Çanakkale’nin Tamış Köyünde Bir Taş Evin Hikayesi 3 — Dört Ayın Sonu

Aldığımız zımpara makinası çok işimize yaradı. Kereste silme işlemi denilen işlemi kendimiz yapıyoruz. Bu sayede inşaatlık keresteyi rahatlıkla kullanabiliyoruz. Bu da bizi elbette büyük bir miktar harcamadan kurtarıyor. Yaptığımız hesaba göre normalde sadece pergola parasına 3 çatıyı mal ediyoruz. Husqvarna testeremizi de bugün test ettik. Ondan da aldığımız performans memnun edici oldu.

Gün sonu. Bugün de epey çalıştık epey yorulduk ama epey iş hallettik. Pergola için tüm malzemeler hazır. Yarın çakacağız. Bir sorun çıkmadığı takdirde kiremitleri hariç her şeyiyle yarın bitecek.

Güne hızlı bir başlangıç yaptık.

Pergola ortaya çıktıkça heyecan da artıyor. Çok güzel oluyor.

Pergola tahmin ettiğiniz üzere italyanca bir kelime imiş. Latincede saçak — su yolu anlamına gelen “pergula”dan gelmekte imiş. Tabii bu anlamda aslında yaptığımız bu şeyin pergola değil de veranda olduğunu da düşünmeye başladım. Çünkü ispanyolca “baranda”dan gelen verandanın sözlük anlamı “yapıların zemin katında, yer ile aynı hizada ya da yükseltilmiş, üzeri bir çatıyla örtülü, yanları açık ya da camlı, büyükçe sundurma ya da balkondur.” Bizde veranda genelde binaya entegre olmuş balkon tipindeki alanlara deniyor ama bizimki de her ne kadar bir yaşam alanını arkasına almasa da daha çok verandanın sözlük anlamına uyuyor.

Bugün gerçekten çok çalıştılar ve şahane bir işi bitirmek üzereler. İlk mangalı elbette onlar hak ediyor.

Membranını da çektik ve pergolamızı bitirdik. Masamızı sandalyemizi biter bitmez altına çektik. Bugünün de sonuna geldik. Yarın kırmızı tuğlalı binanın çatısına başlıyoruz.

Bugün de (3 Kasım) böyle başladı. Hava kapalı ama yağmur beklemiyoruz. Amacımız kırmızı tuğlalı evin çatısını bitirebilmek. Pergoladan daha kolay ama üzerine gelecek olan malzemeler fazla. Pergolaya sadece membran çektik. Burada ise önce çıtalar -ki yeni aldık dikmen kereste’den 320 tl’ye- sonra köpük ardından osb ve üzerine de membran en son da kiremit şeklinde. Bir de tuğlaların tamiri ve eksiklerinin giderilmesi var. Yani hedef bugün ama muhtemelen perşembe gününe (çarşamba çalışmayacağız) kalacak.

Ortadaki 7 metrelik kereste taşıyıcı görevi görüyor çatı için. Öylesine ağır ki 4 kişi zor yerleştirebildik çatıya.

Rabıtanın döşenmesi demek bir anlamda çatı tamam demek. :-)

Önce küçük evleri bitirmeye karar vererek ne doğru bir iş yaptığımızı şimdi daha iyi anlıyorum. Önümüzdeki 4–5 gün daha yağmur göstermiyor hava durumu uygulamaları. Eğer doğru çıkarsa muhtemelen 3 çatıyı da bitirmiş oluruz. Ana binanın çatısı da artık kıştan sonraya kalır.

Ve gün sonu. Aslında kapandı tuğlalı ev ama çatının daha işi var. Yandaki çatı ile birleşme yerlerinin ayarlanması gerekiyor. Sonrasında da çıtaları köpüğü osb’si ve yine en son membranı gelecek. Perşembe günü bitirmeyi planlıyoruz.

Bugün hazır çalışmıyorken aklımdaki birkaç şeyi unutmadan yazayım. İlki maliyetlerle ilgili. Zaten nereden ne aldık genelde çok ufak tefek değilse yazıyorum. Ancak şöyle düşünmek gerek. İnşaatın sürdüğü her gün günlük 100–150 tl’lik ekstra harcama oluyor. Bu bazan nalburdan alınacak olan bir musluk bazan acil gereken bir matkap ucu veya yetmediği için ek olarak alınan 1 kilo çivi veya ustalarla yenen bir yemek olabiliyor. Yani böyle bir günlük masraf kalemini de hesaba katmak gerek. 20 gün süren inşaat için planlarınız dışında 2000 tl’lik bir masraf daha çıkacaktır özetle.

Biz çatılar için 2. sınıf rabıta kullandık. Açıkcası 1. sınıf veya rusyadan geldiği söylenen cilalı kerestelere nazaran görüntüsünden çok çok memnunum. 2. sınıf olduğunda çapağı budağı olurmuş ve içerisinde yeşil renkler bulunurmuş. Dikmen kereste bizim 2. sınıflarımızda da çok çapak budak bulunmaz demişti ki gerçekten öyle çıktı. Yeşil renge gelince evet yeşilli kısımlar var ama neden kötü olduğunu düşündüklerini anlamış değilim. Bana kalırsa daha doğal bir görüntü veriyor. Özetle kereste için dünyanın parasını ödeyeceğinize bu seçeneği değerlendirmeyi düşünün derim. Zaten daha sonra üzerini boyuyorsunuz ahşap boyası ile. O konuda Çiğdem’in isteği açık renk yani neredeyse orijinalinin kalması yönünde. Dayımlar ise taş eve koyu renk ahşap boyasının yakışacağı fikrindeler. Ben de her ikisinin ortasında bir noktadayım. Önerim, “bir açık bir koyu alalım, gözükmeyen kısımları her ikisi ile boyayalım, bakalım hangisi hoşumuza giderse onu kullanalım” şeklinde oldu. Hafta sonu bir ihtimal bakacağız.

