Oyuncu olacağım!
5 aydır tiyatro kursuna gidiyorum, kendimden hiç beklemezdim ama bazen, hep bu kursa gitmeyi beklemişim ama farkında değilmişim gibi hissediyorum. Umarım sizlerin de hiç farkında olmadığınız ama bir gün keşfedeceğiniz zevkleriniz, hobileriniz olur.

Sizlerle bu yazıda, oyunculuk kurslarında nelere öğretildiğini paylaşmak istedim.
Öncelikle derslerin hiç düşündüğüm gibi başlamadığını söyleyebilirim. Oyunculuk dersi nedir diye düşününce, nedense her kursta olduğu gibi teorik bilgilerle başlarız, tiyatronun tarihi, teknikler vs ile başlayıp, sonra pratiğe geçeriz sanıyordum. Hiç düşündüğüm gibi çıkmadı, dersler ilk günden beri hep oyun gibi geçiyor, ilk derslerde farklı oyunlar oynadık, sonra sahnede oynamaya başladık, 5 aydır oynuyoruz diyebilirim.
Oyun diyerek neyi kastettiğimi biraz anlatmak isterim.
· Bir derste, karşımdaki arkadaşım gerçek veya hayali olan, gelişigüzel ama en önemlisi hiç duraksamadan bir hikaye anlattı, aynı anda ben de başka bir hikaye anlattım, özetle aynı anda konuştuk. Bunu yapmak kolay gibi görünüyor, ama karşınızdaki bir şey anlatırken, kendi anlattığınız bölünmeden, duraksamadan onu dinlemeniz imkansız. Dolayısıyla bir seçim yapıyorsunuz, ya onu dinliyorsunuz, ya kendiniz anlatıyorsunuz. Ekipteki bazıları dinlemeyi, bazıları anlatmayı seçmişti.
· Bir başka derste bir sahne canlandırdık, tamamen hayali, eğitmeniz bir hikaye yaratmamızı istedi ve bunun için bize 5 dakika süre verdi. Sonra o hikayenin bir önceki bir sonraki sahnelerini canlandırdık, bunu yaparken hiç konuşmamanız gerekiyor. İletişimimizin büyü kısmını sözcükler oluşturuyor, konuşmadan bir şeyler anlatmak o kadar zor ki.
· Diğer bir derste, odadaki bir nesneyi seçtik ve bu nesnenin hayat hikayesini yazdık, nelere üzülür, nelere sevinir, nerede doğmuştur, ailesi kimdir? Bunların hepsini kağıda döktük, sonra yazdıklarımızı okuduk. Benim gibi hikaye yazmayı seven biri için çok güzel bir deneyimdi. Ekipteki bazı kişiler çok sevmedi.
· Bir gün, eğitmenimiz hepimize bir yarım bir cümle verdi ve bu cümleyi 5 farklı duygu ile tamamlamamızı istedi. Benim cümlem “bugün de öyle çok uykum vardı ki” idi. Cümleyi tamamladım ve bir seferinde mutlu, bir seferinde heyecanlı, bir seferinde sinirli vs şekilde söyledim.
· Bir seferinde eğitmenimiz hepimize bir fotoğraf verdi, bu fotoğraftaki kişiyi canlandırmamızı istedi. Bana yaşlı ve umutsuz bir kadının fotoğrafını verdi, bu kişiyi canlandırmayı sevdim çünkü böyle insanlar tanıyorum, tanıdığın birini canlandırmak daha kolay oluyor.

. Bunların dışında birçok kez değişik kelime oyunları oynadık, yanyana oturuyorsunuz, en baştaki A harfi ile başlayan bir kelime söylüyor, diğer yanında B, onun yanındaki C ile devam ediyor. Çıkan cümlenin anlamlı olması isteniyor ki pek mümkün değil, tabi bu oyunu oynamaya çalışırken bayağı güldük.
· Güven oyunları oynadık, ekipten biri kendisini arkaya doğru bırakıyor, diğer herkes onu tutmaya çalışıyor, düşeceğini düşünerek kendini birilerine emanet etmek kolay değil ama bu oyunu hepimiz çok başarılı şekilde tamamladık.
· Bataklıkta yürüme, toprakta yürüme, yağmurda koşma gibi çeşitli canlandırmalar yapıyoruz, mümkün olduğunca farklı duygu durumlarına uygun konuşmaya, farklı ortamlarda rol yapmaya çalışıyoruz.
Bütün bunları yapmaya çalışırken, aslında tiyatrocu olmanın ne kadar zor olduğunu, yalnızca rol ezberlemenin çok ötesinde bir sanat ve disiplin olduğunu farkediyorum. Tiyatrocular büyük emek, özveri ve sabırla çalışan sanatçılar. Eminim sanatın her dalı bu nitelikleri gerektiriyor ama ben şimdilik yalnızca birinin kapısını araladığım için bundan fazla yorum yapamayacağım.
Oyunculuk derslerinden edindiğim diğer önemli tecrübeler;
· Genel duruş ve uzun uzun yürüme çalışmaları yapıyoruz. Böylece sahnede nasıl duracağımızı, ellerimizi kollarımızı nasıl oynatacağımızı, sesimiz daha iyi çıksın diye nasıl nefes alıp vereceğimizi, yere nasıl sağlam basıp, dik ama doğal duracağımızı, nasıl karşımızdakilerle açık iletişim kuracağımızı ve tüm bunları yaparken nefes alıp vermeyi asla bırakmayacağımızı öğreniyoruz. Bu açıdan bakınca, temel yoga hareketlerine çok benziyor, ayrıca beyaz yakalıların sunum teknikleri eğitimlerinde öğretilenlerle de birebir örtüşüyor. Sahnede sunum yaparken bu bilgilerin çok işime yarayacağını biliyorum.
· Hiç bilmediğiniz, tanımadığınız bir karakteri canlandırmanız çok güç, mesela bir katili. Bir katil silahı nasıl tutar, nasıl doğrultur, nasıl bakar? Gerçek hayatınızda yapmadığınız veya hiç görmediğiniz bir hareketi canlandırmak gerçekten zor. Bu nedenle bize çevremizdeki herkesi, her şeyi gözlemlememizi söylüyor eğitmenimiz.
İlk 5 ay böyle tamamlandı, artık önümüzde seçtiğimiz oyunu canlandırmaya yönelik bir 5 ay aylık ikinci süremiz başladı, eğitmenimizin yönlendirmesiyle aşağıdaki oyunu seçtik.

Umarım sonuna kadar sahneye de çıkabilirim.
Not: Dersler o kadar yoğun geçiyor ki, telefonlarımıza bakmıyoruz bile, bu nedenle ekip fotolarımızı bulamadım...
