Kanlı Kar Topu

Çocukken eğlence olsun diye buzla karıştırdığımız kartoplarını sokaktan geçen arabalara atardık. Kartopu savaşı yapmak sıradanlaşıyordu bir süre sonra. Biz de yeni aksiyonlar aramaya başlamıştık. Önceden hazırladığımız “cephaneleri” bir noktaya dizer, herkes bulduğu yere pusar ve bir işaretle var gücümüzle atardık kartoplarını. Bir anda 10–15 tane kartopu yiyen araç durursa, hemen kaçardık topukları yağlayıp. Çoğu zaman bir olay yaşanmazdı, yollarına devam ederlerdi. Bazen sürücüler sinirlenir aldıkları haydarla bizi yakalamaya çalışırlardı. Haklılardı tabi, sonuçta suçlu taraf bizdik. Eşşeklik yapmak eğlenceliydi. Dayak, tokat yiyen birkaç arkadaşımız olmuştu, ben şanslı olanlar arasındaydım. Kılıma zarar gelmedi. Hatta nasıl bir açlıksa 13. kattaki arkadaşımın evine çıkıp kova kova doldurduğumuz buzlu kartoplarını yukarıdan hiç yakalanma riski olmadan arabalara tutturmaya çalışırdık. Eminim ki 13. kattan aşağıya doğru atılan o kartopları çoğu arabanın kaportasına zarar vermiştir beton etkisi yaratıp. Sonuçta arkamızdan edilen küfürler dışında bir zarar görmedik fazla. Ölmedik yani bir kartopu uğruna.

“Medyadaki haberler doğruysa” dün Kadıköy’de gazeteci Nuh Köklü arkadaşlarıyla kar topu savaşı yaparken atılan bir kar topu yanlışlıkla vitrin camına geldi. Dükkan sahibi ise sinirden gözü dönmüş şekilde grubun üstüne yürüdü, göğsünden bıçakladı Nuh’u. O dükkan sahibinin hiç çocuğu, yeğeni onu geçtim KENDİSİ hiç kar topu oynamamış mıydı? Hiç genç olmamış mıydı?

Türkiye eğlenen insana yan gözle bakan, “ben eğlenemiyorsam o da eğlenmesin” diyen, nefretler ülkesine dönmüş bok çukurunda kendi sonunu hazırlayan bir ülkeye döndü. Yaşanan bütün olumsuzlukların dolaylı sebebi de kitleleri benim milletim, benim polisim, benim esnafım… sözleriyle gaza getiren, onaylayan, korku salan, mecliste bile iki yumruk atmadan yasa çıkartamayan şerefsiz politikacılardır. Tiksiniyorum yeter be!