Bir günlük aranın ardından işimize kaldığımız yerden devam ettik bugün. 7 metrelik taşıyıcı keresteyi taş binanın çatısına yerleştirme işlemi bizi epey zorladı. 5 kişi zar zor halledebildik. Ancak yerine yerleştikten sonra artık çatıların zor kısmı bitmiş oldu. Şimdi sırasıyla salı günü bitirdiğimiz kırmızı tuğlalı evin eksiklerini sonra da cuma ve cumartesi de misafir evinin çatısının eksiklerini tamamlayacağız.

Yağmur yağabilir endişesi ile salı günü bitirdiğimiz çatının membranını çekmeye karar vermiştik. Hava durumu önümüzdeki 2–3 gün yağmur göstermese de bu işler belli olmaz. Onca emeğin boşa gitmemesi için membranı çekip rahat rahat eve dönelim dedik. Çatıdaki rabıtaların üzerine çıtalar çakarak önce köpük koyduk, ardından osb’leri yerleştirdik ve son olarak da membran çektik. Herkes çatının gerektiğinden fazla koruyucu bir yapısı olduğu fikrinde. Bakalım önümüz kış, hep beraber göreceğiz.

Yine bir gün sonu. Kırmızı tuğlalı ev de bitti. Darısı misafir evinin başına.

Köyde hava yağmurlu değil evet ama aşırı tutarsız. Bir sıcak bir soğuk. İş yaparken de terlediğim için şifayı kaptım. Üşüttüğüm için bir süredir gidemedim. Bugün işler ne durumda diye uğradık. Misafir evinin çatısı bitmek üzere. Yarın itibarı ile sanıyorum tüm çatı işleri bitecek ve artık iç kısımlarına geçeceğiz. Hatta bugün bir de Altınoluk’ta taş satan bir yere uğrayıp taş baktık. Beğendiklerimiz oldu ama henüz net bir karar almış değiliz. Atölyede yerler rabıta olabilir diye düşünüyoruz. Biraz daha vaktimiz var. Bakalım göreceğiz. Bu arada misafir evinin içindeki toprağı, bahçeden daha önce çıkan hafriyatı ve sağda solda biriken çöpleri attırdık. 5–6 traktör hafriyat çıktı, 2 gün kadar sürdü ve 800 tl verdik.

Çatı macerasının da sonuna geldik. Misafir evinin dev çatısını da yarın sabah itibarı ile bitiriyoruz. Biz de yarın öğlen itibarı ile İstanbul’a dönüyoruz. O nedenle birkaç gün inşaat hakkında yeni güncellemeler olmayacak. Ama işleri bitirip hafta sonu dönebilirsek muhtemelen bol bol güncelleme olacak. Çünkü artık içini yapmaya başlayacağız evlerin. Bakarsınız kırmızı tuğlalı evin şöminesini de yakarız haftaya.

Dayımdan son fotolar biz yoldayken geldi. Çatılar bitti. Yarından itibaren evlerin içine başlıyoruz. (Çatı bitti deyince hani kiremitler nerede diye düşünüyor insan doğal olarak ama bizimkilerin dediğine göre kiremit çatının yalnızca süsü. Onu ne zaman koysak olurmuş. Membranı çektik mi iş bitermiş.)

Sıradaki aşama; Bol Bol Sıva

İlk işimiz bahçe duvarlarının taş ile örülmesi ve yıkık taş duvarların tamamlanması olmuştu. Ardından çatıları yaptık. ve şimdi sıra geldi evlerin iç kısımlarına. İnşaatta her şey sırayla. Sırayı doğru yapmazsanız bazı şeyleri tekrar yapmak zorunda kalır ve daha fazla harcama yaparsınız. Tabii her aşamada bol bol hafriyat atılması da gerekiyor. Aslında kimi zaman buna gerek olmadığı durumlar oluyor ama ben çalışmalar sürerken etrafımız da temiz olsun istiyorum.

Bugün sıva işleri başladı. Çatı ile birleşen yerler dolacak önce. Sonra da iç duvarların mantolaması yapılacak. Kırmızı tuğlalı evin iç kısmının tamamını beyaz yapmaya karar verdik. Şömine de dahil olmak üzere. Yerleri de rabıta olacak. (Bu arada çatı için aldığımız rabıtalardan arttı. Hem de tam tuğla evin içine yetecek kadar.) Şöminenin önüne yarım ay şeklinde traverten taşı koymayı planlıyoruz. Buluştukları kısımdaki rabıtaları da keserek güzel bir detay ekleyecek ama esas amaç olarak şömineden zemine düşebilecek sıcak odun kömür parçalarının yangın tehlikesi yaratmaması olacak. Kapatma işleri için bol bol kum gideceğinden ve traktör ile bittikçe almak pahalıya geldiğinden bir kamyon kum almaya karar verdik. 1600 tl vereceğiz bu kum için Erten Ticaret’e. Köye kadar getirip uygun bir yere dökecekler. Kamyon evin bulunduğu yere giremeyeceği için köydeki traktörcümüz evin içerisine getirecek.

Kuzenim, “sürpriz: öncesi/sonrası” diye yeni fotoğraflar göndermiş. Gerçekten de sürpriz oldu. Aslında ümidimizi kesmeye yakındık ve evin dışını sıvamayı planlıyorduk. Ama kuzenim neredeyse tertemiz hale getirmiş dış kısmını. Beyaza boyayarak veya böyle tutarak kullanabiliriz. Ona bakarız ama çok güzel bir sürpriz oldu. Bakalım kapının ön kısma alınması işi de gerçekleşebilecek mi?

İşte size bir öncesi sonrası daha. Kırmızı tuğlalı evin kapısını bahçe tarafına almayı istiyordum biliyorsunuz. Bu arzum da gerçekleşti. Pek de güzel oldu. Buraya sürgülü cam gelecek. Böylelikle ev hem manzaraya açılmış hem de çok daha iyi ışık alıyor olacak.

