Hayatta kalmak üzerine:“Pose”dan öğreneceğimiz 7 şey

blogender
blogender
Jun 25 · 4 min read

Tutku, Arzu ve Aile.

Ryan Murphy ve Steven Canals’ın seanryo yazarlığını yaptığı, FX yapım şirketinin 2018 yazında ve şimdilerden epey fenomenleşen dizisi “Pose”, izleyicisini 80'ler New York sokaklarında dolaşmaya davet ediyor. Çoğunluğun uyuduğu saatlerde bir kültür alanı haline gelen balolarda buluşan beyaz olmayan trans kadınlar ve kuirler, hayatın onları kendi gerçekliğinden mahrum bıraktığı yerden çıkıp, hızla sahneye koşuyor. Gerçekliği bir de bu taraftan okuyun!

Dizinin teknik ekibine baktığımızda ve özellikle Janet Mock’ı düşündüğümüzde, televizyon tarihinde ilk defa beyaz olmayan trans bir kadının, bir pop kültür yapım şirketinin yazar kadrosunda yer alması geç gelen ama azımsanmayacak ölçüde değerli bir yerde duruyor. Gece hayatı içinde uzunca bir süre doğru ve tutarlı bir şekilde temsil edilmeyen bir grup insan, şimdi kendi hikayelerini gayet zengin bir biçemde ele alıyor. Pırıltılı bir hayatın ötesinde New Yok emlak borsasının ele alınışı ya da sugar daddylerin* ekonomiye katılışı ve HIV/AIDS krizi Pose’u izlerken sıcak bir nefesi ensenizde bırakıyor. Ancak kimilerince drama havuzunda fazlaca yüzen ve zaman zaman seyri zorlaştıran bu öykünün şüphesiz kulağınıza fısıldadıkları epey süre sizinle birlikte yürüyecek!

Burada olmak için verdiğin mücadeleyi anlıyorum; ama kendin olmakta bu mücadelenin bir parçası.

Abundance hanesinin efsane annesi Elektra Abundance (Dominique Jackson), cinsiyet uyum operasyonunun sugar daddysi ile olan ilişkisini kötü etkileyeceğini aslında biliyor. Son konsültasyonunda ağladığı esnada doktoru ona kendisi olmanın önemini hatırlatır. “Özgür hissedeceksin. Bunu kendi gözlerimle gördüm ve her seferinde hayret ediyorum.” Bütün trans bireylerin ‘özgür’ hissetmek için cinsiyet uyum operasyonlarına tabi olması gerekmese de, bedenlerimizi ve atanan kaderlerimizi bir tür yapı bozuma uğratmak, dahası doğumla bize verilen bedenleri ele geçirmek işte uyum belki de bu.

Utanma gibi bir lüksümüz yok.

Evangelista hanesinin annesi Blanca Evangelista (Mj Rodriguez), evindeki çocukların hayallerinin gerçekleşmesi için her defasında onları zorlayan bir konumdadır. Blanca’nın ilk oğlu Damon (Ryan Jamaal Swain), bir dans okuluna gitmeyi hayal etmekte ancak imposter (sahtekarlık) sendromu nedeniyle seçmeleri bilinçli bir şekilde kaçırır. Blanca çocuğunu okula sürükler, Damon’ın tekrar elemelere alınması için dans öğretmenlerinden Helena St. Rogers’ı (Charlayne Woodard) ikna eder. Ne zaman ki Damon bir şeylere itiraz eder ya da karşı tepki geliştirir; işte o zaman Blanca büyük hayallerin bazen büyük riskler almak olduğunu hatırlatır. “Ancak bizim gibi siyah ya da kahverengi insanlara işaret eden, düşük gelirli kuir ya da trans insanlar için utanç gibi bir lüks ne yazık ki yok.” Yapabildiğimiz zaman ya da ucundan tuttuğumuz şeyleri bırakmamak üzerine harcadığımız çaba bundandır işte: Öyle öğreniriz, çünkü çoğu insana verilen ikinci bir şans pek çok kez Damon gibilere verilmez.

İlham ve dikkat dağıtma arasında bir fark var.

