
Sizinle bende derin izler bırakan bir kitap hakkındaki yorumumu paylaşmak istiyorum. Bu kitabın ismi Çavdar Tarlasında Çocuklar.Adını sürekli duyduğum için aldığım bir kitaptı. Kitabın arka kapağında konusuyla ilgili hiç bir şey yazmayınca ben kitabı çavdar tarlasında çalışan çocukların hikayesini anlatan bir roman zannettim ama hiç öyle bi şey okumuyorsunuz. Hüzünlü bir kitaptır diye başladım ama çoğu sayfada güldüm diyebilirim. Dili kimi insanları rahatsız etmiş ama bana samimi geldi, çokça güldüm.Rahatsız oldukları şey ne derseniz kitapta bolca ‘’ lanet herif’’ ‘’kes şu zırvalığı’’ gibi sözler vardı yani sokak ağzı gibi (böyle diyebilir miyiz?) azıcık argo kullanılmış işte anlayın. Bu beni kitaba daha çok yaklaştırdı daha samimi geldi ,bilmiyorum.
Baş kahramanımız Holden rahat bir ergen her şey olacağına varırcılardan. Bu çocuk bi çok kez okuldan kovulmuş kitap zaten Pensey’den kovulmasıyla başlıyor. Pensey’de yatılı okuyan Holden oda arkadaşlarından sıkça bahsediyor onları gerçek hayatınızda mutlaka görmüşsünüzdür. Öyle iyi anlatıyor ki aklınıza hemen bi arkadaşınız ya da tanıdığınız biri geliyor. Pensey de yaşadığı zorlukları, sabırlı olmaya çalıştığı anları yaşayarak okudum. Hani sevmediğiniz biriyle konuşmak zorunda olduğunuzda bir şeyler söylersiniz ama aslında başka bi şey söylemek istersiniz ya ,işte Holden bunu yapıyor ya karşısındakinin yüzüne ya da bunları içinden söylüyor ama siz hepsi okuyorsunuz. Bu beni çok rahatlattı ,içimde birikenleri Holden’den duymak iyi geldi.
Holden dersleri pek önemseyen biri değil onun önemsediği şeyler daha farklı, kız kardeşi mesela. Onunla olan diyalogları son 70 sayfa içindeydi. Çok tatlı konuşmalar geçti bu kısmı ayrı bir sevdim. Kitap Holden’ın 3 gününü anlatıyor. Bu 3 günde Holden elindeki parayı sürekli taksiye, içkiye, otele verip duruyor pek tutumlu değil anlayacağınız. Anı yaşamayı seçiyor genelde. Pek tasası olmayan biri (bunu konuşmuştuk başta). Tasası olmaması güzeldi ben sevdim Holden’ı.Hatta keşke kitap daha uzun sürseydi de Holden’la daha çok vakit geçirseydim diyorum.Kitap bitince yakın bir arkadaşım şehir dışına taşınmış gibi hissettim. Vapurda, otobüste, evde en sıkıldığım anda yanımda olduğun için teşekkürler Holden iyi ki tanıştık.Holden dersleri pek önemseyen biri değil onun önemsediği şeyler daha farklı, kız kardeşi mesela. Onunla olan diyalogları son 70 sayfa içindeydi. Çok tatlı konuşmalar geçti bu kısmı ayrı bir sevdim. Kitap Holden’ın 3 gününü anlatıyor. Bu 3 günde Holden elindeki parayı sürekli taksiye, içkiye, otele verip duruyor pek tutumlu değil anlayacağınız. Anı yaşamayı seçiyor genelde. Pek tasası olmayan biri (bunu konuşmuştuk başta). Tasası olmaması güzeldi ben sevdim Holden’ı.Hatta keşke kitap daha uzun sürseydi de Holden’la daha çok vakit geçirseydim diyorum.Kitap bitince yakın bir arkadaşım şehir dışına taşınmış gibi hissettim. Vapurda, otobüste, evde en sıkıldığım anda yanımda olduğun için teşekkürler Holden iyi ki tanıştık.
Bu kitabı okuduğumda ne kazanacağım?
- Bu kitabın bende derin iz bırakmasının nedeni Holden’ın içinden geldiği gibi yaşıyor olması. Çünkü sayfalar ileledikçe bana kendimi sorgulattı.Ben almam gereken karar hayatımın en kritik kararı dahi olsa etrafımdaki insanları kendimden önce tutuyordum. Açıkçası kitabı okuyana kadar bunun farkında değildim. Kitabı her okuyanın aklından bu geçmez elbette. Kitapta özgürlüğün, kendini keşfetmenin işlendiğini hissettim. Bunu hissetmemin nedeni ruhumdaki eksik parça büyük olasılıkla. Her ne olursa olsun bu kitap Holden’la tanışmak için okunmalı diye düşünüyorum. Kitap size yeni bir dost kazandıracak.Ayrıca her gün dünya çapında ortalama 685 kopyası satılan bir kitabın size de anlatacak çok şeyi vardır.
Alıntılar
*”Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor.”
*’’Zaten bütün geri zekalılar kendilerine geri zekalı denmesinden nefret ederler.’’
*“Bizim evin girişindeki o tuhaf koku başka hiç bir evdekine benzemez… O kokuyu alınca evde olduğunuzu anlıyorsunuz.”
*”Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.”