Kırmızı tuğla evin kapısını bahçe tarafına almak çok iyi oldu. Ayrıca şömineyi de yakarak test ettik. Aslında bir sorun yok çekiyor baca ama daha pratik olması açısından içerisine bir soba koyarak kullanmak önümüzde bir opsiyon olarak bulunuyor. İlerleyen günlerde karar vereceğiz.

Kırmızı tuğlalı evin bitmesine epey az kaldı. Dolayısıyle ilk aşamanın da sonuna geliyoruz. İç sıvası bugün biterse, yarın (18 Kasım Çarşamba) Bayramoğlu’ndan kiremitleri, mermerciden kapı pencere ve şömine altı için travertenleri, yol üstündeki taşçıdan beğenmiş olduğumuz traverten benzeri taşları alacağız. Sonraki aşama tüm bu malzemelerin uygulanması olacak. Ayrıca elektrikçi ve kapı pencereciyi de ölçü alması için götüreceğiz.

Çatı kiremitlerimize karar verdik. 1250 kiremite ve mahyalarına 4750 tl ödedik. Ayrıca pergolanın altına ve tretuvarlara döşenecek traverten benzeri taşların 28 metrekaresine 2000 tl ödedik. Kırmızı tuğla evde kapı ve pencerenin altına ve şöminenin önüne gelecek olan 3 cm kalınlığındaki traverten mermerler için de 500 tl ödedik. Kiremitleri dizmeden önce çatılara çakılacak olan alın tahtaları ve kiremitleri tutması için çatıya çakılacak olan çıtalar için de Dikmen Kereste’ye 1150 tl daha ödedik. Yani neredeyse artık alacağımız inşaat malzemesi “umarım” kalmadı. Tüm malzemelerin köye nakliyesi için 700 tl ve malzemelerin indirilmesi için de bir miktar daha ödeme yapacağız.

Bugün malzemelerimiz geldi. Kiremitler kahverengi olsun istiyorduk ama ellerinde olmadığı için antrasit aldık. Bu kararı vermek zorunda kalmış olsak da antrasit renkli kiremitlerden de memnunuz. İnşaat sektörünün iflasta olduğu, sektörün durduğu filan yok. Resmen malzeme bulmak imkansız. Bulduğunuz anda almanız lazım yoksa ertesi gün yerinde yeller esiyor.

Kırmızı tuğlalı evin içi bitmek üzere. Yarın eksik sıvalar ve mantolama işlemi de yapılacak ve sonra zeminine geçeceğiz.

Ahşap verniği olarak 100'er liradan 1'er litrelik Hickson Decor teak ve walnut almıştık. Walnut’ta karar kıldık. Ancak biraz araştırma yapınca gördük ki dış mekan verniği imiş kullandığımız. Evde bulduğumuz her şeyi boyadığımız için de galiba zehirlendik. Dış mekan verniğini evin içerisinde denememek gerektiğini acı bir tecrübeyle öğrenmiş olduk. Doğru ürün Hemel Arge Universal Stain Yarı Şeffaf Ahşap Renklendirici. Zemine de sürülebiliyor ve mukavemeti daha yüksek. Hepsiburada’da 2,5 litresi 150 tl. Ayrıca elektrik anahtarları, prizler ve aydınlatmaları da almaya başladım. Anahtar ve prizleri elektrikmarket.com sitesinden viko’nun karre serisini aldım. Özelliklerine göre fiyatları 5 tl ile 20 tl arasında değişiyor. Siparişi verdikten hemen 1 gün sonra geldi. Ürünlerde herhangi bir soruna da şimdilik rastlamadım. Tavsiye ederim kısacası. Aydınlatma için de birşeyler almıştım ama yanlış almışım. Daha doğrusu ölçülerine bakmadan almışım. Düşündüğümün 4 katı büyüklükte ürünler geldi. Jupiter JW937 Dış Aydınlatma Armatürü aldım bugün tekrar. Bakalım bu kez doğru şeyi alabilmiş miyim. Göreceğiz. Tretuvarların yanlarına da Horoz 1.2 Watt Perle 6400K Led Gömme armatürlerden aldım. Yürüme yolunu keyifli bir şekilde aydınlatmayı sağlayabilir. Bunu da göreceğiz. Ayrıca bugün komşularımız bizi ziyarete geldi. Tamış’ta önümüzdeki yaz epey eğlenceli geçecek zannediyorum.

İlk mermeri pencere altına koyduk. Kırmızı tuğlalı evimiz bitmek üzere. Ayrıca bugün bahçedeki fazla taşları attık. Bahçe biraz olsun kendine geldi.

Elektrikler geliyor. Kablo boruları döşendi. Kırmızı tuğlalı ev ve pergolanın oraya verilecek elektrik için 100 metre boru gitti. Kabloları yine elektrikmarket.com’dan sipariş ettik. Kırmızı siyah mavi ve sarı-yeşil olmak üzere 4 adet 100'er metre Öznur kablo 2,5 mm NYA kablo aldım. 2 adet de kırmızı ve kahverengi 100'er metre 1,5 mm kablo aldım. 8 adet 20 amperlik siemens sigorta, 2 adet de sigorta kutusu aldım. Hepsine 1500 TL civarında bir para ödedim.

Mantolomanın köpüklerinin sıvası bitti. Artık ev iyice ortaya çıkıyor. Çatının kiremitlerinden sonra dekoratif sıva ve sonra da boyaya geçeceğiz. Bu hafta evin içi de bitebilir. Bu arada pvc kapı ve pencere için de Küçükkuyu ve Altınoluk’tan birkaç firmadan fiyat aldık. Fiyatlar 4500 TL ile 8000 TL arasında değişiyor. Henüz karar vermedik, verdiğimizde hangisine ne ödedik yazarım.

Pergola ve kırmızı tuğlalı evin kiremitlerini koyduk ve çatılarının işi bitti. Geriye bir tek misafir evinin çatısı kaldı. Umuyorum o da yarın itibarı ile bitmiş olacak. Ve çatılarda artık hiçbir işimiz kalmayacak.

