Çanakkale’nin Tamış Köyünde Bir Taş Evin Hikayesi 1 — Orada Bir Köy Var Uzakta

Tamış ile ilk temas

Nihayet köye vardıktan sonra birkaç taş evi geçerek, köy kahvesinin olduğu meydana geldik. Çevre köylere göre nispeten küçük bir meydandı bu. Küçük olmasına karşın 2 çay ocağı olan bir meydan. Küçük de bir bakkal bulunuyor. Bunun dışında pek birşey yok. Badem şekeri diye bir filmin çekildiği köyde filmde kullanılan şirin bir dükkan da yine bu meydanda bulunuyor. Oturup çaylarımızı içtikten sonra emlakçının peşine takılıp eve bakmaya gittik. Bu arada içtiğimiz çaylar ve sodalar için öylesine az bir para ödedik ki gerçekten bir köyde olduğumuz hissi daha da belirginleşti. Sahibinden’den bulduğumuz ev meydana çok yakın bir yerdeydi. Bize yetecek kadar bir bahçesi, yine bize yetecek kadar da odası bulunan şirin bir ev. İlk etapta ev hakkında düşüncelerim oldukça olumluydu. Evdeki halılara da bayıldım. Her şeyiyle tam bir köy evi. Bu ev, size yazının başında bahsettiğim gibi önce 175.000 tl olan ama bizden sonra 215.000 tl’ye çıkan ev. Dışarıya da bir ekmek fırını yapmışlar. Biz herhalde bunu alırız diye düşünerek, teşekkür edip evden ayrıldık. Biraz köyün yollarında yürüyelim, köye bakalım derken o esnada bizim için Tamış maceramızda önem arzedecek bir köylü ile karşılaştık. Kendisi emlakçı değil ama köyde yaşayan biri olduğu için tüm satılık yerlere hakim bir arkadaş.

Hüseyinfakı köyünde baktığımız ev.

Kader ağlarını örüyor

Çay molası esnasında bir şey oldu. Dün bakamadığımız yanından geçtiğimiz yer vardı ya, hah, işte oranın anahtarını sahibinin bir tanıdığına bıraktığını öğrendik. Anahtarı bulduk oraya da bir bakın, dediler. Tamam dedik ama benim herhangi bir umudum yok bu konuda. Aklımda 2 yer var, birinin fiyatı belli değil, birinin belli ama işi çok. Herneyse, kalktık anahtarının getirileceği eve doğru yürüdük. Kapıya gittik, anahtar hala yok ortada, şu kırık bahçe duvarından girin içeriye bakın dediler. Ben gönüllü değilim bu konuda, zaten bahçeye girsek bile içerisindeki evin içini göremeyeceğiz nihayetinde. Bizimkiler yine de bir şekilde girmenin yollarına bakarlarken ben de hadi boşverin gidelim şurada 2 yer var onlara bakalım diyecekken -hop- birden anahtar geliverdi. İçeri girdik, bahçesini gördük ve o sırada birbirimize bakarken hepimizin yüzündeki ifade aynıydı. “Burası. Aradığımız yer tam olarak burası.” Hakikaten bahçe, bahçede bulunan yarı yıkık damlar, ve taş ev. Her şeyiyle bizim istediğimiz gibi bir yerdi. Evin anahtarı yoktu, Köyden biri önce kapıdaki asma kilidi kırmaya yeltendi, ama sonra farkına vardık ki, aslında asma kilit takılı bile değil. 2 katlı taş evin içini de gezince yere tamamiyle aşık olduk. Ve Biz burayı istiyoruz dedik. 300 civarı bir şey istediklerini söylediler ve sahibinin telefonunu verdiler.

