranışları gözlemlemek mümkün olan en doğru sonuca yaklaştırır.

07# Nihai tasarım yoktur, A/B testi vardır;
Diyelim ki bir çok konuda mutabık kaldınız ve nihai tasarıma ulaştığınızı düşünüyorsunuz. Ancak siteyi açtığınızda yine bir şeyler ters gidiyor. Aldığınız kararlar istediğiniz sonuçlara ulaştırmıyor. Bu durum da sık karşılaşılan senaryolardan biridir. Çünkü kullanıcı, bir fonksiyonu asla istemediğiniz şekillerde kullanma konusunda çok yaratıcıdır. Bu yüzden tasarımın niteliğine ve aldığınız kararların doğruluğuna ancak kullanıcı davranışları karar verebilir. Devamlı değişen kullanıcı davranışları ve kendi sitenizi sizin asla talep etmediğiniz gibi kullanan marjinal kitleyi, kullanıcı deneyimi tasarımı ve arayüz tasarımı değişiklikleriyle devamlı optimize etmelisiniz. Yani nihai kararı aslında kullanıcı verir ve herkesin buna biat etmekten başka çaresi yok.

08# Sonuç;
Tasarım, en alakasız kimselerin bile tasarım hakkında en az bir fikre sahip olduğu bir alan. Kırmızı acıktırır, logonun daha çok görünmesi için büyük olması gerekir, tasarımın dikkat çekici olması çok canlı renkli olması gerekir vs. Peki gerçekten tasarım böyle bir şey mi? Tasarımcı marjinal bir sanatçı mı? Kuşkusuz bu soruların cevabı hayır. Tasarım yapmak da Tasarımı yönlendirmek de tasarım yorumu yapabilmek de ciddi bir rasyonalite gerektirir. İnsana ve insan davranışlarına dayalı bir çok disiplin gibi tasarım da üzerinde ciddi araştırmalar yapılması gereken, ilgili bilim alanlarından yardım alması gereken ve kesinlikle kişisel yorumlamalardan uzak tutulması gereken bir alandır. Ancak böyle koşullarda oluşan tasarımın sağlıklı sonuçlar vereceğinden emin olabiliriz.