Bugün muhteşem iş bitirdik. Hatta kırmızı tuğlalı evi bitirdik desem başım ağrımaz. Ne zaman çatıda çalışmaya kalksak köyde çılgın bir rüzgar oluyor. Bu sabah da rüzgar çok olunca çatıda kalan işleri bitirmek yerine içerideki işlere bakalım dedik. Ve tabanın ızgaralarını çakıp ardından şapını attık. Böylece rabıtaların çakılması dışında tüm işleri bitmiş oldu.

Sırasıyla sıva boya ve rabıta. Çarşamba günü de pvc kapı ve pencere takılacak. Pvcler için Pimapen’di Adopen’di, Winsa’ydı derken dayımın bir tanıdığından son dakika çok çok iyi fiyat aldığımız için Enderpen’de karar kıldık. Winsa vizon rengi pencere ve sürgülü kapı için en düşük 6000 tl, Adopen ve Pimapen için de 3,5 ila 4,5 arasında farklı fiyatlar almıştık. Aynı özelliklerde -eminim Winsa çok kalitelidir kuşkusuz- ama yine de bizim için yeterli olacak kalitede olduğunu düşündüğüm Enderpen 2,600 tl fiyat verdi. Enderpen diyorum ama Altınoluk’ta bir Enderpen bayisi demek daha doğru olur. Ezcümle, kırmızı tuğlalı eve eşya koyabilme hayalim 1 hafta gecikmeli de olsa gerçekleşmek üzere.

Misafir evinin çatısı da tamam. Bugün bitmiş çatılarımızın üstünde batıyor güneş. 1250 kiremitin 1100 tanesini üç çatıya taşıdık. 150 tane kiremitimiz arttı. Artanları dış kapının üzerinde ve 2 katlı taş binanın girişinde kullanmayı planlıyoruz. Çatılar epey zorladı bizi ama bir o kadar da güzel oldu. Ustalarımızın ellerine sağlık. Pazartesi gününden itibaren yağmurlar başlıyor. Epey bir süre de aralıksız yağacağa benziyor. Yerleşmeden çatıları test etme şansımız olacaktır demek bu. 20 gündür yağışsız hava bizim için çok büyük şans oldu. Kaz dağlarının dinmek bilmeyen azgın yağmurlarına umuyorum ki hazırız.

İşler bittikçe ev ortaya çıkıyor. Ev ortaya çıktıkça da ne kadar büyük bir işe girişmişiz onu anlıyorum. Hatta bugün dayımlara, ev değil sosyal tesis yaptık resmen dedim. Yüksel dayım da bence siz artık burayı ev değil işletme olarak düşünmelisiniz dedi. 2 katlı taş eve 4 oda yerleştirdi, girişteki taş evi bize tahsis etti, kırmızı tuğlalı evi de mutfak yaptı. Hakkı var ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Kendimize küçük minik bir köy evi yapmak amacıyla yola çıkmıştık, ne ara buralara geldik bilmiyorum. Ama yağmur yağarken elimde sıcak kahve ile kırmızı tuğlalı evin eşiğinden manzarayı izlediğim o zamanı iple çekiyorum.

Dekoratif sıva kalp biz. İçerden yapılan mantolamalarda duvarlar darbelere karşı daha az mukavemetli oluyor. Dekoratif sıva bu mukavemeti artırdığı gibi bence köy evlerine veya yazlık evlere en çok yakışan sıva türü. Mis gibi oldu.

Elektriklerimiz geldi. Tüm elektrik malzemelerimizi ve duvarlar için aplikleri elektrikmarket.com sitesinden aldık. Toplamda yaklaşık 3000 tl gibi bir ödeme yaptık hepsine.

Bugün İstanbul’a dönerken Çiğdem’in Yağcı Bedir feryadına son vermek için direksiyonu Sındırgı’ya kırdık. Bize 2, 2:30 saat kaybettirmiş olsa da güzel bir tur oldu. Birkaç tane halı mağazasını gezdikten sonra Yahya Can ve Oğulları’ndan Murat Hoca’ya rast geldik. Bize Yağcı Bedir ile ilgili öyle güzel bilgiler verdi ki ondan başkasından almak olmazdı bu halıları. 2 adet Yağcı Bedir’i hem de tam yerinden almış olduk. Ayrıca biz yoldayken pergolanın sıvası bitmiş onun fotoğrafları geldi. Bu arada evin boyalarını ve yine karar değiştirdiğimiz ahşap verniğini de aldık bugün. Onlara da toplamda 1000 tl gibi bir ödeme yaptık.

Pvc kapı ve pencerelerimiz de takıldı. Ellerinde vizon olmadığı ve illa ki vizon olsun istiyorsak fabrikadan gelmesini beklememiz gerektiğini belirttikleri için antrasit seçeneğine geri dönmüştük. Geçtiğimiz 2 ay içerisinde “buldun mu al” ilkesinin ne denli önemli olduğuna pek çok kez şahit olduk malum. Açıkcası fikrim yine daha iyi olduğu yönünde. Artık yer rabıtalarını çakabilir ve eşyaları yerleştirmeye başlayabiliriz.

Alt yapı çalışmaları başladı.

Bugün atölyenin yerlerini bitirdik ve şömineyi test ettik. Bacası çok iyi çekti ve hiç duman vermedi odaya. Yerler için şimdi zımpara vernik işlemleri var ve sonra da süpürgelikleri takacağız. Süpürgelikleri Koçtaş’tan aldık. Normal süpürgeliklere göre epey pahalı olan plastik ama kaliteli bir versiyonu tercih ettik. Süpürgelikler, süpürgelikleri ve çıtaları yapıştırmak için silikon mastik gibi malzemeler vernik ve ahşap dolgu malzemesi için Koçtaş’ 1100 tl ödemişiz.

