Kitapları tüketmek…

Merhabalar…

Bu haftadan itibaren her Cuma günü, zaman zaman kitap eleştirileri ve köşe yazıları zaman zaman da röportajlarla bu köşede sizlerle birlikte olacağım. İlk yazımda uzunca bir süredir dikkatimi çeken ve beni rahatsız eden bir konu başlamak istiyorum: Sosyal medyanın da etkisiyle değişen okuma alışkanlıklarımız ve tüketim kültürü.

Bildiğiniz gibi tüketim kültürü dediğimiz kavram günümüzde oldukça değişim gösterdi. Bilişim teknolojilerinin gelişmesi, reklam sektörü falan derken, tüketimimizi belirleyen şey artık ihtiyaçlarımız değil.

Örneğin birçoğumuz, yeni bir cep telefonu alırken ihtiyacımız olduğundan değil; eski cep telefonumuz çalışıyor olmasına rağmen, daha yeni bir modeli çıktığı için satın alıyoruz. Ya da vitrinde gördüğümüz bir tişörtü ihtiyacımız olmamasına rağmen alıyor, dolaba kaldırıyor ve unutuyoruz.

Son dönemlerde sosyal medyanın da etkisiyle yeni bir tüketim ürünü olarak kitaplar ortaya çıktı. Özellikle Instagram gibi sosyal medya araçlarının gelişmesiyle beraber, birçok ‘bookstagram’ hesabından ‘birbirinden eşsiz’ kitap fotoğrafları ve tanıtımları ortalığa saçıldı. Özellikle yayınevlerinin de bu hesapları kullananlardan öne çıkan, fazla sayıda takipçiye sahip olanlara üstü kapalı olarak, reklam amaçlı göndermiş olduğu kitaplar, bu modanın yaygınlaşmasına yol açtı.

Hal böyle olunca, neredeyse her gün farklı bir kitap okuduğunu iddia eden, bu doğrultuda paylaşım yapan azımsanmayacak bir kitle ortaya çıktı. Bu kitle kitaplar hakkında (her nasılsa hemen hemen hepsi hakkında) harika yorumlar yazıp, sözde okudukları kitapları bizlere tavsiye etmeye başladılar. Bana kalırsa kısacası, kitapları okumayıp ya da okur gibi yapıp, artık onları da birer tüketim malzemesi haline getirdiler.

Bu durum öyle bir hal aldı ki, belirli yazarlar etrafında dönen ciddi bir kitap endüstrisi oluştu. Kaliteli edebi kitapların yerini; basit, kötü çevrilmiş endüstrileşmiş kitaplar aldı. Bu tek sesliliğe bir de ‘bookstagram’ hesapları arasındaki okuma yarışı ve egolar da girince durum gerçek edebiyatseverler içinden iyice keyifsiz bir hal aldı.

Tüm bu eleştirileri yaparken, gerçekten iyi kitapları seçip okuyan hesaplara ve kişilere de haksızlık yapmak istemem. Benim de okuma listemdeki kitapların şekillenmesine neden olan, keyifle takip ettiğim hesaplar da yok değil. Bu hesapların ortak özelliği ise, okuma işini bir yarışa dökmeden, hobi olarak ve okudukları kitapların seçiminden çok net ayırt edebiliyorsunuz. Bu sebepten onlara da ayrıca teşekkür etmek gerekir.

İlk yazımda uzunca bir zamandır, beni rahatsız eden bir konu ile başlamak istedim. Kitapseverlerden ricam, lütfen kitapları sayılacak birer araç olarak görmemeleri, okurken sadece keyif almaya ve iyi kitaplar okumaya özen göstermeleri. Umarım kaliteli edebiyatın reklam vb. kaygılardan uzak bir şekilde kitapseverlerle buluşmasını sağlanır bir önce. Unutmayalım kitaplar birer tüketim aracı değil.

Son olarak okurlardan da bir ricam var: Bu köşede mümkün olduğu kadar interaktif olarak sizlerden gelen önerilere de yer vermeye çalışacağım. Lütfen, beğendiğiniz okunmasını gerektiğiniz kitapları ya da fikirlerinizi benimle paylaşın. Elbirliği ile çok güzel bir okuma havuzu oluştururuz kitapseverler için belki. Ne dersiniz?

Bu yazı 2 Kasım 2018 tarihinde Kuzgun Portal’da yayınlanmıştır.

https://www.kuzgunportal.com/2018/kitaplari-tuketmek-28749/