KU HAYALİMİ PAYLAŞ

Türk insanın kendine özgü birçok sözü vardır. Bu sözlerin çoğu(iyi niyetli olanların) insanın neye önem vermesi gerektiğini neye önem vermemesi gerektiğini anlatır. Bu sözlerden sağlıkla ilgili olanlarla birkaç örnek vermek isterim. “Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir. Sağlık varlıktan yeğdir. Her işin başı sağlıktır. Sağlık varlıktan yeğdir.” Her insanın hayatında sorunları vardır. Parasal sorunlar, ailevi sorunlar, ilişki sorunları, okulla ilgili sorunlar diye uzar gider. Aslında bu sorunların hepsi çözümü olabilecek şeyler. Ya çözümü olmayan ya da çözümü çok zor olan bir problem ile karşı karşıya kalsaydınız? Bu durumda aslında diğer sorunların ne kadar da ufak olduğunu, biz insanların ufak sorunlarımızı ne kadar da büyüttüğümüzü görürüz. Bu durumu anlamak için çözümü olmayan ya da çözümü zor olan problemlerle karşı karşıya kalmamıza gerek yok. Sağlığı bozulmuş olan insanlara yardımcı olmak, onları anlamak, kendimizi onların yerine koymak hep insanın kendi için hem de hasta olan insan için çok önemlidir. Bu konuda yardımcı olan dünya çapında bir topluluk var. Bu topluluğun adı “Make a Wish” Türkiye’deki ismi ise “Bir Dilek Tut” derneği. Bu derneğin ise Koç Üniversitesi’nde bir bağlantısı var. Bu bağlantı bir öğrenci kulübü üzerinden sağlanıyor. Bu makalede bu kulüp hakkında bilgiler verilecek, Hayalimi Paylaş’ın iki gönüllüsüyle yapılan röportajdan yararlanılacaktır. Bu röportajları Koç Üniversitesi öğrencileri İdil İşçi ve Mahmut Emin Öncel ile gerçekleştirdim. Ben de kendim bir KU gönüllüsü olarak, tecrübelerimden yararlanacağım, aynı zamanda hastalık karşısında en büyük silahlardan biri olan moralin öneminden bahsedeceğim.

Şuan günümüz dünyasının en tehlikeli ve çözümü bulunamamış hastalığı kanserdir. Günümüzde maalesef her sene 12 milyon insan kanser oluyor ve bunların 7,6 milyonu yaşamını yitiriyor. Doktorlar her zaman kanser ile mücadelede moralin öneminden bahsediyor. Moral hastalıklara karşı en önemli ilaçlardan biridir. Özellikle de ciddi anlamda rahatsızlık veren hastalıkları düşündüğümüz takdirde moralin oldukça önemli bir konu olduğunu anlaşılıyor. Genel olarak çoğu hastanın bu tür durumlarda öncelikli olarak istediği şey çevresindekilerin kendisine pozitif yönde davranması ve onu motive etmesidir. Elbette birçok aile ve akrabanın ona olan ilgisi ve yaklaşımı tedavi sürecini de doğrudan etkileyecektir. Bunun farkında olan bir hasta için hayata tutunmak da oldukça önemli bir konudur. İşte bunların sonucunda devreye “Make a Wish” giriyor. Dünya çapında olan bu organizasyonun bağlantısı ise şöyle; Türkiye’deki adı daha önce de belirtildiği gibi “Bir Dilek Tut” olan dernek başvuru yöntemiyle hizmet veriyor. 0–18 yaş arası hayati tehlikesi bulunan çocukların aileleri genellikle hastanedeki doktorların önermesiyle ve yardımıyla bu derneğe ulaşıyorlar. Bu derneğe kabul edilmenin tek bir şartı var dünyada kabul edilen 80 hastalıktan birine yakalanmak.

“Make a Wish” organizasyonun dünyada yaptığı birkaç işle ilgili örnek vermek istiyorum. Her çocuğun sevdiği bir süper kahramanı vardır. Bu süper kahramanlarım çoğu çocuklar için bir idoldur, hemen hemen hepsi sevdikleri süper kahraman ile tanışmak isterler. Ya aralarından biri tanışmak yerine o süper kahraman olmak isterse? Bu organizasyondaki sınır sadece büyük maddi istekler. Dernek büyük maddi istekleri karşılamıyor. Hem maliyeti yüksek olduğundan hem de derneğin amacının ulaşabildiği kadar çok çocuğa ulaşmak olduğu için. Amerika’da bir çocuk Batman olmak istedi. Onun için hemen Batman’in yaşadığı şehir olan Gotham City kurdular. Bir insanın ona ihtiyacı olduğunu söylediler ve “Bizim Batman” hemen arabasına atlayıp yardıma ihtiyacı olan insanı kurtarmaya koyuldu. Bir gangster tarafından kaçırılan kadını kurtardı ve onu Gotham’da yüzlerce kişi ayakta alkışladı. Tabi ki dilek burada sona ermiyordu. Kurtardıktan sonra Batman kılığına girmiş olan kişi gelip onu tebrik etti ve oyuncaklarını verdi.