Pergola ve atölye bitiyor. Yarın pergolanın şöminesini yapacağız.

Pergolanın şöminesine başladık. Hatta neredeyse bitirdik. Atölyenin yerlerini de zımparaladık ve ahşap koruyucu sürdük. Yarın bir tur daha tekrar ahşap koruyucu ardından vernik süreceğiz. Sonra artık yerleşmeye başlayabiliyoruz. Bu arada aldığımız aplikler de duvarlardaki yerlerini almaya başladı. Pergola için aldığımızdan atölyenin içine de almıştım ve kararsızdım bu konuda ama takınca çok beğendim. Her iki tarafa da ışık veren bu led aplikler duvardan aydınlatma için oldukça ideal diye düşünüyorum.

İki konu var unutmadan yazayım. Aslında ikisi de ilk fotoğrafla ilgili. İkinci fotoğraf dün öğlen saatlerinde hava nefisken çektiğim bahçemizden manzaranın fotoğrafı. İlk fotoğrafla ilgili iki konuya dönecek olursam; ilki şömine ile ilgili. Şöminenin ilk halinde kalması gerektiğini ifade eden arkadaşlarımız oldu. Ancak bilmedikleri veya pek de ilgilenmedikleri şey şu ki, biz şömineyi süs olarak değil hayli aktif şekilde ısınmak için kullanacağız. Kışın köyde bulunduğumuz sürece gece gündüz yanacak demek bu. Geçmişte şömine bu amaçla kullanılmamış. Zaten onardığımız bu alan da ev değil ağıl idi. Zaman içerisinde çatısı da sorunlu olduğu için su almış ve şöminenin onarılması gereken çok fazla yeri bulunuyordu. Sıvamak yapılabilecek en sağlıklı çözüm olduğu için böyle yaptık. Zaten evin dokusunu evin dış tuğlalarını olduğu gibi bırakarak koruyoruz. Diğer konu ise rabıtaların yerde kullanımı. Ben aslında dilediğimizde su ile yıkayabildiğimiz yer kaplaması çözümlerine gitmek istiyordum. Ama elimizde çatıdan artan malzeme olunca bu öneriye sıcak baktım. İyi ki de öyle yapmışım çünkü tüm malzemelere oranla öylesine doğal bir görünümü var ki şu an zemin konusunda çok mutluyum. Evet, epey uğraştırdı ve malzemeyi tamamen doğal hali ile kullandığımız için pek çok aşamadan geçirmek durumunda kaldık. Ancak çıkan sonuç da bir o kadar tatmin edici oldu. Fakat belirtmek isterim ki, yer için rabıta seçeneğini düşünüyorsanız daha geniş santimetreleri değerlendirmenizi tavsiye ederim. Biz 9 cm’lik rabıta bulabildiğimiz için biraz daha fazla uğraştık. Ama 12–15 cm’likler hem daha güzel görünebilir hem de daha az uğraştırır.

Tadilat süresince online alışveriş sitelerini yoğun olarak kullandık. İkea, hepsiburada, elektrik market ve şimdi aklıma gelmeyen ufak tefek şeyler aldığımız bir dolu yer oldu. Hepsi de ürünleri eksiksiz ve çok hızlı gönderdi. Tek pişmanlığım Koçtaş’tan alışveriş etmek oldu. 1 Aralık’ta yaptığım alışverişin 13 Aralık’ta hala ne durumda ve nerede olduğunu görüntüleyemiyorum. (Bu arada esas sorunun Koçtaş’tan ziyade tedarikçisi olan Evdebiz Mobilya’dan kaynaklandığı ortaya çıktı. Modüler koltuk sistemlerini beğenmiştim ama teslimat konusunda sürekli oyaladılar. Ben de siparişi iptal ettim. Alırken dikkat etmenizde fayda var. Koçtaş sipariş iptali sırasında hiçbir zoruluk çıkarmadan parayı iade etti. )

4 ayın sonunda ilk kez evde kalıyoruz

Zorunlu olarak verdiğimiz 1 haftalık aranın ardından tekrar köyümüze döndük. Artık geçici de olsa bir kapımız var. 18 Aralık Cuma günü ilk kez köyde kaldık. İlk kez akşam mangalı yaptık. Ertesi gün ilk kahvaltımızı gerçekleştirdik. İlk şarabımızı açtık. Pek çok ilkin gerçekleştiği dolu dolu bir hafta sonu oldu. Yaşarken karşımıza çıkacak sorunlarla ilgili bir ön gösterim gibiydi. Yapmamız gereken çok şey olduğunu fark ettik. Şömine ile ısınmanın romantik ama zor olduğunu da deneyimledik. Sokağa çıkma yasağının köydeyken hiçbir şey ifade etmediğini gördük. Her bakımdan keyifli ve öğretici bir hafta sonuydu.

Bu arada yerde kullandığımız rabıtalar “çalışmış.” Yani diğer anlamıyla “genleşmişler”. Neyse ki yan kısımlarda bu genleşmeyi kaldırabilecek kadar boşluklar bırakmışız. Yoksa hepsi şişer ve sökülürdü. Bir miktar zımparalama işi daha çıktı bize. Bu genleşme sorunu ve şöminenin kapı ve pencereler kapalı iken içeriye duman vermesi dışında hafta sonu kaldığımızda bir sorun yaşamadık. Yani kırmızı tuğlalı evimiz şöminesiyle ilgili yapacaklarımız dışında bitti. Pergolada da sıva ve yer işi kaldı. Şu ana kadar bu kısımların işçiliğine 15 bin tl civarında bir para ödemişiz.

25 Aralık. Bu kez de ilk defa tek başıma kalıyorum köyde. Saat 19:00'u gösterdiğinde hayat durdu. Şömineden gelen çıtırtılar ve arada öten baykuşun sesi dışında tamamen sessizlik. İleride gözüken köylerin ışıkları dışında tamamen karanlık. Hakikaten huzurlu. Tek katlı taş evimiz hakkında yeni gelişmeler var ama sanıyorum bunlardan yarın bahsedebileceğim.

