Hayallere giden son tren (1.kısım)
Hayallerime giden o son treni kaçırdım mı acaba? Galiba kaçırdım…galiba değil. Kaçırdım. Şöyle bir geriye dönüp bakıyorum düşünüyorum ve bu hatayı “şimdilik” iki defa yaptığımı görüyorum.

Sorun şu ki öyle bir zamanda gitti ki o tren, bir daha geri dönmeyecek. Ben o istasyonda yıllarca beklesem de geri gelmeyecek. Nasıl on sekizime tekrar dönemeyeceksem hayallerime giden o trende tıpkı böyle beni almak için tekrar o istasyona gelmeyecek.
Her zaman zamanın dört nala koşan bir at misali hızla geçmesini ve beni yaşamak istediğim o zaman aralığına götürmesini istemişimdir. Yapacaklarım, göreceğim yerler, keşfedeceğim tatlar, duyup da hiçbir zaman unutamayacağım kulağımdan çıkmayacak olan o müzik, kaybolacağım sokaklar ve hayatımda iz bırakacak olan farklı yüzler…Tüm bu saydıklarım o ulaşmak istediğim zaman aralığında saklıydı. Oradaki kapıların ardında gizliydi. Hepsi benimle karşılaşacakları anı bekliyordu. En az benim kadar onlarda benim hayalimi kuruyor benim için unutulmaz anılar hazırlıyordu. İyi kötü her şeyiyle kabul etmeye hazırdım onları… sonuçta onlar “benim” anılarım olacaktı. Benim hayatım, benim yaşanmışlıklarım.