Bir başka örnek de istese kan kanseri olan 5 yaşındaki çocuk hayranı olduğu Amerikan Basketbol Ligi takımlarından Utah Jazz taraftarıdır. Hayali ise Utah Jazz takımında oynamaktır. Bu durum karşısında organizasyon yetkilileri hemen harekete geçer ve basketbol takımıyla iletişime geçer. Çocuğun durumunu anlatırlar ve hayalinin takımlarında oynamak istediği belirtirler. Önce kulüp çocuğu antrenmana çıkarmaya karar verir. Bunun yeterli olmayacağını anlayan dernek daha fazlasını ister; kulüple kontrat… Anlaşmalar imzalanır ve hayali Utah Jazz forması giymek olan çocuk ile bir günlük kontrat imzalanır. O gün içerisinde düzenlenen hazırlık maçında da 5 yaşındaki çocuk sahadaki yerini alır ve basketbolcular yardımıyla bir de smaç basar. İnternetten kolayca bulunabilecek bu videoyu izlemenizi ve o çocuğun yüzündeki sevinci görmenizi isterim.

Koç Üniversitesi çok iyi hayır işlerine imza atıyor. KU Hayalimi Paylaş, Bir Dilek Tut Derneği ile çok güzel organize oluyor. Bir Dilek Tut Derneği gelen dilekleri Hayalimi Paylaş’a iletiyor. Hayalimi Paylaş’ın hem kendi bütçesi var hem de Bir Dilek Tut’tan aldığı bütçe var. Hayalimi Paylaş okulda çeşitli organizasyonlar yapıyor, bunlardan en önemlisi yılbaşı çekilişi. Yılbaşı yaklaştığında bütün gönüllüler şirketlerle konuşmaya gidiliyor ve proje anlatılıyor. Kimi tanıdık vasıtasıyla kimi de randevu alarak şirketlerden sponsor olmasını istiyor. Çoğu şirket öğrencileri kırmıyor ve sponsor oluyor. Geçen çekilişte saatler, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, ücretsiz yemekler gibi ödüller vardı. Bine civarı çekiliş kartı satılıyor ve yılbaşı haftası öğrenci merkezinde herkesin önünde çekiliş yapılıyor. Koç Üniversitesi Öğrencileri’nin büyük bir bölümü bu organizasyonu destekliyor, çekiliş kartlarının hepsi bitiyor ve çekiliş zamanı kazanan numaralar açıklandığında alkışlarla destek veriyor.

Hayalimi Paylaş bu topladıkları paralar ile dilek gerçekleştiriyor. Bir dileğin ortalama gideri ise 4000 TL. Mahmut Emin Öncel’le yaptığım röportajda bana bir dileğin baştan sona nasıl yapıldığını nelere önem verildiğini anlattı. Ben de kendi yaşadıklarımla Mahmut’un anlattıklarını birleştirerek aslında bu işin ne kadar dikkatle yapıldığını ve nelere dikkat edildiğini paylaşmak istiyorum. Dilek gerçekleştirmek için gönüllü olan insanlara eğitim veriliyor. Eğitim almamış olan gönüllü kesinlikle dilek alımına veya dilek gerçekleştirmeye götürülmüyor. Eğitimde ise çocuğa nasıl davranılması gerektiği, aileye nasıl davranılması gerektiği anlatılıyor. Kısaca özet geçmek gerekirse, genelde çocuklar utangaç oluyor. Onların içe kapanıklığının geçmesi sağlanıyor. Çocuk ile sohbet ediliyor, oyunlar oyananıyor. Dilek alırken ve gerçekleştirirken en önemli kısım ise aileye ve çocuğa asla hastalıkla ilgili soru sorulmuyor. Hastalık ne olursa olsun, vücutta belirtisi de olsada asla o konu açılmıyor.