Tek katlı taş evin sıvası için çevreden bir başka usta bulalım ki işler eş zamanlı yürüyebilsin demiştik. Bir usta bulduk. Cuma akşamı yeri görmek için uğradı. Uzun istişare sonrası taş evin içini sıvamaktan vazgeçtik. Çünkü layıkıyla taşların derzlerini doldurabileceğini asli işinin bu olduğunu belirtti. Biz de kendisine güvendik ama bakalım, hayırlısı. Taşları orijinal hali ile görünür şekilde bırakmak zaten en çok istediğimiz şeylerden biriydi. Bir miktar daha masraflı olacak olsa da harikulade gözükeceğine şüphem yok.

Bugün nihayet pergolanın yerlerine geçtik. Düşündüğümüzden daha çok taş gitti. Elimizdeki taş muhtemelen tretuvarları dönmeye yetmeyecek ama pergolaya yetecektir. Atölyenin kapısına kadar öreceğiz.

Size bir enflasyon bilgisi de ben vereyim. Tadilata başladığımızda çimentonun torbası 19 tl idi, bugün torbası 25 tl’den aldık. 6 ayda 6 lira zam geldi yani. Her neyse, yeni yılda geçireceğimiz 1 hafta için tüm hazırlıklar tamam. Umarım herhangi bir eksiklik hissetmeden geçirebileceğiz bu haftayı.

Yeni yıla köydeki evimizde girdik. Yattık, kalktık, yedik, içtik, köyde gezdik, komşularımızla sohbet ettik, mangal yaktık, şarap içtik. Çok güldük, çok eğlendik.

Bu arada şaraplarımızı bize çok yakın bir bağ olan Doseluna’dan alıyoruz. Zam gelmeden aldığımız fiyatlar; kırmızı 75, beyaz 70 ve roze 60 tl.

Level 4: Misafir evine geçiyoruz

Muarrem Usta ile Küçükkuyu’da buluştuk, isteklerimizi ilettik, pazarlığımızı yaptık ve el sıkıştık. İhtiyacı olan malzemelerin listesini aldık. Salı günü itibarı ile duvarların temizliğine başlayacak. Ardından derz işlemine geçecek. Tüm bunlar için Muarrem Usta ile 4500 tl’ye anlaştık. İstediği malzemeler için de yaklaşık 1500 tl ödedik. Derz ve banyo kısmının sıvanmasını takiben yerin şapı atılacak ve seramikleri döşenecek.

İşe gömüldüğüm birkaç günün ardından bir zihin boşaltma egzersizi olarak sıklıkla sorulan sorulara kendimce cevaplar vermeye çalışayım. Belki bu soruları soran birilerine faydası olur.

Şu eve ne dersin? Alınır mı?
Bu soruyu yakın bir arkadaşım soruyorsa ona alınır veya alınmaz diyebilirim. Çünkü onları az çok tanıyorum. Çevresini, bir evden beklentilerini, tatil anlayışlarını, modayla olan ilişkilerini dolayısıyla evinde kaç dolap olması gerektiğini biliyorum. Ama tanımadığım biri için bu soruya sağlıklı bir cevap veremem. Çok uygun paraya az metrekare aldığınız bir yazlığa kardeşinizi, kardeşinizin çocuklarını, kuzenlerinizi, çocuğunuzun okuldan çok yakın olduğu arkadaşlarını davet edecekseniz mantıklı bir yatırım yapmış olmazsınız. Veya sadece çok yakın 3 arkadaşı olan, sevgilisiyle yaşayan bir bekarken 800 metrekare bir yer almışsanız da börtüsüyle böceğiyle uğraşmaktan tatil yapamayacağınızı söylemek yanlış olmaz. Yani ihtiyaçlarınızı tam tanımlamanız gerek. Bugün 100 lira daha ucuz diye yarın size yeniden bir yer aldıracak bir eve emek harcamanın pek bir manası yok kısaca. Bir de aileden zengin olduğunuz için üçüne beşine bakmadan ev alabilen biri değilseniz internet sitelerinden bakarak ev almaya çalışmayın. Ben burada gerçekten yaşamak isterim, şurada şarabımı yudumluyorum, şurada mangalımı yakıyorum demenin keyfini yaşamadan böyle büyük bir karar verilmez, verilemez diye düşünüyorum.

Yıkım kararı varmış, yıkarlarmış, girilir mi?
Ben bu konuda kanunlara, mevzutlara hakim biri değilim. Bir köyden ev aldım. Köyün içinden. Issız, kimsenin olmadığı, ormanın ortasında bir yerden bahsetmiyorum. Burası bir köy ve köyde köylüler olur. Bu köylülerin evleri olur, buralarda yaşam olur. Yani köylerde ev yapabilirsiniz. Yıkım kararı varsa da yıkıp yenisini yapabilirsiniz. Nispeten sağlamsa da onarır yıkım kararını kaldırabilirsiniz. Kendinize güveniyorsanız yıkım kararına rağmen de oturabilirsiniz. Belediye bir gün para bulursa gelir yıkar. Ama kim bilir bu ne zaman olur. Elbette güvenli olmayan bir binada oturmayın ama bir köydeki tek katlı nispeten riskli evinizle, büyük şehirde güvenli olduğunu düşündüğünüz çok katlı eviniz arasındaki riski oranladığınızda zannediyorum hala köyde daha güvende olabilirsiniz.