Burs kazanan Damon bir süre sonra balolar ve dans dersleri arasında kalır. Ancak bir dans provasına geç kaldığında St. Rogers Blanca ile Damon’ın önceliklerine dair konuşur. Evet, Damon oldukça yeteneklidir ancak bu yeteneğine ne kadar bağlı kalacağı ve dolayısıyla başarı faktörü önem kazanır.

Bazı sanatçılar kendimizi bir dizi farklı sanat projesinde varedebileceğimizi söyler ve hepsinin üzerinden kalkabileceğimize inanır. Ancak pek çoğumuz bırakın hepsini kucaklamak, sadece bir kısmında ustalaşmak için çalışırız. Octavia Butler’ın söylediği gibi: “Önce ilhamı unutun. Alışkanlık daha güvenilirdir. Alışkanlık olsun ya da olmasın alışkanlık sizi sürdürecektir. Alışkanlık pratikte kalıcıdır. ”

Yararlanıcı olmak için %100 hazır değilseniz, hemen şimdi vazgeçebilirsiniz.

Damon bir müzik videosu ve tura davet edildiğinde Blanca bazı yönlendirmeler için artık daha ağır davranır. Blanca bu gezinin genç Damon’ın müzik kariyerinde bir yavaşlama yaratacağına inansa da, karakterin kendi bildiği yolda ilerlemesine engel olmaz. Fırsatların karşınıza ne zaman çıkacağını bilemediğiniz gibi hazırlıklı/hazırlıksız bir an da yağmura yakalanabilirsiniz. Şimdi büyük görünebilecek bir fırsat, bir sonraki noktada daha büyük bir fırsatın engeli haline gelebilir. Mesele sadece öz geçmişinizi inşa etmek üzerine kurulu olmamalı; bir mirası nasıl şekillendireceğiniz ya da bu mirasa yol açıp/açmayacağınız da bu meselenin bir parçası olmalı.

Hayat hepimiz için aynı hızda gelir; her şeyden önce olduğunu düşünenler için bu hız azcık değişiklik gösterebilir.

Blanca kendi evini ve hikayelerini oluşturmak için Abundance hanesinden ayrılsa da, cinsiyet uyum operasyonlarına başlayan Elektra’yı ziyaret etmekten geri durmaz. Pose’un antagonisti olarak konumlanan Elektra karakteri, evinde kalan çocuklara birer akraba ilişkisinden çok bantla oraya yapıştırılmış birer özne gibi oldukça zorba bir yerden seslenir. Aslında Blanca evden ayrıldığı noktada Elektra’nın zulmüyle de mücadele eden bir tarafta konumlanır. Hastanede Elektra’yı ziyaret eden Blanca, onun sert mizacıyla en amiyane tabirle barışmaz; öfkenin ve kitleler arasındaki basamakların rahatlatıcı bir tarafı olmadığını bir köşeye iliştirir.

Birimiz yenildiği zaman hiçbirimiz kazanamayız.

Elektra’nın ilişkisinin zedelenmesiyle birlikte karakter para kazanmak için seks işçiliğine döner ve banklarda uyumaya başlar. Blanca bu durumu öğrendiğinde, Elektra düştüğü durumdan karakterin eğleneceğini zanneder. Baloların yarattığı marjinallik, şampiyonluk ya da ışıltı efektlerinin altında Blanca karaktere ve izleyiciye, aralarından bir kişinin kaybının aslında hepsinin kaybı olduğunu hatırlatır.

Hayatlarımızın bir değeri olduğunu bildiğimiz sürece durmayız.

Birinci sezonun finalinde St. Rogers Blanca’ya Damon’ın bursunun yenilendiğini söyler. Okul içinde ve öğrencilerin arasında gezdiğimiz zamanlar da, St. Rogers pek çok öğrencinin, pek çok kanala erişim imkanının olduğunu, sosyo-ekonomik olarak sahip olma imkanlarının yüksek olduğunu, ancak başarıyı sahiplenmediklerini söyler. Değeriniz yalnızca elde edebildiklerinize bağlıysa sizi düşürmek pek de zor olmayacaktır.

*sugar daddy: para babası (argo)

blogender

Written by

blogender

uçan süpürge kadın iletişim ve araştırma derneği/flying broom women’s communication and research association & gen-der studies collective #medium blog.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade