İskenderun Seferi

Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Seyyah. Hatunun telefonu ele geçirdim. Geçen haftaki 3 günlük İskenderun seyahatimden kısaca bahsetmek istiyorum.

2 aydır İskenderun’daki bir işle ilgili çalışıyordum. Konuyu sonuçlandırmak için görüşmeler yapmam gerekiyordu. Görüşeceğim kişileri İstanbul’a çağırmayı düşünüyordum ama gitmek zorunda kaldım.

İskenderun’a Hatay Havalimanı’ndan gittim. Unutmazsam Hatay Havalimanı hakkında da bir şeyler yazmak istiyorum. Yerel ofisimizin yöneticisi geç saatte beni havalimanından alıp otele bıraktı. Iyi ki de bırakmış yoksa o yorgunlukla ertesi gün zor olurdu. İskenderun’un sıcak ve nemli havası hiç hoşuma gitmedi. Sigara icmek için dışarı çıkınca nemden bunaldım. Ofise dönünce klimalar çarptı. İskenderun’dan hasta olarak dönmeyi başardım.

Anemon Otelde kaldım. Odalar genişti ama klimalar merkezi sistemle çalışıyordu. Derecesi çok soğuğa ayarlanmıştı. Klimayı 5 dakika açıp odayı serinletiyordum sonra kapatıyordum. Otel otoyol bağlantısı üzerindeydi ve çevresinde hiçbir yerleşim yeri/lokanta vs yoktu. Otelden çıkmaya üşendiğim bir akşam oda servisinden patates kızartması sipariş ettim. Gelen patates kızartması oldukça ilginç şekilde servis edilmişti.

İstanbul’a dönmeden önce İskenderun’dan yolcuya yiyecek bir şeyler götürecektim. Uçakta taşımaya uygun bir şey bulamadım. İskenderun’da Petek pastanesinde künefe yedim. Gerçekten çok başarılıydı.

Deniz Müzesi küçük ama çok güzel bir müzeydi. Eski gemilerin modelleri, eski döneme ait denizci kıyafetleri, Hatay Cumhuriyeti bölümü ve eski silah koleksiyonu vardı. Benim ilgimi en çok TCG Yavuz muharebe kruvazörünün vardiya çanı çekti. Deniz Müzesi’nde sergileniyordu.

İskenderun büyük bir ilçe, limanları ve sanayiyle büyük bir ekonomik potansiyele sahip ancak kavşaklardaki ışıklar yüzünden trafik sorunu vardı. Bu gezide şirketin verdiği Peugeot 301 kullandım. Motor sesi ve iç mekandaki detayların özensizliği pek hoşuma gitmedi. İstanbul’a dönünce bizim oğlan dediğimiz kendi arabamı hasretle süzdüm.

Belen Yaylası’ndan geçerek havalimanina gittik. Yolda koca yaylanın gecekondu kılıklı beton yığınlarıyla dolduğunu görünce çok üzüldüm.

Hatay Havalimanı Antakya ve İskenderun’un ortasına Amik Ovasına yapılmıştı. Amik Ovası Demirel’den önce bir gölmüş. Demirel bir anda gölü kurutup ova yapmış. Önemli bir sulak alan ve göçmen kuşların dinlenme alanı kaybedildi. Her kış tabiat ana kendisinden çalınan Amik Gölünü geri almak için çabalıyormuş. Havalimanını sel basıyormuş. Havalimanının ortasinda sigara içilebilen kafe vardı. Fiyatları pahalıydi ama ferah ferah sigara içmek paha biçilemezdi.