Youth Filminden Uzak Durun!

Youth

Filmi izlememden 1 hafta öncesini anlatmalıyım.

Haftasonu 1 yıl aradan sonra Bülent ile tekrar bisiklete binip eskisi gibi yokuş çıkmak istedim, sol ayağımı incittim. Hafta ortasında artık üzerine basamaz hale geldiğimde gittiğim doktor menisküs yırtılması olabileceğini, dinlenmem gerektiğini, merdiven çıkmamamı, ağır kaldırmamamı söyledi, ödemi atması için ilaç verdi, ödem geçtikten sonra mr için gelmemi istedi.

Muzip arkadaşım Kaan, her gün arıyor, ayağımın kesilip kesilmediğini soruyor. Artık yaşlandığımızı, bisiklete binmek yerine evde basit hareketler yapmamız gerektiğini falan anlatıyor. (Biraz önce yine aradı, baston hediye etmek istediğini söyledi.)

Bu arada evde her sabah 5’te pür enerji ile kalkan, içine şeytan girmiş gibi koşturup oynamak isteyen 10 aylık bir oğlumuz var, adı Nev. Eşim Tuğçe, ben ve bakıcısı Nino — Nino dediğim de ülkesinde bilek güreşi sporu yapmış, üçgen vücutlu Rus bir kadın — zor başa çıkıyoruz kendisiyle. Bir şekilde dinamo takıp elektrik enerjisi elde edebilir miyim diye düşünmedim değil, en azından bizim evin elektriğini karşılardı.

Nino bir önceki hafta izin kullanamamıştı, bitik bir vaziyette, cumadan pazara kadar 2 gün izin kullanmasını istedik. Sakatım ama yapacak bir şey yok.

Cuma günü Tuğçe eve geldi ve Nino izin için ayrıldı, giderken elinde büyük bir çanta vardı ve ayrılırken hepimizi öptü. Bir daha dönmeyeceğini düşünmeye başladık.

Nino gittikten birkaç saat sonra Tuğçe “sırtıma klima çok vurdu, sanırım sırtım tutuluyor” demeye başladı. Cumartesi sabah 5’te uyandı(rıldı)ğımızda Tuğçe’nin sırtı tamamen tutulmuştu, ben zaten yürüyemiyorum. Evde çocuğu kucağına alabilen yok. Yerde fena değilim ama ayağa kalkamıyorum. Tuğçe oyunu kendi bölgemize, salondaki halının üzerine çekmeye çalışıyor. Halından çıktığı anda soluğu mutfakta alabiliyor, buzdolabını açıp her şeyi yere indirme, kedimiz Şibu’nun tüylerini yolma ihtimali var. Evde hepimiz sağlıklı iken bile Nev’in, mesela Şibu’nun yaş mamasına kitlendiğini anladığımız saniyede onunla aynı anda depara kalkmamıza rağmen yetişemediğimiz oluyor, bu sayede az kedi maması yememiştir. Çok beklentimiz yok, hafta sonu çocuğu yaşatmayı becersek yeterli.

Rıza imdadımıza yetişti, o da sanırım bizim için değil, Nev’in iyiliği için, günü fazla hasar almadan, başımıza bir şey gelmeden atlattık. Akşam yürüyemeyen ben, sırtı tamamen tutuk Tuğçe ve sağlıklı Rıza “Youth” filmini izlemeye oturduk.

Michael Caine 80 yaşında emekliye ayrılmış bir besteci, orkestra şefi, İsviçre’de doğa içinde bir otelde yine kendi gibi yaşlı bir arkadaşı (Harvey Keitel) ile aralarında şöyle bir konuşma geçiyor:

_ Bugün işedin mi?

_ 4 damla, ya sen?

_ ben de az çok o kadar.

_ az mı, çok mu?

_ az

Yaşlı adamların konuşmaları, 60 yıl öncesine ait neleri hatırladıklarını tartışmaları, yakınmaları, otele gelen Kainat Güzeli’ne bakışları, bacağımın acısını daha da arttırdı.

Bu arada bazı sahneler Stanley Kubrick filmleri gibiydi. Rachel Weiss’in yaptığı acımasız konuşma Eyes Wide Shut’ta Nicole Kidman’ın yaptığı konuşmayı, bahçenin ortasında ışıklardan yapılmış sahnenin parlaklığı, insanların robot gibi düzen içinde havuza gitmeleri 2001 Uzay Macerası’nı, sahneyi izleyenlerin donukluğu Clockwork Orange’ta süt içmeye gittikleri bardaki insanları andırıyordu.

Enfes görüntülerin yanında çok güzel ve komik diyaloglar vardı:

_ kimmiş bu kadın?

_ Paloma Faith.

_ Ne iş yapıyormuş?

_ Dünyadaki en pis işi.

_ Orospu mu?

_ Daha da beteri, pop yıldızı!

— — -

_ Sorması ayıp, maestro, monarşiyi neden hoş buluyorsunuz acaba?

_ Çünkü çok zayıf. Birini ortadan kaldırıyorsunuz ve aniden tüm dünya değişiveriyor. … Evlilikte olduğu gibi.

Filmden öyle etkilendim ki üzerine yönetmenin La Grande Gellezza filmini de seyrettim. Bence Youth’tan daha da güzeldi.

Zaten, Youth sinir bozucuydu dediğim gibi, izlemeyin!