#EskiŞarkılar

Bizde günün şarkısı diye bir gelenek var. Sevgili Türk Klasiklerini tercih ederken ben kapısını yeni araladığım bu dünyayı onun paylaşımlarıyla tanımaya çalışıyorum yavaş yavaş. Bugün de payıma bu eşsiz eser düştü:

Alâeddin Yavaşça - Tâ kim hattın ey meh-i cebînim yüce çıktı

Eserin ilk kısımarında sabah camıma vuran yağmurun huzurunu duydum. Ve eser sahibini tanımak istedim.

Alaeddin Yavaşca aslında bir hekim. Kariyerinde uzun dönem başhekimlik tecrübesi de var. Müzik hayatına çocuk yaşlarda başladığı Batı Musıkisi keman dersleri ile başlamış. Benim için çok değerli olan Münir Nurettin gibi pek çok değerli üstadtan istifade etme şansı olmuş. (Araştırırken “keşke” deyip yutkunduğumu itiraf edebilirim.) 1950'li yıllarda açılan sınavı kazanmış ve İstanbul Radyosu’nda solist icracı olmuş. O zamanlar radyolar şimdiki gibi iki kendini bilmez sunucunun laf salatası ve bitmek bilmeyen reklamlarla dolu değil tabi. Radyo kuşağının sonuna çocukluğumda yetişmiş biri olarak “bir bilmecem var çocuklar” diye başlayan reklam çıksa da avaz avaz söylesem diye beklediğimi bilirim… :) Üstadın sanat yaşamı TRT’nin çeşitli pozisyonlarında çalışmak ve koro şefliği ile ilerlemiş.

Üstadın yaşamına dair en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, akademik eğitime verdiği önem. Bu bağlamda dikkatimi en çok çekense; Türk Musikisinde, Devlete bağlı ilk Konservatuvarın kurucuları arasında yer almış olması. Kariyerine dair yazacak çok şey var ama benim aklımda kalmasını istediklerim bunlar.

Gelelim esere…

Ne yazık ki içeriğine dair bulabildiklerim çok sınırlı. Seyyid Mehmet Nuh bestesi olduğunu, nühüft makamında icra edildiğini biliyorum sadece. Keşke daha fazlası da olsaydı…

Tanrı onun gibi büyüklerimize uzun ömürler versin!