Tadilata ne harcarız? Arkadaş almış bizim, 2 milyon harcamış!
Hani nerede? 2 milyon harcayan arkadaşınız blog tutmuş mu? Şaka bir yana, eeee? 2 milyon harcayınca belki görkemli, “ekspensiv” bir ev yapmış olabilir de, sizin istediğiniz bu mu? Yoksa halihazırda yaşadığınız büyük şehirlerdeki yapıların insanların kısaca her şeyin büyük ve iddialı olduğu üstünüze üstünüze geldiği bir ortamdan kaçıp kendinize zaman ayırdığınız bir alan yaratmak mı? Eğer öyleyse sadeleşmenin önemini tartışmaya gerek yok. Zaten, “taş ev” fikri de bu sadeliğin ve doğallığın bir temsili değil mi? İyi işçilik, kaliteli melzeme belli bir para tutacak evet ama 500 metrekare bir alanda görgüsüz değilseniz alabileceğiniz hizmet ve malzemeler ve dolayısıyla harcayabileceğiniz miktar belli. 250 bin tl’ye aldığınız yere 400 bin tl harcamak da komik olacağı için buradaki dengeyi gözetmeniz ve gözettiğiniz dengenin de bir karşılığı olduğunu bilmeniz yeterli. İnstagram’da takip ettiğiniz her tarafı beyazlarla çevrili çok acayip kareler veren evleri de kendinize hedef olarak koymamanızı öneririm. Bana kalırsa o evler sadece o kareleri vermek için kurgulanmış, kamera kapandığında ışıkların söndüğü stüdyolardan ibaret. Burada konu yine dönüp dolaşıp, kendizine ne istediğinizi sormaya geliyor. Ne istediğiniz ile neye sahip olduğunuzun dengesi de size tadilata ne harcayacağınızı gösteriyor. Daha somut cevaplar isteyenler için ise zaten tüm blog boyunca her şeyin fiyatını tek tek verdim vermeye devam ediyorum.

Misafir evinin işlerini hızlandırdık. Tabii, epey bir malzeme almamız gerekti. Oda bölmelerini ytong ile yapıyoruz. 150 adet ytong, 25 torba çimento, 250 adet harman tuğla, 25 adet 8,5'luk tuğla ve bazı uygulama malzemeleri için Küçükkuyu Gürel Yapı’ya 2200 tl ödedik. Nakliyesi için de 250 tl. Bunlar ile misafir evinin işlerini bitirebileceğiz. Bu arada, derz uygulamasının taş evlerde özellikle iç kısımlara çok yakıştığını ve hayli kullanışlı olduğunu düşünüyorum. Verdiğimiz karardan çokça memnunum.

Bu arada tretuvar taşlarımız yeterli gelmedi. Bir miktar daha almamız gerekecek. Hatta misafir evinin yerlerini de bu taşlar ile mi yapsak diye düşünüyoruz. Bakalım, henüz tam kararı veremedik.

Yakın arkadaşım Atilla bizim köyden ev bakmak için geldi. Ev hediyesi olarak da köyde rahat rahat kullanırım diye drone almış. Bu sayede evi 50 metre yukarıdan görme şansımız oldu. (Menzili 120 metreymiş ama henüz cesaret edemedik oralara çıkmaya.) Bugün Atilla’ya ev bulmak gayesiyle köyde epey gezindik. Köyün henüz gitmediğim görmediğim kısımlarından geçtik. Köyde 2 tane eski okul bulunuyor. Biri boş biri ise samanlık olarak kullanılıyor. Muhtar ile konuşmayı planlıyorum, okulu daha verimli bir şekilde kullanmak mümkün olabilir mi diye.

Sabah bahçede etrafı toparlarken karın üzerinde kedi pati izleri olamayacak büyüklükte ve sivrilikte izler gördüm. O sırada alt komşum da bahçede birşeyler yapıyordu. Ona söyledim. Tilkidir dedi. Aman ne tatlı. Bizi yemez değil mi diyemedim tabii adama, “aaa, ne güzel, ne işi var ki buralarda” dedim. Ne işi olacak tilkinin yemek arıyor işte hayvan. Börtü böcek yanına bir de tilki ekliyorum yani aklınızda olsun.

Bu arada sanıyorum ki geçen hafta salı günü gelmiştim köye. Neredeyse 1 haftadır kalıyorum. Ne yalan söyleyeyim ziyadesiyle memnunum. Hele ki kar yağışı ile birlikte huzur katsayısı iyice yükseldi. Tabii sıcaklık -2 derecelere düştü, özellikle sabaha karşı epey soğuk oluyor ama çok da üşümeden atlattım bu 1 haftayı.

Tadilata başlarken Altınoluk’ta dayımların tanıdığı bir nalburda hesap açtırmıştık. 1800 lira olmuş hesabımız. Ayrıca bugün şömine için aldığımız kazan gelecek. Normalde internette 5000 lira ve üzerine satılıyor. Tabii o versiyonlarının adı “hazne”, bizimkinin ise “kazan”. Yüksel dayımın bir tanıdığına yaptırdık tam yarı fiyatına (2500TL). Şömineyi bu hazne olmadan yakmak çok dertli. Geri tepmesi, sızması, çok zor yanması, yandıktan sonra odunların çok çabuk köz olması diye uzuyor gidiyor liste. Şöminenin çapıyla bacanın uzunluğunun bilmem nesini hesaplayıp ona göre bacayı uzatmak şömineyi küçültmek, bacaya çin bacası takmak gibi yapmanız gereken tonla işlem var aksi takdirde. Biz de uğraşmak istemediğimiz için hazne seçeneğinde karar kıldık. Hazne veya ucuz versiyonu kazan, şömineyi bir nevi sobaya dönüştürüyor. Aslında karşısına geçip oturduğunuzda şömine keyfiniz aynı ama teknik olarak o artık bir soba. Teknik ismi bizi pek ilgilendirmediğinden kazanı takıp bu sorunu da aşmak arzusundayız. Taktığımızda sonuçlarını yazarım.

Misafir evinin yerleri için terrazzo’da karar kıldık. 60x60 55 metrekare yer karoları için 4500 TL ve italyan derz için 300 TL ödedik. Karolar İstanbul’dan Ayvacık ambara gelecek, biz de oradan alacağız.