Bir “hayırlı olsun”unuzu alırız

Eve bu kez sahibi olarak döndük. Nereye ne yapılacak hararetli bir tartışma süreci başladı hemen. Süreç çok hızlı işledi ama açıkcası şu ana kadar pişman olduğumuz bir karar vermedik. 295.000 tl’ye aldık evi. 511 metrekare içinde 2 katlı bir taş ev ve yarı yıkık olmak üzere eskiden dam olan ama şimdi bizim ev olarak kullanacağımız biri yine taş biri tuğla 2 alan ve bir de hayvanların barındığı bir yer bulunuyor. Ben kendi adıma verdiğimiz paranın karşılığını aldığımızı zaten düşünüyorum ama bilen bilmeyen kimseden de “pahalıya almışsınız” gibi bir laf duymadım -ki biliyorsunuz bir klasiktir bu söz aldıktan sonra. ..geçen hafta 150 liraya daha iyisi satıldı diye devam eder..- Evet, köyde bazı güzel yerler çok çok uygun paraya alınmış ama bu geçtiğimiz senelerde olmuş. Bundan sonra ibre hep yukarıyı gösterecektir kanaatindeyim. İşin doğrusu çok da ilgilenmiyorum çünkü biz tam istediğimiz gibi bir yere ödeyebileceğimiz miktar parayla sahip olduk. Bizim için bundan sonrası bu yeri tam istediğimiz gibi bir yaşam alanına çevirmek..

Evin bahçesinin bir kısmı ve bahçeden görünen manzara. Evden görünen yol ise zannediyorum Tuzla köyüne giden yol.

Kırıp dökme işleri başladı

Kırma dökme işini kendimiz yapmaya karar vermiştik biliyorsunuz. Ancak bu kararımızı onlara söylemediğimiz için yıkmaya başlamışlar bile. Sonra iyi ki de öyle olmuş dedik gerçi. Çünkü, evin içini bile zor boşalttık, kırıp dökmeyi kim bilir ne kadar zamanda yapacaktık. Hayvan barınağının kırılması, ana taş binanın kapısının önündeki kiremitlerin kırılması, dış kapının yanındaki ve hayvan barınağının yanındaki tuvalet pirket duvarların yıkılması, girişteki taş binanın içerisinin temizlenmesi ve bahçenin traktörle boşaltılması için 2000 tl ödedik. (300 tl indirim yaptılar evdeki bazı işlerine yarayacak malzemeleri almak karşılığında.) Yine nalburdan bazı ihtiyaçlar için de 85 tl daha ödemişiz.

Ayvacık ve köylerine ulaşım

Bizim gibi hafta içi İstanbul’da çalışıp hafta sonu köyünüze dönmek üzerine bir hayat kurmak istiyorsanız buranın hafta sonu gitmeye değecek uzaklıkta olması gerek. -ki biz çok uzun süredir her hafta sonu olmasa da Altınoluk’taki evimize özellikle yazın 2–3 haftada bir gidiyorduk. Yola alışık ve aşinayız bu sebeple.

Çanakkale ve deprem

Çanakkale ve özellikle Ayvacık mevkii son yıllarda epey deprem gören bir yer. Bu depremler çok şiddetli olmasa da bölge halkını tedirgin etmeye yetiyor. Deprem, Türkiye’nin olduğu gibi, Çanakkale’nin de gerçeği. Bundan kaçmak değil korunmak gerektiği kanaatindeyim. Bölgede yakın zamanda meydana gelen depremler nedeniyle köylülerin bir kısmı evlerini terketmişler. Ancak bunun, zaten gerçekleşecek bir kaçışın hızlandırıcısı olduğu kanaatindeyim. Devlet desteği alabilmek için depremde hasar görmemiş ama uzun yıllardır bakımsızlık nedeniyle hasarlı hale gelmiş evlerine ağır hasarlı raporu çıkarttırıyor köylüler. İstanbul’da içinde yaşadığımız binalarda depreme yakalandığımızda yapacağımız tek şey binanın yıkılmamasına dua etmek olabilir. Köyde zaten daha çok bahçede bir yaşam tasarladığımızdan bir deprem durumunda bahçede kalabileceğimiz araç gereci muhafaza edersek böyle bir durumla baş etmemiz daha kolay olur diye düşünüyorum.

Soldaki yapıyı atölye olarak kullanacağım. Sağdakini ise misafir evi veya küçük olması ve içinde şömine bulunması sebebiyle kışlık olarak kullanacağız.
Evde bulduğumuz misketler ve bizim köyden önceki köy Kulfal’ın girişindeki su birikintisi.
Taş ustaları ile anlaştık. 21 Eylül Pazartesi veya 22 Eylül Salı günü işe başlayacaklar.

--

--

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store