Perseid’in Peşinde…

Aslında planımız bu güzel gök olayını cuma gecesi izlemekti ama en yoğun olacağı zaman perşembe akşamına denk gelince düştük yollara.

Günün stresi Seyyah’i bazen yorabiliyor, ben free lance çalıştığım için daha az insanla muhatap olduğumdan ona göre daha şanslıyım. Bence çağımızın sorunu donanımsız ya da vizyonu dar insanların üst makamları isgal etmiş olması. Bu yüzden mümkün olduğunca birlikte geçirdiğimiz saatlerde Seyyah’ı rahatlatmaya çalışıyorum.

Dün de stresli geçince yol bize iyi gelir deyip bindik aracımıza. Bu defa rotayı biliyordum. Şile-Ağva arası şehir ışıkları az olduğundan güzel bir ter bulup orada izleyecektik Perseid Yağmuru’nu…

Aracımızı park ettiğimizde manzara böyleydi… Saat henüz erken olduğundan bir mekanda oturup gecenin keyfini çıkardık.

Oturduğumuz yerden Şile Kalesi’ni gördüğümüzde Seyyah, “bak, sünger bop kalesi” dediginde neden bahsettiğini anlamadim. Hemen gugıl amcaya danıştim. Gördüğüm şey önce komik geldi,sonra trajikomik olduğunu anladım. Saka gibiydi yahu!

Bir mekanı aslına uygun restore etmek dururken bu hale getirmenin bir izahı yok bence…

Ha gece Türk Bayrağı yansımasıyla heybetli duruyor ama gündüz tam bir fecaat.

Sonra tekrar yola çıktık… Ağva’ya giden yol çok güzeldi, aracımızın farları yolu aydınlattıkça etrafı çevreleyen ağaçların hayalet gibi bir görünüp bir kaybolmasından çok keyif aldık.

Perseid için uygun bir yer bulmakta zorlandık. Zira yol kenarı tehlikeli olabilirdi. Elverişli sayılabilecek bir yer bulduğumuzda Seyyah telefonuna kurduğu aplikasyonlar yardımıyla hangi yönü izleyeceğimizi gösterdi. İlk büyük meteor kayarken yanımda olduğu için, huzurum olduğu için gelmiş geçmiş tüm tanrılara şükrettim…

Perseus’un görünümü böyle… Sabah erken kalkacağımız için çok kalamadık ve dönüş yoluna geçtik. Bu defa harika bir hilal eşlik ediyordu gökyüzünde bize.

Eve geldiğimizde yorgun ama mutluydum. Eşsiz bir güzelliği yarimle izleyebilmiş olmanın keyfiyle sokuldum Seyyah’a…