Misafir evinin elektrik tesisatı da hazır. Önceden aldığımız elektrik kabloların yeterli geldi. Kablo ihtiyacımız olmadı ama anahtarıdır, prizidir, sigortası, sigorta kutusu derken 500 TL civarında bir masrafı oldu. Kazan geldi. Yarın yerine takılacak. Bugün panel çitlerimizi de aldık. Henüz takmayacağız ama aldık dursun çünkü muhtemelen haftaya hepsine zam gelecek.
13 adet 50 cm için direkler 475 TL
10 adet 50 cm tel 700 TL
6 adet 75 cm tel 480 TL
8 adet 75 cm için direkler 312 TL
ödedik.

Haberler iyi. Size bu satırları köyde tişörtle otururken yazıyorum. Yalnız bu işin bir ayarı yok sanırım. Şimdi de ev hamam gibi oldu. Ama olsun, biraz bunun keyfini çıkaralım. Geç gelen keyif keyif midir? Keyiftir. Sabah 5 saatlik bir uğraşın ardından nihayet haznemizi yerine yerleştirebildik. Şöminemizin tipi bozuldu tabii ama onunla ilgili de yeni fikirlerimiz var. Muhtemelen tipini de eskisinden de iyi hale getireceğiz. Performansı hakikaten çok iyi. En başında zaten bu kararı vermiş olmalıymışız.

Misafir evinin şapı atıldı bugün. 5 Şubat’taki ilk ağırlamamız için işleri biraz hızlandırdık. Seramiklerimiz de geldi bugün. Bu hafta bir terslik çıkmazsa zemin bitecek. Misafir evi bittikten sonra yapacağımız birkaç iş var. Yaklaşık 10 gün kadar da o işleri halletmekle geçecek. Ve 15 Şubat gibi inşaata kısa bir ara vereceğiz. Nisan gibi 2 katlı taş ev ve havuz-bahçe işleri ile tekrar devam edeceğiz. Benim pek beğendiğim bahçesinde kuyu olan ev satılmış. Güzel ve nispeten makul fiyatlı yerler bir bir tükeniyor. Nisan ayından sonra bu civarda sezon açılacak ve gelen giden çok olacak diye düşünüyorum. İlkbaharın gelmesiyle köydeki emlak piyasasının oldukça haraketli olacağını kanısındayım.

Köyde metrekare fiyatları nedir?
Bana sorarsanız bu sorunun net bir yanıtı yok. Şu ilin şu ilçesinin şu köyünde metrekare fiyatları şu kadardır şeklinde bir cevap yok. Metrekare fiyatını her mal sahibi kendi kriterlerine göre belirliyor. Patates de değil ki bu A101'de şu kadar migros’ta bu kadar diye bakıp alasın. Kiminin önü açık diye 100 metrekare yere 300 lira istiyor, kiminin içindeki ev sapasağlam diye hiç manzarası olmayan daha küçük yere aynı parayı istiyor. İçinde 4 tane zeytin ağacı var diye 100 bin lira daha fazla isteyenini bile gördüm -ki yetişkin 4 tane zeytin ağacı alıp bahçene diksen vereceğin para 500 liradan 2000 TL.- Özetle metrekare fiyatı denen şeye ben inanmıyorum. Ha, amacınız yatırım ise, evet belki, ama yok yaşamak ise metrekare fiyatı içine girdiğinizde, oraya ısındığınızda, orayı sevdiğinizde, bir takım hayaller kurduğunuzda belirleniyor. Çünkü, belli ki bu hisleriniz orada zaman geçirmenizi, yıllarca yaşamanızı sağlayacak. Yıllarca yaşadığınızda da zaten gereğinden pahalıya da alsanız aldığınızdan çok daha değerlenecek. Bu nedenle, yaşayacağınız yeri mantıkla ve internetten değil, mantık + kalple ve gezerek bulmanız lazım. “İnternetten değil”in altını özellikle çiziyorum. Hepsiburada’dan elektrikli süpürge alır gibi ev alınamıyor. Zaten bir yerde satılık 50 yer varsa sahibinden.com veya benzeri sitelerde bunun yalnızca 10 tanesi orada yer alıyor. Emlakçılar veya evini satanlar evleri bu gibi platformlara şu veya bu sebeple koymamayı tercih ediyorlar. Koymuşlarsa da en tepe fiyattan koyuyorlar, düşen olursa çakarız mantığıyla. Ezcümle, bir vesile ile bu yazıyı sonuna kadar okumuş bu işe niyetli biri iseniz ve bu çevreyle ilgileniyorsanız yaza kalmadan gelin görün beğenin ve birini alıp kenara koyun. Ayvacık’ta 90 küsür köy bulunuyor. Kimi denize 5 km kimi denize 35 km. Ama mutlaka birinde sizin seveceğiniz ev var.

Bugün Koçtaş’a giderek lavabo, duş seti, banyo ve lavabo bataryaları, çamaşır muslukları, ayna ve benzeri eksiklerimizi aldık. 3000 küsür TL ödedik hepsine.

Seramiklerimiz döşendi, penlerimiz takıldı, elektriğimiz çekildi. Yani, misafir evimiz bitti. Artık nihayet bir adet de banyomuz var. Evin içinin bir kısmını derzli taş şeklinde bıraktığımız için çok mesuduz. Tek kelimeyle nefis oldu. Pvc doğramaları yine Enderpen’e yaptırdık ve 4100 TL verdik. Eve tam olarak istediğimiz kapıyı yaptılar. Önümüzdeki 10 gün kalan eksiklerimizi tamamlayacak ve Şubat ortasında tadilatı durduracağız. Scroll et et bitmeyen çok uzun yazımızın da sonuna geliyoruz böylelikle. Belki 2 katlı taş eve geçtiğimizde başka bir başlık altında yeniden buluşuruz kim bilir ama şimdilik izninizi istiyorum.

Bunca zamandır hiç üşenmeden okuyan, takip eden herkese selam ediyorum. Muhabbetle.

--

--

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store