Dilek alım ve gerçekleştirme süreci ise şöyle başlıyor; ilk olarak dernekten Hayalimi Paylaş’a hasta çocuk ve ailesiyle ilgili bilgiler geliyor. Bu gelen bilgilerle beraber çocuğun evine dilek alımına gidiliyor. Röportaj yaptığım İdil’e göre dilek alımında ilk 10 dakika çok önemli, çocuğa gönüllülerin kendisini sevdirmesi gerektiğini ve orda bulunmalarının amacının sadece çocukla ilgili olduğunu belli etmeleri gerektiğini belirtiyor. Çocukla sıcak iletişim kurduktan sonra çocuğa çeşitli sorular soruluyor. Bu soruların içeriği ise çocuğun nelerden hoşlandığını öğrenmek. Sevdiği renkler, sevdiği yemekler, sinemaya gitmeyi sevip sevmediği, hangi filmleri ve çizgifilmleri izlediği, hangi oyunları sevdiği, sevdiği müzikler gibi sorular soruluyor. Bu soruları sormaktaki amaç çocuğun nelerden hoşlandığını bulmak ve alınacak hediyeleri ona göre seçmek. Çocuğa birkaç tane oyuncak alınıyor. Bu oyuncaklar onun istediği tarzda ve zevkte oluyor. Asıl hediye ise onun ne bu hayatta en çok ne istediği. Soru aynen şu şekilde soruluyor; “Bu hayatta en çok ne istersin?” Bu soru ona yardımcı olmak için genişletiliyor. En çok neye sahip olmak istersin, şuanda neyin olsa çok mutlu olurdun ya da tanışmak istediğin bir ünlü var mı? Dilek alımının en dikkat edilmesi gereken şeylerin başında ise çocukla konuşulurken ailenin karışmamasını sağlamak. Bu önemli çünkü bazen aileler maddiyattan dolayı çocuğa istemedikleri şeyleri talep etmesi yönünde baskı kuruyorlar. Çocuk örneğin yatak odası takımı istemiyor onun yerine bisiklet istiyor ama aile yatak odasının çocuğun daha çok işine yarayacağını ve daha pahalı olduğu için yatak odası istiyor. Bu gibi durumlarda bazı gönüllüler aile ile konuşurken aynı zamanda bazı gönüllüler ise çocukla konuşup, ailenin müdahalesi engelleniyor.

Dilek alımı gerçekleştirildikten bir süre sonra sıra dilek gerçekleştirilmesine geliyor. Dilek gerçekleştirilmesinde çocuğa hayatının en güzel günü yaşatılmaya çalışılıyor. Evine gidiliyor ve ne yapmak istediği soruluyor. Oyunlar oynanıyor ve genelde gönüllüler sırayla hediyelerini veriyorlar. Dilek gerçekleştirmek için ben de Hatay’a gitmiştim. Hatay’da gerçekten hayatın gerçekleriyle karşılaştım. Birçok ailenin durumu kötüydü ve bizi gördüklerinde yaşadıkları mutluluk gözlerinden okunuyordu. Bu tür yardımlar manevi açıdan insanın içini rahatlatsa da, zor durumlara soktuğu da oluyor. Bazı çocukların hastalıktan vücudunda yaralar oluyor. Yüzlerinde acının vermiş olduğu memnuniyetsizlik, gönüllülerin onlara verdiği hediyelerle yerini tebessüme ve mutluluğa bırakıyor. Aslında çocukların gönüllülerden beklediği hediyelerden çok ilgi ve alaka. Çocuklara gösterilen ilgi, oynanan oyun onları hediyelerden daha çok mutlu ediyor. Röportaj yaptığım Mahmut’un dediğine göre; “Mersin’de bir çocuk ve ailesiyle beraber Tabu oyununu oynadık. Anne, baba, kuzenler ve çocuk hep beraberdik. Çocuk o kadar mutlu oldu ki, getirilen büyük hediye olan bilgisayarın öneminin olmadığını, önemli olan bizim gelmemiz olduğunu söyledi.”

Genel hatlarıyla moralin hastalık karşısındaki önemini ve neler yapılabilir anlatmaya çalıştım. Yazının başında da belirttiğim gibi hayattaki en önemli varlığımız sağlığımız. Sağlığımız olmazsa hiçbir şeyin önemi yok. Bir Dilek Tut Derneğinin yaptığı işler çok hastalara çok yardımcı olmak da. Koç Üniversitesi yönetimi de Hayalimi Paylaş’a yardımcı olmaktadır. 2 sene içinde Hatay’a ve Mersin’e giden gönüllülere maddi açıdan da yardımı oldu. Bu tür dernekleri öğrenci arkadaşlara da öneriyorum, hem kendilerini manevi açıdan geliştirirler hem de çevreleri genişler. Ben dernekteyken bir çok arkadaş edindim. Hepsiyle de yıllardır görüşüyorum. Belirli bir amacın etrafında tanıştığın insanlarla kurulan arkadaşlık diğer kurulan arkadaşlıklara göre daha sağlam temellere dayanıyor. Peki Bir Dilek Tut derneğinin eksikleri veya hataları yok mu? Derneğin eksik ve hataları tabi ki var. Örneğin biz Hatay’a gittiğimizde alınan dileklerin üzerinden 3 yıl gibi bir süre geçmişti. Çocuğun istediği dileği ailesi kendisine almıştı. Dileği bilgisayardı ve ailesi ona bilgisayar almıştı. Derneğin şartlarından biri de çocuğun dileğinin aynısından kendisinde olmaması. Bunun üzerine kendisi yeni dilek diledi ve kendisinin dileği öncelikli olarak 1 hafta içerisinde yapıldı. Derneğin eksileri de olsa artıları eksilerinden çok daha fazla. Bu eksiğin sebebi ise gönüllü eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu derneklere gönüllü olarak bu eksikliği gidermek de bizlerin elinde…

�1C:�Y��A

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Berk Çınar’s story.